İzmir’in Beydağ ilçesine bağlı Karaoba Mahallesi’nde doğan ressam Mustafa Ali Kasap, öğretmenlik deneyiminden ve yetiştiği coğrafyanın kültüründen yararlanarak erkek ve kadın efelerin yaşam mücadelelerini, Millî Mücadele’deki efe ruhu ve kültürünü, rollerini ve iç dünyalarını resimlerinde canlı renklerle yansıttığını anlattı.
Efeleri yalnızca dış görünüşleriyle değil, yaşam mücadeleleri ve duygularıyla da resmetmeye önem verdiğini belirten Mustafa Ali Kasap, eserlerinde onların iç dünyalarını görünür kılmaya çalıştığını anlattı. Erkek ve kadın efelerin Milli Mücadele’deki rollerini tuvale taşıyan Kasap, figürlerin coşkusunu canlı renklerle anlattığını dile getirdi. İlköğrenimini Ödemiş’te tamamladıktan sonra Ödemiş Lisesinden mezun olan Kasap, gençlik yıllarındaki ekonomik zorluklar nedeniyle İstanbul Güzel Sanatlar Akademisini bırakmak zorunda kaldığını belirtti. Eğitim hayatına devam eden Kasap, ardından Balıkesir Necatibey Enstitüsü Sosyal Bilgiler Bölümünden ve daha sonra da Tarih Bölümünden mezun oldu. Uzun yıllar çeşitli illerde tarih öğretmeni olarak görev yaptı. Daha sonra Ödemiş’e dönerek açtığı atölyede resim çalışmalarını sürdürdü. Öğretmenlik kimliğinin yanı sıra resim alanındaki eserleriyle tanınan Kasap, efe kültürünü ve Yörük geleneklerini yaşatmaya yönelik çalışmalarıyla 2013 yılında Efelik Kültürüne Hizmet Ödülü, 2017 yılında Halk Bilimi Ödülü başta olmak üzere çeşitli ödüller kazandı. Eserleri Almanya, ABD, Danimarka, Fransa, Hollanda, İran, Japonya, Macaristan ve Polonya gibi birçok ülkede özel koleksiyonlarda, müzelerde ve resmî kurumlarda yer aldı. Kasap’ın imzasını taşıyan efe resimleri kitap kapaklarında, halk dansları kurslarının afişlerinde ve 2019 yılında Millî Mücadele’nin 100. yılı anısına hazırlanan posta pulunda da yer aldı.
Erkek efelerin mücadelesini canlı renklerle anlattı
Efe ressamı Kasap, “Efe tasvirlerini oluştururken sadece onların dış görünüşlerine ve giysilerine odaklanmadım. Dağlardaki o zorlu yaşam koşullarını ve verdikleri mücadeleyi de ele aldım. Benim için onların yaşadıkları güçlükler çok önemliydi. Efelerin toplum tarafından nasıl benimsendiğini, Millî Mücadele’ye katılma süreçlerini çalışmalarımda hep ön planda tuttum. Onların bu varoluş ve yaşam mücadelelerini renklerimle, boyalarımla aktarmaya çalıştım.” sözleriyle efelerin yaşam mücadelesini resimlerine nasıl yansıttığını dile getirdi. Kasap, “Figürlerin dış görünüşleriyle birlikte iç dünyalarını da tuvale yansıtmak istedim. Renk seçimini tamamen bu anlayış doğrultusunda yaptım. Sonuçta bu kadar coşkulu olan bir figürü ölü renklerle anlatamazsınız. Ben de canlı renkleri tercih ederek efelerin içindeki coşkuyu öne çıkardım. Kısacası, onların hissettikleri tüm duyguları sanatçı duyarlılığı ile yorumlayarak tuvale taşıdım.” şeklinde konuştu.
