Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


EL DEĞİŞTİREN KİTAPLARDA KALAN ANILAR: KİTAPLARIN SESSİZ YOLCULUĞU

27.12.2025
Dosya

 

Raflarda el değiştiren ve yeni anılara imza atan kitaplar, sadece okunmuş sayfaları değil aynı zamanda yaşanmışlıkları, yarım kalmış hayalleri bazen unutulmuş bir ayracı ve bir önceki okuyucusunun izlerini barındırıyor. İkinci el kitaplar, her okuyucusu ile birlikte yeni hayallere başlarken, geçmişi her sayfasında taşımaya devam ediyor. İkinci el kitaplar, eski okuyucunun bıraktığı her anı ile birlikte, geçmişle bugün arasında görünmez bir bağ kuruyor.

 

Her kitabın anlattığı hikaye kadar yaşadığı hikaye de vardır. Kitaplar sadece okunmaz. Yaşanır, yaşatılır, yol arkadaşı olur ve sonra başka yaşanmışlıklar için yeni bir hayata bırakılır. Kapakları sararmış, sayfaları kıvrılmış her kitabın kendine özgü bir geçmişi vardır. Bazen üzeri çizilen bir cümle bazen de sayfalar arasına bırakılan bir not, diğer okuyucuya ilham olmuştur. Tam da bu yüzden ikinci el kitaplar anı deposu ve merak kaynağıdır. Geçmişin izlerini taşıyan yol göstericidir. El değiştiren bu kitapların sessiz yolculukları sırasında ne bir aceleleri ne de bir umutsuzlukları vardır. Raflarda yeni okuyucularını sabırla bekleyerek, yeni hayatlarına yelken açmak isterler. Bu röportajda ise insanların ikinci el kitaplara yönelme alışkanlıklarını, sahaflardan alınan kitapların hissettirdiklerini, o sayfalarda ne aradıklarını ve kitapların hikayelerini daha yakından görmek için Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Aydın Sağlık Meslek Yüksekokulu Tıbbi Hizmetler ve Teknikler Bölümü Çevre Sağlığı Programı öğrencisi Şebnen Oğur, ADÜ Fen Fakültesi Kimya Bölümü öğrencisi Ömer Muhcizat Yılmaz, ADÜ Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü öğrencisi Leady Dianer, ADÜ Söke İşletme Fakültesi Ekonomi Bölümü öğrencisi Valentin Adjounmani ve aynı zamanda ikinci el kitap satıcısının gözünden kitapların sessiz yolculuğunu ve kitaplarla kurulan ticaretin aslında bir bağ olduğunu, bu mesleğin arkasında kalan hayalleri ve kitaplarla kurulan kişisel bağları anlamak için Sahaf Mehmet Arslan ile röportaj gerçekleştirdik.

 

“İkinci el kitapların yaşanmışlıklarına inanıyorum”

Aydın Sağlık Meslek Yüksekokulu Tıbbi Hizmetler ve Teknikler Bölümü Çevre Sağlığı Programı öğrencisi Şebnen Oğur, ikinci el kitapların, okuyucularının yaşadıklarına şahit olduğunu, kitapların yaşanmışlıklarına inandığını ve uzun zamandır yeni kitap almadığını söyledi. Oğur, “Ortaokul yıllarında başlayan kitap alışkanlığımı devam ettirmeye çalışıyorum. Ortaokuldayken hep yeni kitap almak isterdim ve çok az bile yıpranmış bir kitabı okumak istemezdim. Hem büyüdükçe hem de okumuş olduğum bölümle birlikte bu düşüncelerim tamamen değişti. Aydın’a ilk geldiğim zaman şehri tanımak için gezmeye çıkmıştım, ikinci el kitap satan bir dükkana girdim ve orada bir sahaf ile karşılaştım. Sohbetimiz sırasında sahaf, ‘ Buradaki her kitabın bir geçmişi var, bu kitaplardan birisinin geleceği de sen olmak ister misin?’ diye sordu. O an anlayamamıştım ama yinede bir kitap aldım, okumaya başladıktan sonra içerisinde bir ayraç buldum. Ayracın arkasında, ‘Hayallerinden ve hayatın sana sunduklarını yaşamaktan asla kaçma.’ yazıyordu, o zaman anlamıştım kitapların geçmişi olduğunu ve o günden sonra ben de okuduğum her kitaba bir hatıra bırakarak, kitapların yaşanmışlıklarına yaşanmışlık katmaya çalışıyorum. İkinci el kitapların yaşanmışlıklarına inanıyorum çünkü o kitapları yaşatan bizleriz ve bizler var oldukça kitapların yaşanmışlıkları olmaya devam edecek.” diyerek ikinci el kitap almaya başladığı zamanlara değindi.

