Bir evcil hayvanın kaybı, yalnızca tıbbi kayıtlara geçen bir son değil, sevgi bağıyla örülü bir yol arkadaşlığının bitişi, derin bir psikolojik sarsıntı ve çoğu zaman sessizce yaşanmak zorunda kalan toplumsal bir deneyimdir.
Bu yas süreci nasıl olmalı? Bu sorunun cevabını aramak için, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Veteriner Hekimliği Temel Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aysun Gültekin ve Psikolog Dr. Ayşe Topuz ile görüştük.
Mesleki etik, ‘dur’ demeyi öğretir ama ‘veda’ demeyi öğretmez
Prof. Dr. Aysun Gültekin, fakültenin laboratuvarında öğrencilerine kadavra üzerinde dikiş atmayı öğretirken, asıl eksiğin canlı bir kalple kurulacak iletişim olduğunu, "Müfredatımız fizyolojiyi, farmakolojiyi, cerrahiyi eksiksiz anlatıyor. Ancak 'ölüm haberi nasıl verilir?', 'empatik dil nasıl kurulur?' gibi konular, seçmeli bir dersin belki birkaç saatini ancak dolduruyor. Oysa bu, her mezunumuzun her gün karşılaşacağı en gerçek, en ağır mesleki pratik." şeklinde ifade etti.
Bu yas, toplumsal onaydan mahrum bırakıyor
Psikolog Dr. Ayşe Topuz, danışanlarından sıkça duyduğu "Sadece bir hayvandı, yeniden alırsın" gibi cümlelerin yarattığı görünmez tahribatı, "İnsan kaybında cenaze, taziye, yas süreci gibi toplumsal olarak kabul gören ve acıyı paylaştıran ritüeller var. Hayvan kaybında ise birey, yasını meşru bir şekilde yaşayamıyor, içine atıyor. Bu da depresyon, karmaşık yas ve yoğun suçluluk duygularına zemin hazırlayabiliyor." diyerek açıkladı. En kritik noktanın çocuklar olduğunu belirten Dr. Topuz, "Çocuğa 'uyudu, çiftliğe gitti' gibi metaforlar kullanmak, kaygı ve güvensizliğe neden olur. Onun anlayacağı dilde, yaşına uygun, dürüst bir şekilde 'bedeni artık çalışmıyor, çok hasta oldu ve artık acı çekmeyecek' demek gerekir. Onun duygusunu küçümsemeden, birlikte bir vedalaşma ritüeli oluşturmak, iyileşme sürecinin en önemli adımıdır." diyerek ebeveynleri uyardı.
Veteriner hekimde tükenmişlik, sahipte terkedilmişlik
Dr. Gültekin, meslektaşlarında sıkça gözlemlediği "ikincil travmatik stres" sendromuna, "Sürekli ölüme, acıya, çaresizliğe tanıklık ediyorsunuz. Bir süre sonra duygusal olarak körleşmek veya tam tersi, her vakada tükenme riski doğuyor. Kendi psikolojik sağlamlığımızı korumak, yalnızca bizim için değil, hastalarımız ve sahipleri için de bir sorumluluk." şeklinde dikkat çekti. Dr. Gültekin, tam da bu noktada iki mesleğin iş birliğinin hayati önemini, "Veteriner hekim, tıbben sürecin sonuna gelindiğini gösteren otoritedir. Psikolog ise bu gerçeğin duygusal olarak kabulü ve yasın sağlıklı yaşanması için bir rehberdir. İdeal olan, veteriner kliniklerinde 'kayıp sonrası destek' broşürleri bulundurulması ve profesyonel psikolojik destek için yönlendirme yapılmasıdır." şeklinde vurguladı.
Sosyal medyadan veda
Araştırmalar, yas sürecinin artık dijital alana taşındığını gösteriyor. Sosyal medyada hayvanının fotoğrafını paylaşarak veda mesajı yazan, mezar taşı yerine dijital anı sayfaları oluşturanların sayısı giderek artıyor. Dr. Topuz, bu fenomeni, "Bu, gizli kalan yasın toplumsal ifade bulma çabasıdır. Adeta 'Ben bu acıyı yaşıyorum ve bu normal' mesajı veriyor. Çevrimiçi destek grupları, benzer acıyı yaşayanlar için çok değerli bir dayanışma ağı oluşturuyor." şeklinde yorumladı.
Tıbbi sorumluluk, duygusal sorumlulukla buluşmalı
Psikolog Ayşe Topuz, bu hassas konuda toplumsal ve profesyonel anlamda sağlıklı bir ilerleme kaydedebilmek için 4 temel adımın kaçınılmaz olduğunu belirtti ve önerilerini şu şekilde sıraladı ve İlk olarak, veteriner hekimlik eğitiminde köklü bir revizyon gereğini, "Mevcut müfredatlar, klinik becerilerin yanı sıra, 'İletişim Becerileri', 'Beden Dili', 'Kötü Haber Verme Protokolleri' ve 'Yas Psikolojisinin Temelleri' gibi dersleri mutlaka zorunlu hale getirmeli. Amacımız, mezunlarımızın sadece hastayı değil, aynı zamanda sahibini de iyileştirebilme donanımına sahip olması." şeklinde vurguladı. İkinci ve toplumsal boyuta dair adımı ise, toplumsal farkındalıkta sistematik bir hamle olarak, "Hayvan kaybı sonucu yaşanan acının meşru, derin ve yoğun bir duygusal süreç olduğu gerçeği, kamu spotları, medya içerikleri ve toplum liderleri aracılığıyla sürekli işlenmeli. Bu yasın saklanması veya küçümsenmesi gereken bir şey olmadığı mesajını yaygınlaştırmalıyız." şeklinde ifade etti. Üçüncü önerisi olan disiplinlerarası köprülerin proaktif olarak kurulması konusunu, "Veteriner hekim odaları ile psikolog/psikiyatrist dernekleri, 'Yaşam Sonu Bakım ve İnsan Psikolojisi' gibi ortak başlıklarda düzenli meslek içi eğitimler düzenlemeli. Çünkü birbirimizin dilini ve sınırlarını anlamak, hastaya ve sahibine bütüncül yaklaşımın temel taşıdır." şeklinde açıkladı. Son ve en acil adım olarak gördüğü somut destek mekanizmalarının hayata geçirilmesi gerekliliğini, "Belediyeler, üniversiteler veya sivil toplum kuruluşları bünyesinde, 7/24 hizmet veren 'Evcil Hayvan Kaybı Destek Hattı' ve ücretsiz kısa süreli danışmanlık hizmetleri oluşturulmalı. İnsanlar, en kırık anlarında nereye başvuracaklarını bilmeli ve orada profesyonel bir destek bulabilmeli." vurguladı ve sözlerini tamamladı. Prof. Dr. Gültekin, geleceğin veteriner hekimlerine seslenerek şu önemli tavsiyede bulundu: "Stetoskopunuzla kalp atışını dinlemeyi öğrendiğiniz kadar, o kalp atışı durduğunda, karşınızdaki insanın kalbinde nasıl atmayı sürdüreceğinizi de öğrenin."
Bu konuyu ele alıp, hem mesleki hem de insani boyutlarıyla aydınlattıkları için Veteriner Hekim Prof. Dr. Aysun Gültekin’e ve Psikolog Dr. Ayşe Topuz'a teşekkür ederiz.
Haber: Sultan Çelikkanat
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE
Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...