Dikkat dağınıklığını yalnızca “yaramazlık” olarak görmek sorunu büyütüyor. Erken farkındalık ve doğru yaklaşım ise çocukların potansiyeline ulaşmasında belirleyici rol oynuyor.
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yalçın Özdemir, son yıllarda hem ailelerin hem de öğretmenlerin en sık dile getirdiği sorunlardan biri haline gelen dikkat dağınıklığı ve dikkat sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özdemir, özellikle erken yaşta artan ekrana maruz kalma durumunun, dikkat gelişimini olumsuz etkilediğini belirtirken; sorunun yalnızca teknolojiyle sınırlı olmadığını, çocuklara yönelik yaklaşım biçiminin de belirleyici olduğunu vurguladı.
Beyin neye alışırsa onu arar
Prof. Dr. Özdemir, günümüz çocuklarının yoğun ve hızlı uyaranlara maruz kaldığını vurgulayarak şunları söyledi: “Kısa videolar, hızlı geçişler… Beyin buna alışıyor. Sonrasında 30–40 dakikalık dersler çocuklara çok sıkıcı geliyor. Çünkü beyin alışılan o hızlı geçişi arıyor.” Özellikle erken çocukluk döneminde ekran kullanımının dikkat süresini kısaltabileceğini ifade eden Özdemir, bu durumun yalnızca pedagojik değil; nörobilimsel bir boyutunun da bulunduğunu belirtti.
Sınıfta nasıl fark ediliyor?
Dikkat sorununun öğretmen tarafından kolaylıkla gözlemlenebildiğini söyleyen Özdemir, çocukların çoğu zaman potansiyellerinin gerisinde performans gösterdiğini dile getirdi: “Öğretmeni dinlemiyor, sürekli başka şeylerle ilgileniyor, arkadaşına laf atıyor ya da yerinde durmakta zorlanıyor. Bu durum akademik başarıyı doğrudan etkiliyor.” Davranışsal belirtilerin çoğu zaman “yaramazlık” olarak yorumlandığını ancak altında dikkat güçlüğünün yatabileceğini ifade etti.
Erken müdahale çok önemli
Dikkat sorunlarının erken dönemde desteklenmemesi halinde uzun vadeli sonuçlar doğurabileceğini belirten Özdemir, araştırmaların bu çocukların ilerleyen yıllarda disiplin ve davranış sorunlarıyla daha fazla karşılaşabildiğini gösterdiğini söyledi: “Başarısız demek doğru değil ama potansiyeli ulaşabileceği yere ulaşamıyor. Uzun vadede ise ‘problemli’ ya da ‘antisosyal’ etiketleriyle karşı karşıya kalabiliyorlar.”
Aileler ne yapmalı?
Prof. Dr. Özdemir’e göre çözüm yalnızca “uyarmak” değil, strateji değiştirmekten geçiyor. Ev ortamında dikkat dağıtıcı unsurların azaltılması gerektiğini belirten Özdemir, özellikle ekran kullanımının sınırlandırılmasının önemli olduğunu vurguladı. Çalışma sürelerinin kısa aralıklarla planlanabileceğini, zamanla bu sürenin artırılabileceğini söyledi ve ekledi: “Her gün ‘Bırak telefonu, otur ders çalış’ demek işe yaramıyorsa strateji çalışmıyordur. O zaman başka bir yöntem denemek gerekir.” Kitap okuma alışkanlığının desteklenmesi ve gerekirse profesyonel yardım alınmasının da süreci kolaylaştıracağını ifade etti.
Öğretmenler için öneriler
Kalabalık sınıflarda bireyselleştirilmiş eğitim uygulamanın zor olduğunu belirten Özdemir, yine de küçük ama etkili yöntemlerin mümkün olduğunu söyledi. Dersin tekdüze anlatım yerine parçalara bölünmesi, kısa fiziksel etkinlikler eklenmesi ve öğrencinin hareket ihtiyacının kontrollü şekilde karşılanmasının dikkat süresini artırabileceğini dile getirdi. “40 dakika boyunca oturun ve beni dinleyin!” anlayışının artık yeterli olmadığını vurgulayan Özdemir, öğretmenlerin yeni stratejiler geliştirmesi gerektiğini ifade etti.
En büyük hata: Etiketlemek
Toplumda en sık yapılan yanlışın çocukları, “yaramaz” ya da “başarısız” olarak etiketlemek olduğunu söyleyen Özdemir, dikkat sorununun çoğu zaman çocuğun tercihi gibi algılandığını ancak bunun bilimsel olarak doğru olmadığını belirtti: “Tıbbi düzeyde bir dikkat probleminden bahsediyorsak bu çocuğun seçimi değildir. Uyarıyla, tehditle, cezayla çözülmez. Profesyonel destek gerekir.”
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu yalnızca sınıf içi bir disiplin meselesi değil, biyolojik, çevresel ve pedagojik boyutları olan çok yönlü bir alan. Prof. Dr. Yalçın Özdemir’e göre çözüm, çocukları etiketlemekten değil; bireysel ihtiyaçları gözeten, planlı ve bilimsel temelli yaklaşımlar geliştirmekten geçiyor.
Haber: Nisa Gül Teke
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE
Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...