Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


EKRAN BAĞIMLILIĞI: SOSYAL İLİŞKİLERDE DEĞİŞEN DİNAMİKLER

22.03.2026
Dosya

 

Diziler yalnızca ekranda izlediğimiz sıradan hikayeler olmaktan çıktı, hayatımıza dokunan, bağ kuran ve sosyal hayatımızı derinden etkileyen bir alışkanlık haline geldi. Genç nesilden yaşlı nesile, herkes farkında olmadan bu kurgu hayatın içine bir şekilde kendini yerleştiriyor. Filmler ve dizilerdeki karakterler ile bireyler kendilerini bağdaştırıyor ve kurgu hayatlara özeniyor. Kurgu ile gerçek arasındaki sınırların kaybolması ile birlikte sosyal ilişkilerdeki dinamikler değişiyor. Filmler ve diziler bireylerin hayatlarında görünmez bir yönetici haline geldi.

 

Geçmiş yıllarda televizyon haber alma, bilgi edinme ve eğlence aracı olarak işlevini sürdürürken günümüzde bu işlevlerden uzak bir konuma taşındı. Film ve dizilerde seçilen karakterin davranışları, ele alınan hikayeler ve karmaşık yaşam tarzları izleyicilerin gündelik yaşamına sessizce sızan bir tehdit haline geldi. Bu durum özellikle ergenlik dönemindeki bireyler için arkadaş ilişkilerinde, aile bağlarında ve sosyal yaşamda derin etkiler yaratıyor. Ekran bağımlılığının arttığı bu dönemde yaşanan sorunları, çözümleri ve bireylerin değişen yapılarını daha yakından anlamak için Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ali Erdem Akgül ve Psikolog Gülçin Bulut ile röportaj gerçekleştirdik.

 

Önce bireyleri sonra kültürümüzü değiştiriyor

Dr. Öğr. Üyesi Ali Erdem Akgül, dizilerin ve filmlerin önce bireyleri değiştirdiğini ve değişen bireyler sayesinde kültürün değiştiğini vurguladı. Akgül, “Yayınlanan dizi ve filmler bireylerin bilinç altlarına girerek, bireyler farkında olmadan hayatlarına yön veriyor. Bireyler ekranda izledikleri ürünün kurgu olduğunu biliyor olmalarına rağmen sürekli bir şekilde aynı tip senaryolar ve aynı davranışlara sahip karakterlere maruz kalmak bireylerde gerçeklik algısı oluşturuyor. Bu durum bireylerin o kurgu ile gerçeklik arasındaki dengeyi kaybetmesine neden oluyor. Ekranlarda verilen kültür, Türk toplumunun değerlerine ve kültürüne aykırı olmasına rağmen sürekli maruz kalmak, önce bireyleri sonra kültürümüzü değiştiriyor. Değer algılarımızı kaybetmek demek benliğimizi ve kişiliğimizi kaybetmek demek. Özellikle medya okuryazarlığı ve dijital okuryazarlığı olmayan bireylerin dizi ve filmlerden etkilenmesi kaçınılmaz bir son.” dedi.

 

Ekran kişilerin düşüncelerini değiştirmenin en kolay yolu

Psikolog Bulut, bireylerin, düşünce ve davranışlarını değiştirmenin en kolay yolunun ekran olduğunu belirtti. Bulut, “Atalarımızın dediği ‘bir şeyi kırk defa söylersen olur’ sözünü bende ‘bir şeyi kırk defa izlersen olur’ şeklinde söylemek istiyorum. Günümüzde bize sunulan dizi ve filmler, belirli bir düzen içinde sürekli olarak aynı konuların ve aynı karakterlerin tekrarı. Zenginlik, lüks yaşamlar, mafyalık gibi hayatın normal akışının çok dışında olan hayatların ekranda verilmesi, bu dizilere maruz kalan bireylerin zamanla aynı hayata sahip olmak istemesine neden oluyor. Aynı zamanda hayatın doğal akışının dışında gerçekleşen olaylar, yanlış karakter seçimleri bireylerin düşünce tarzlarını da derinden etkiliyor. Ekran kişilerin düşüncelerini değiştirmenin en kolay yolu. Bu sebeple her yaş grubundan izleyicinin kolaylıkla ulaşabileceği dizi ve filmlerde belirli sınırlamalar getirilmeli. Özellikle 18 yaş altı dizilerde mafya, kabadayı ve fazla lüks yaşamların geçtiği konular yerine, eğitime, bilgiye ve kendi emekleri ile biryerlere gelmiş kişilerin hayat hikayelerine yer verilmeli.”dedi.

 

Gün yüzüne çıkartmak istediği sorunu yaratan kendisi

Dr. Akgül, “Bazı dizi ve filmler, toplumsal sorunlara değinmeye çalışıyor, hayat içerisinde olan yanlışları ekrana taşıyarak bireylere gerçekliği göstermek istiyor. Aslında bu düşünce yapısı çok güzel ve olması gereken bir durum fakat unutulan bir şey var gün yüzüne çıkartmak istediği sorunu yaratan kendisi. Çünkü birey gördüğünün yansımasıdır, tabi ki kötü olan her olay için dizi ve filmleri suçlamak doğru değil ama yıllardır süre gelen dizilerin yansıması olan bireyleri gene aynı dizilerin düzeltmesi beklenemez. Diziler insanları yansıtmalı, insanlar dizileri değil. Gerçek yaşamları konu olan diziler yerine uçuk yaşamları konu alan dizileri izlemek bireyleri gerçek dünyadan kopararak hayal dünyasına taşır.” diyerek, dizilerde geçen konuların bireyin hayatında olumsuz etkiler bıraktığını ve bu olumsuz etkileri ortadan kaldırmanın kolay olmadığını vurguladı.

 

Karakterler bireyde gerçekçi olmayan beklentiler doğurur

Psikolog Bulut, “Ekranda izlediğim karakterler, zamanla rol model aldığımız kişilere dönüşür. Bu durum bireyin belki de asla sahip olamayacağı hayat tarzlarına, kişiliklere ve maddi güce özenerek yanlışlar yapmasına sebep olabilir. Karakterler bireylerde gerçekçi olmayan beklentiler doğurur. İlişkilerimizde, rol model aldığımız kişileri aramak ya da o tarz kişilerle tanışmak istemek bireylerin sosyal ve aile ilişkilerine zarar verir. Bireylerde oluşan bu beklenti bireylerin gerçek dışı bir dünyada yaşamasına sebep olur. Diziler gündelik hayatın yaşam standartları çerçevesinde olmadığı sürece bireylerde yaşanan bu olumsuzluklar devam ederek, sanal ve hayal bir dünya oluşturmaya başlayacak. Bu tarz bir dünyanın oluşumu, daha fazla ekran bağımlılığı, özgüvensizlik, kişisel bozukluklar ve yalnızlaşmaya yol açabilir.” sözleri ile dizilerin yalnızca bireysel bir değişime sebep olmadığını, aynı zamanda çoklu değişime neden olduğunu belirtti.

 

Yapmış olduğumuz görüşmelerde, ekran bağımlılığının bireyin sosyal ilişkilerindeki etkilerini sosyolojik ve psikolojik yönden bizimle paylaşan, Psikolog Gülçin Bulut’a ve Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ali Erdem Akgül’e teşekkür ederiz. 

 

Haber: Duygu Gümüş 

 

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?

  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE

  Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00