Giderek yaygınlaşan peruk kullanımı, doğru seçim yapılmadığında saç ve saç derisi sağlığını tehdit edebiliyor. Uzmanlara göre bilinçli kullanım şart.
Günümüzde artan güzellik algısı, gür ve ışıldayan saçları adeta bir standart hâline getirmiş durumda. Peruk kullanımı, kimi zaman sağlık sorunları nedeniyle saç kaybı yaşayan bireyler için bir ihtiyaç, kimi zaman ise sadece estetik görünümü güçlendirmek isteyenler için bir tercih ancak estetik kaygılarla ya da sağlık nedeniyle kullanılan peruklar doğru ürün seçilmediğinde ve uygun şekilde kullanılmadığında saç ve saç derisi sağlığını tehdit eden önemli riskler barındırıyor. Konuyu derinleştirmek adına peruk seçiminde, kullanımında ve bakımında dikkat edilmesi gereken hususlar, peruk kullanımının saç sağlığına olası etkileri ve peruk sektörünün geleceğine ilişkin bilgi almak amacıyla röportaj gerçekleştirdik. Röportajımıza, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Uzman Dr. Dermatolog Metin Özkan, peruk ticareti yapan kuaför Özgür Atik ve kuaför Serkan Yılmaz ile yine kuaför olarak hizmet veren Birsen Fidan katkı sağladı. Ayrıca saç bağışları ile peruk yapıp kanser hastalarına ücretsiz hizmet sunan Kanser Savaşçıları Derneği proje asistanı Nazan Taştan ile görüşme gerçekleştirerek; peruk kullanımının, kanser hastası bireyler için önemine, saç bağışı ve peruk yapım sürecine, kanser tedavisi gören bireylerin yaşadığı zorluklara dair önemli bilgiler aldık.
Neden peruk?
Merak edilen ilk soru, peruk kullanımının kimler tarafından, neden tercih edildiği idi. Kuaför Atik soruyu şöyle yanıtladı: “Peruk satın alan kişilerin profili, genellikle kemoterapi tedavisi gören ve medikal nedenlerle buna ihtiyaç duyan bireylerden oluşuyor. Bunların yanı sıra estetik amaçla peruk, kaynak ya da protez saç kullanan bir grup müşterimiz de var ve bu grubun büyük kısmını erkekler oluşturuyor.” Atik, kendini tamamlamak ve gündelik hayatta kendine renk katmak için peruk tercih eden müşterilerinin olduğunu belirtirken, Uzm. Dr. Metin Özkan ise estetik amaçlı peruk kullanımını önermediğini vurguladı: “Doğru kullanıldığı takdirde moral olması ve özgüveni artırması açısından iyi bir alternatif olsa da özel günler ya da zorunluluklar haricinde peruk kullanılmasını önermiyorum. Peruk kullanımını daha çok tedavi sürecinde başarı sağlayamadığımız ve saç çıkma ihtimali bulunmayan hastalara öneriyorum. Kemoterapi tedavisi gören ve saçlarının yeniden çıkma ihtimali bulunan bazı hastalara gündelik yaşamda peruk takmalarını tavsiye etmiyorum çünkü bu süreçte peruk kullanımı, zarar gören saç köklerine ek yük bindiriyor.”