 

“Yabancı olduğum şehirde tek aşina olduğum şey kitaplarım”

ADÜ Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü öğrencisi Leady Dianer, “Ben Aydın’a Kamerun’dan geldim, Türkçeyi çok fazla bilmiyor ve arkadaş edinmekte zorlanıyordum. Bu süreçte bol bol kitap okuyordum çünkü yabancı olduğum şehirde tek aşina olduğum şey kitaplarım, kitapları anlamayı ve onlara anlatmayı çok seviyorum. İkinci el kitap almak benim için bir tercihten ziyade alışkanlık, küçüklüğümde ablalarımdan kalan kitapları okur, onlarla öğrenirdim şimdi ise hem doğayı sevdiğim için hem de bu alışkanlığımı kendime doğru yol olarak gördüğüm için ikinci el kitap alıyorum. Kitapları PDF ve dijital ortamda okumayı sevmiyorum, mecbur kalmadığım sürece de internet üzerinden kitap almıyorum. Okulumzun kütüphanesinden ya da arkadaşlarımın kitaplarından ödünç aldığım kitapları okuyorum böylece hem ekonomik oluyor hem de okumak istediğim kitabın sayfalarına dokunarak, hissederek karar verebiliyorum. Bir kitap alırken asıl önemli olan, kitabın bize ne hissettireceği ve bizim kitaba ne verebileceğimiz. Kitaplar bizim arkadaşımız olmalı yoksa ne biz kitabı anlarız ne de kitap bizi. Buradaki ilk arkadaşımla konuşurken, ülkemi ve ailemi özlediğimden bahsetmiştim. Edebiyat Bölümü okuyan bir arkadaşımdı, aradan birkaç hafta geçtikten sonra Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar isimli kitabını bana hediye etti ve benim için bazı yerlerin altını çizdiğini, bazı sayfalara notlar bıraktığını söyleyerek bu kitabın bana iyi geleceğinden bahsetmişti. O kitap ile birlikte hayata bakış açım, olaylara verdiğim tepkiler ve kitaplara yaklaşımım tamamen değişti ve ben o günden sonra Türk edebiyatına daha fazla merak duymaya başladım, Türkçemi geliştirme sürecimde de okuduğum bu kitaplar bana çok yardımcı oldu. Üniversite hayatım bittikten sonra da arkadaşımın hediye ettiği bu kitabı saklamaya devam edeceğim çünkü bu kitap benim anılarımı, korkularımı ve özlemimi taşıyor.” diyerek kitapların sadece okumak için bir nesne değil bazen bir arkadaş bazen bir memleket olduğunu vurguladı.

 

“Asıl saygısızlık o kitabı hissederek okumamak”

ADÜ Söke İşletme Fakültesi Ekonomi Bölümü öğrencisi Valentin Adjounmani, kitabın sayfalarını çizmenin değil, o kitabın her bir sayfasını hissederek okumamanın saygısızlık olduğunu belirtti. Adjounmani, “ Her gün kitap okuyan birisi değilim zaten Türkçem de çok iyi değil, kendi dilimde yani Fransızca kitap bulmak da Türkiye’de biraz zor. Ben her kitabın yazıma alındığı kişi tarafından ve her okuyucusu tarafından yeniden şekillendiğine inanıyorum. Okuduğum her kitabı kendimle bağdaştırmak ve hissederek okumak isterim, bu sebeplede okuduğum kitaplarda çoğu zaman aklıma takılan cümleleri anlamak ve hissetmek için altını çizerim ve kitabı okuduktan sonra o cümleleri tekrar okurum. Bazı yaygınlaşmış düşünceler var, kitapların altını çizmek, onlara zarar vermek saygısızlıktır diye, ben öyle olduğunu düşünmüyorum bence asıl saygısızlık o kitabı hissederek okumamak. Bir kitabın kapağını açtığında başka birisinin dünyasına sessiz bir yolculuk yapıyorsun. Bazı kitaplar üzerinde uzun süre düşünmeyi, sayfalarına çizikler atmayı gerektirir.” dedi.