“Efeleri yaşadıkları çevreyle birlikte resmettim”
Efeleri yaşadıkları çevreyle birlikte ele aldığını belirten ressam Mustafa Ali Kasap, çalışmalarında mekânın ve yöresel giysilerin önemini şu sözlerle anlattı: “Efeleri yaşadıkları çevreyle birlikte resmettim. Çalışmalarımda efelerin sadece kendilerine değil, yaşadıkları o heybetli dağlara ve mekânlara da mutlaka yer veriyorum. Figürlerin çevrelerini, bastıkları toprakları araştırmanın resimlerimi beslediğini gördüm. Yöresel giysileri en ince ayrıntısına kadar incelemek de benim için bu sürecin ayrılmaz bir parçası oldu. Tüm amacım, efelerin yaşam biçimlerini en doğru şekilde anlamak ve bunu resimlerime yansıtabilmek.” Kasap, “Benim buradaki gayem, yalnızca sahnede dans eden figürler çizmek değil. Ben efe ruhunu, efelerin içlerindeki coşkuyu anlatmaya çok büyük bir önem veriyorum. Çizdiğim figürleri, aslında bu derin duyguları izleyiciye aktarabilmek için bir araç olarak görüyorum.” sözleriyle figürlerinde yansıtmak istediği duyguları anlattı.
Kadın efe figürlerine ilgisi araştırmaya dönüştü
Anadolu kadınının özgürlük ruhunu, cesaretini ve Millî Mücadele’deki rolünü dünyaya tanıtmayı amaçlayan 'Efelerin Ressamı' Mustafa Ali Kasap, tuvallerinde kadın efe resimlerine yöneliş hikâyesini ve bu duruşun dünyaya nasıl örnek olduğunu ve bu sürecin nasıl başladığını şu sözlerle aktardı: “Kadın efe resimlerine yönelmem aslında bir film çekimi sırasında başladı. ‘Yalnız Efe’ adlı dizide Kezban karakterini canlandıran Melike Zobu’nun efe giysisi içindeki duruşundan ve görünümünden çok etkilendim. Efe kıyafetinin bir kadına bu kadar yakışacağını düşünmemiştim, bunun üzerine tarihimizdeki kadın efelerin yaşamlarını araştırmaya karar verdim. Araştırmalarım sırasında Çiftlikli Çete Kübra, Çete Ayşe ve Gördesli Makbule gibi kadın efelerimizin mezarlarını ziyaret ettim. Hayatta olan aile üyelerine ulaşarak onlardan bilgi toplamaya çalıştım. Kadınlarımızın verdiği o muazzam mücadeleyi öğrendikçe araştırmalarımı daha da genişlettim. Bu ilgim zamanla Ege coğrafyasının dışına taştı; Şerife Bacı, Kara Fatma ve Tayyar Rahmiye gibi Anadolu’nun kadın kahramanlarının yaşamlarına yöneldim. Bunları araştırdıkça, çizdikçe ve boyadıkça insan ne kadar çok şey öğrenmesi gerektiğinin farkına varıyor. Bu süreçte edindiğim her yeni bilgi, bende yeni eserler üretme isteğini artırdı.”
Kadın kahramanların tarihsel katkılarını öne çıkardı
Kadınların Millî Mücadele’de üstlendikleri sorumluluklardan etkilendiğini belirten Kasap, “Resimlerde onların cesaretini ve mücadelelerini görünür kılmayı amaçladım. Araştırmalarım sırasında kadınların katkılarının büyüklüğünü daha yakından kavradım ve bu yaşam öykülerini öğrenmek beni daha kapsamlı araştırmalara yöneltti.” sözleriyle kadınların yaşam öykülerinin, çalışmalarına etkisini dile getirdi. Kadın kahramanların daha geniş çevrelerce tanınmasını istediğini vurgulayan Kasap, “Ben kadını Millî Mücadele’nin kahramanı olarak dünyaya tanıtmak istedim. Kadın efe figürlerine özel bir yer verirken efeliği cinsiyet üzerinden değerlendirmedim. Efe ruhu cinsiyette değil, yürektedir.” diyerek efe kadınların mücadele ruhuna dikkat çekti.