Kuaför koltuğunda başlayan dayanışma
Kuaför Birsen Fidan ise, peruk kullanımına ilişkin gözlemlerinin büyük bölümünün hastalık sürecindeki müşterilerden oluştuğunu belirterek, sektörde karşılaştığı deneyimleri paylaştı: “Peruk kullanımı genellikle, kanser hastalığı olan müşterilerimiz tarafından tercih ediliyor. Büyükşehirlerde, yüz şekline göre özel olarak üretilen peruk mağazaları bulunuyor. Özellikle hastalık sürecinde saç kaybı yaşayacağını öngören bazı müşteriler, saçları dökülmeden önce kendi saçlarına birebir benzer peruklar yaptırmayı tercih ediyor. Üstelik sivil toplum örgütü olan ‘Kanser Savaşçıları’nın 2015 yılında düzenlediği bir kampanya ile saçını kestirmek üzere olan ya da bağış yapmak isteyen kişiler, saçlarını kanser hastası çocuklara ve kadınlara bağışlayabiliyordu. Bazı müşterilerimiz ise saçlarını gönüllü olarak bu proje kapsamında bağışladı. Kampanya çerçevesinde üretilen peruklar, kanser tedavisi gören çocuklara moral ve motivasyon desteği sağlamış, bu süreçte hem bağış bilinci oluşturulmuş hem de sektöre gönüllü olarak destek verilmiştir. Müşterilerimiz, küçük bir katkının bile tedavi sürecindeki hastalar için ne kadar değerli olduğunu öğrendiklerinde büyük mutluluk yaşıyor ve bu duruma duyarsız kalmayarak saç bağışı yapıyordu. Bizler de bu sürecin bir parçası olmaktan ve mesleğimiz aracılığıyla sosyal fayda üretmiş olmaktan gurur duyuyoruz.” Peruk, bu yönüyle yalnızca bir aksesuar değil; dayanışmanın, umudun ve birlikte iyileşmenin sessiz bir simgesi hâline geliyor.
Saçtan örülen umut
Peruk yapımıyla birçok kişiye umut olan Kanser Savaşçıları Derneği Proje Asistanı Nazan Taştan ile bir araya geldik. Pamukkale Üniversitesi Sosyoloji Bölümü mezunu Taştan, gönüllü olarak yer aldığı derneğin kuruluş sürecini, amaçlarını ve kanser tedavisi gören bireylere nasıl destek sağladıklarını anlattı: “Kanser Savaşçıları Derneği, kanser tanısı almış bireylerin bilimsel ve psikososyal ihtiyaçlarını belirleyerek, 2015’ten bu yana bu doğrultuda çalışmalar yürüten kurumsal bir sivil toplum örgütüdür. Bu kapsamda hayata geçirdiğimiz ‘Saçım Saçın Olsun’ kampanyası, kanser nedeniyle saç kaybı yaşayan bireylerin psikolojik, fiziksel ve sosyal açıdan yeniden özgüven kazanabilmesini amaçlayan bir proje. Amacımız, onların toplum içinde kendilerini daha rahat ve güçlü hissetmelerini sağlamaktır. Saç bağışçıları bize çoğunlukla sosyal medya aracılığıyla ulaşıyor. Bağışlanan saçlar kargo yoluyla ya da elden derneğimize teslim ediliyor ve gönüllü olarak bizimle çalışan peruk üreticisine ulaştırılıyor. Hijyen işlemleri tamamlandıktan sonra peruk yapım süreci başlıyor. Peruk talep eden kanser savaşçılarımız; istedikleri takma saç modelini, peruğun uzunluğunu, rengini ve saç ayrımını bize iletiyor. Bu bilgiler doğrultusunda hazırlanan peruklar yaklaşık 1,5–2 ay içinde tamamlanıyor ve gönüllü destek aldığımız bir hastanenin katkısıyla ücretsiz olarak adreslerine gönderiliyor. Bu süreç tamamen karşılıksız ilerliyor, hiçbir şekilde ücret talep edilmiyor. Teslimat sırasında, peruk kullanıcısı için kullanım kılavuzu da paylaşıyoruz. Saç bağışı yapabilmek için ise, saç uzunluğunun en az 27 ile 30 santimetre arası olması gerekiyor. Saçta boya veya kına olması sorun oluşturmuyor ancak yakın dönemde yapılmış ağır kimyasal işlemler kabul edilmiyor. Saçların temiz, kuru ve lastik tokayla tutturulmuş şekilde gönderilmesini yeterli buluyoruz. Bağış yapmada yaş ya da cinsiyet ayrımı yoktur. Çocuklardan, kadınlardan ve erkeklerden bağış kabul ediliyor. Bir peruğun genellikle birden fazla bağışçının saçıyla hazırlandığını ve sürekli peruk kullanımını önermediğimi de belirtmek isterim.” Taştan, ‘Saçım Saçın Olsun’ kampanyasındaki temel motivasyonu şu ifadelerle anlattı: “Peruklarını teslim alan savaşçılarımızdan gelen geri dönüşler, çalışmalarımızdaki en büyük motivasyon kaynağımız. Özellikle çocuklar için hazırlanan peruklar, hem aileler hem de bizler için çok özel bir anlam taşıyor. Saç kaybı, özellikle kemoterapi sürecindeki bireyler için ciddi bir psikolojik yıkım yaratabiliyor. Bu proje, bireylerin yeniden aynaya güvenle bakabilmesi, tek başına dışarı çıkabilmesi ve hayata daha güçlü tutunabilmesi için önemli bir destek sunuyor. Aynı zamanda toplumda var olan önyargıları kırmayı ve bu konuda farkındalık oluşturmayı hedefliyoruz.” Nazan Taştan, kanser savaşçısı erkek bireyler için peruk üretimi yapamadıklarını da üzülerek belirtti. Bunun nedenini ise, “Erkek saçlarında yer alan favori kısımlarına uygun üretim altyapısının bulunmaması.” olarak açıkladı.