 

İkinci el kitaplar okurlar arasında görünmez bağlar kurar

ADÜ Fen Fakültesi Kimya Bölümü öğrencisi Ömer Muhcizat Yılmaz, ikinci el kitaplarda hem duygunun hem de bilginin paylaşıldığını söyleyerek okur arasında görünmez bağlar kurduğunu belirtti. Yılmaz, “İkinci el bir kitap alıp  okuduğumda, yalnız olmadığımı hissediyor ve o kitapla birlikte birisinin geçmişini de okuyor, anlıyor gibi hissediyorum. Günümüzde ikinci el kitap alışkanlığının çok olduğunu düşünmüyorum hatta kitap okuma alışkanlığımızı da kaybettiğimizi düşünüyorum. Teknolojinin yok ettiği bir kültür de okuma kültürümüz. Hemen hemen her gün kütüphaneye geliyorum ama çok nadir kitap okuyan birisiyle karşılaşıyorum, açıkcası bu beni hem üzüyor hem de korkutuyor çünkü okumayan ve yazmayan bir toplum yok olmaya yüz tutmuştur. Bu yüzden kitap okuyan arkadaşlarımla sık sık birbirimize okuduğumuz kitapları tavsiye veya hediye ederiz. Bu kitap paylaşma aktivitesi bize aynı zamanda duygularımızı da paylaşmayı öğretiyor ve okurlar arasında görünmez bağlar kuruyor. Ben üzerinde durduğum bir cümle, arkadaşıma da geçiyor işte bu yüzden ikinci el kitaplar bilgiyi yayarken duyguları, yaşanmışlıkları da yayıyor.” sözleriyle kitapların sadece içinde yazan hikayeleri değil, okurların da hikayelerini anlattığının üstünde durdu.

 

“Kitapların bu sessiz ama anlamlı yolculuklarına şahit olmak, en büyük başarım”

Sahaf Mehmet Arslan, “Bugüne kadar aldığım her kitaba değer vererek ona bir anı, hatıra bıraktım. Kitapları okumaktan çok anlamayı tercih ettim, sonra kendimi bu kitapların arasında buldum. Her hafta bit pazarına giderek oradan yaşanmışlığı olan kitapları seçerim, satıcısı ile uzun sohbetler ederim ve o satıcıdan öğrendiğim hikayeleri ben de başkalarına anlatırım. Tam da burada başlıyor aslında kitapların sessiz yolculuğu, onlar susuyor bu kez ve biz konuşuyoruz. Buraya gelen herkese aldığı kitabın geçmişini anlatmaya çalışıyorum, hatta beni ve dinleyenleri çok etkileyen bir anım var. Her hafta olduğu gibi bit pazarına kitap almaya gitmiştim, o sırada vefat eden bir kişinin eşyalarını satmak için gelen birisi vardı. Kitabı elime aldığım ilk an düşündüğüm tek şey ‘Anısı var mı?’ olmuştu. Satmak için getiren kişiye sorduğum zaman, ‘Bu kitaplar annemin. Annem okuma yazma bilmeyen ancak hayatını bizim için harcamış bir kadındı. Tek bir hayali vardı, okumak. Bizden istediği şey ise gerçekleştiremediği hayalini bizim gerçekleştirmemizdi. Annem bizim de yardımlarımız ile okuma yazmayı çok geç öğrendi ama öğrendikten sonra her gün okudu ve yazdı. Geçtiğimiz yıllarda onu kaybettik, uzun süre bütün eşyalarını sakladık atmaya kıyamadık. 1 hafta önce bu kitabı elime aldım, sayfalarına bakarken bir yazı gördüm, annem yazmıştı. Öldüğü zaman bütün eşyalarını birilerine vermemizi ve anılarının yaşamasını istiyordu. Ben de bugün bu isteği gerçekleştirmek için buradayım.’ demişti. O kitabı birisine satmaya kıyamadım, sadece ödünç veriyorum çünkü bir gün çöp olmasından korkuyorum. Galiba en çok etkilendiğim ve ömrümün sonuna kadar saklayacağım tek kitap olacak ve okuyabilmenin ne kadar önemli olduğunu herkese anlatmaya devam edeceğim. Kitapların bu sessiz ama anlamlı yolculuklarına şahit olmak, en büyük başarım.” sözleri ile her kitabın bir yaşanmışlığı olduğunu ve aslında bunları yakından görmenin ne kadar kıymetli olduğunu belirtti.

 

Haber: Duygu Gümüş

 

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?

  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE

  Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00