Mor cepkende kadın dayanışması
Yöresel giysileri araştırırken karşılaştığı “mor cepken” geleneğine değinen ressam Mustafa Ali Kasap, “Efelerin giydiği giysileri de çok araştırdım. Bu giysilerde mor rengin yeri var. Mor, elde edilmesi en zor renklerden biridir. Kırmızı, sarı ve mavi gibi renkler çeşitli taşlardan, madenlerden, bitki köklerinden ve yapraklardan farklı yöntemlerle elde edilmiş.” ifadelerini kullandı. Mor cepkenin taşıdığı anlamı anlatan Kasap, “Mor cepken geleneğinde anneler, kızlarının çeyizini hazırlarken içine bir mor cepken koyarmış. ‘Allah sana bunu giymeyi nasip etmesin’ dermiş. Kız, evlendiği yerde kocası tarafından şiddet görürse, baskıya uğrarsa mor cepkenini giyermiş. Mor cepken, kadının silahıymış. Bunu giydiğinde diğer kadınlar etrafına toplanır, ‘Derdin ne, neden giydin?’ diye sorarmış. Duyduğum bu hikâyeyi resimlerime taşıyarak kadına yönelik şiddete tepkiyi anlatmaya çalıştım. Efe ruhu ve kültürü şiirlerde, türkülerde ve sanatımızda yaşıyor.” diye konuştu.
Efe kültürünü sanat yoluyla aktarmayı amaçladı
Atatürk’ü de efe görünümünde resmettiğini belirten ressam Kasap, bu tercihin kendi sanatsal yorumuna dayandığını açıkladı. Bu çalışmasını, Atatürk’ün efe kıyafetleriyle çekilmiş bilinen bir fotoğrafından hareketle oluşturmadığını, bu görünümü Atatürk’e kendisinin yakıştırdığını söyledi. Kasap, toplumda bazı kültürel değerlerin anlamını yitirdiğini belirterek çalışmalarında estetik değerleri önemsediğini ifade etti. Efe kültürünün gelecek kuşaklara aktarılmasına büyük önem verdiğini belirten Kasap, “Bu kültürün derin anlamını anlatabilmek için sanatın ve edebiyatın olanaklarından yararlandım. Çalışmalarımdaki temel kaygı, gençlere ve çocuklara efe kültürünü doğru tanıtmak. Bu amaçla resimlerimin yanı sıra günlüklerime ve yazılarıma da başvurdum.” ifadelerini kullandı.
Gençlere çalışma ve kendi kültürlerini tanıma önerisinde bulundu
Yeteneklerin farkına varmanın ve onları geliştirmenin önemine değinen Kasap, “İnsanlar yeteneklerinin farkında olmadan kaybolup giderler. Önemli olan, sahip oldukları yetenekleri değerlendirmeleridir. Ben sabahlara kadar resim düşünürüm resim yaparım. İnsanın yaptığı işi görmesi lazım.” diye vurguladı. Sanatsal üretimde yaşadığı çevrenin ve kültürel birikimin önemini belirten Kasap, “Bunun için çok çalışmak, çok okumak lazım. Bir de kendi kültürünü çok iyi bilmen lazım. Ödemiş gibi bir yerde yaşayıp da Amerika’daki bir güzelliğin resmini yapamazsın. Nerede yaşıyorsan orada gördüğün, duyduğun ve hissettiğin şeyleri resmedersin.” diye konuştu. Gençlere araştırma yapmalarını öneren Kasap, “Resim alanında çalışmak isteyen gençlere tavsiyem, kültürel birikimlerini geliştirmeleri ve Türkiye’deki ressamları tanımalarıdır. Kimlerin neler yaptığını araştırsınlar, bol bol çalışsınlar. Kendi kültürlerini ve yaşadıkları coğrafyayı iyi tanısınlar.” diyerek sözlerini tamamladı. Efe ressamlığına dair kıymetli deneyimlerini ve resim anlayışını paylaşan ressam Mustafa Ali Kasap’a, verdiği bilgiler ve ayırdığı zaman için teşekkür ederiz.
Haber: Ülkü Sert
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE
Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...