Peruk kullanımında sağlık riski
Peruk kullanımında ve bakımında dikkat edilmesi gerekenlerden söz eden Atik ve Yılmaz, peruk yapımı, müşteriye ulaşma süreci ve peruk çeşitleri hakkında da bilgi verdi. Atik: “Peruk çeşitlerini sentetik saç ve gerçek saç ile yapılan peruklar olarak ayırabiliriz. Doğal saçtan yapılan peruklar sentetik modellere göre çok daha uzun ömürlü ve sağlıklıdır. Aralarındaki fiyat farkından dolayı sentetik saç müşteriler tarafından daha fazla tercih ediliyor, insanlar biraz da uygun fiyatlı olana yönelmeye çalışıyor. Peruk üretimi konusunda ise Uzak Doğu ülkelerinin başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Bilhassa Çin’in tığ işçiliği ve örgü tekniği kullanarak tül kaplardan yaptığı ve birçok ülkeye olduğu gibi Türkiye’ye de ihraç ettiği peruklar müşteriler tarafından ilgiyle karşılanıyor. Oldukça zahmetli bir süreç olan peruk yapımı, doğal bir saç derisi görünümü verecek şekilde titizlikle üretiliyor. Üretilen peruklar alıcıya ulaştıktan sonra talep edilen renge boyanarak, istenilen şekle ve kesime getiriliyor. Daha sonrası için belli aralıklarla peruğu yıkayarak, kullanımdan sonra tarayarak ve havalandırarak bakımını yapmak gerekiyor. Temiz kullanılması halinde bir peruğun ömrüne ortalama 1-1,5 yıl diyebiliriz. Peruk yapımında kullanılan materyalin hava alma özelliğine sahip olması da kullanıcının sağlığı açısından oldukça önemli.” Yılmaz ise; “Peruklar, malzeme yapısına göre sentetik ve gerçek saç olmak üzere ikiye ayrılıyor. Sentetik saçlar, şekil almaması ve işlem tutmaması nedeniyle kullanıcılar için daha zorlayıcı olabiliyor. Kadınlar peruk, postiş veya kaynak saç kullanımına alıştıktan sonra bu ürünleri bırakmakta zorlanıyor çünkü takma saçlar kişiye özgüven kazandırıyor ancak bu durum, kişide bağımlılık yaparak doğal halinden uzaklaşmasına da neden olabiliyor. Takma saçlar, kişinin yüz tipi ve kaş yapısına göre seçiliyor ya da bu özelliklere uygun şekilde şekillendiriliyor. Kaynak saçların bakımı 4–5 ayda bir yapılırken, peruk gibi takıp çıkarması kolay olan ürünlerin her gün uyumadan önce çıkarılması gerekiyor. Bu sayede hem saç derisi hava alıyor hem de ürünün ömrü uzuyor.” şeklinde yanıtladı. Serkan Yılmaz ve Özgür Atik’in sunduğu bilgiler teknik açıdan bilgi sahibi olmamızı sağlarken, Dr. Özkan ise konuyu sağlık yönüyle ele alarak olası risklere dikkat çekti: “Peruk, saç diplerinin hava alabileceği bir materyalde yapılmadıysa ve kullanım doğru değilse deride maserasyon dediğimiz hamurlaşmaya neden olabilir çünkü uzun süre hava almayan saç dipleri terleme yapar ve nemli kalan bölge hamurlaşır. Derinin hamurlaşması durumu ise o bölgede bazı mikropların üremesine, kötü kokuya ve mantar oluşumuna yol açabilir. Bu gibi durumları engellemek için, derinin nefes almasını sağlayan, konforlu ve gelişmiş peruklar tercih etmekte ve her kullanımdan sonra hava almasını sağlamakta fayda var.”
Peruk saç uzamasını etkiliyor mu?
Dermatolog Metin Özkan’a peruk kullanımı yeni saçların çıkmasını veya saçın uzamasını etkiler mi sorusunu yönelttik. Özkan şöyle yanıtladı: “Saç köklerinin derinden gelmesi nedeniyle peruk kullanımı saç uzamasına etki etmez ancak yeni çıkacak olan saçları engelleyebilir; tedavi gören ve saç çıkma ihtimali bulunan hastalara da bu yüzden peruk kullanımını önermiyorum. Estetik görünmesi amacıyla ve sıklıkla kullanılan peruklar ise bir süre sonra, var olan saça zarar verebilir çünkü saç derisinin dengesi olumsuz yönde etkilenir. Bu nedenle ihtiyaç duyulmadığı sürece günlük hayatta devamlı olarak peruk kullanımını doğru bulmuyorum.” Uzman Metin Özkan, uyarıları göz ardı ederek sıkça peruk kullanan bireylerin ise alerjik reaksiyonlarla karşılaşabileceğini belirtti: “Öncelikle her türlü ürünün alerji riski barındırdığını söyleyebiliriz. Hassas cilde sahip kişilerde alerjik reaksiyon daha sık rastlanan bir durum. Peruk üretiminde kullanılan yapıştırıcı maddeler veya sentetik lifler ile saç derisindeki sürtünme birleştiğinde alerji görülebilir. Alerji belirtileri, deride yanma, kaşıntı, kızarıklık şeklindedir. Böyle durumlarda uzman görüşüne başvurmakta fayda var.” Özkan, bunun önüne geçmek için saç derisinin uzun süre havasız bırakılmaması gerektiğini tekrarladı.
Türk saçına küresel talep
Kuaför Özgür Atik, Türk saçının dünya genelinde değer gördüğünü vurgularken özellikle doğal ve dayanıklı yapısına da dikkat çekti: “Türk kadınlarının saçları kalın telli, dayanıklı ve işlem gördüğünde bile formunu koruyabildiği için uluslararası peruk sektöründe öne çıkıyor. Avrupa ve Orta Doğu’da en çok talep edilen saç tiplerinden biri olan Türk saçı, doğal parlaklığı ve uzun ömürlü yapısıyla ilgi çekiyor.” Atik, saçını satmak için gelen kadınların bir kısmının ekonomik nedenlerle, bir kısmının ise tamamen kendi isteğiyle bu yolu seçtiğini belirterek, bu sürecin nasıl işlediğini özetledi: “Saçlar önce hijyenik ortamda kesiliyor, ardından tutamlara ayrıştırılıp temizleniyor daha sonra özel işlemlerden geçirilerek peruk tabanına tek tek yerleştiriliyor ve doğal görünümlü peruklara dönüştürülüyor.” Atik, saçını satmak isteyen kişilerin mutlaka güvenilir, steril ve profesyonel işletmelere başvurması gerektiğini hatırlatarak, peruk sektörünün gelecekte daha çok gelişeceği düşüncesini de belirtti.
Yapılan değerlendirmeler, peruk kullanımında doğru ürün seçimi ve düzenli bakımın önemini ortaya koyuyor. Peruk kullanımı ve üretimi hakkında bilgi veren kuaförlerimiz Özgür Atik’e, Birsen Fidan ve Serkan Yılmaz’a, ayrıca peruk kullanımının sağlığa etkilerini değerlendiren Uzm. Dr. Metin Özkan’a katkılarından dolayı teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Haber: Esma Nur Yüksekoğlu
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE
Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...