Güneybatı Anadolu’nun sınırlı bölgelerinde yaşayan Likya semenderleri, sıcak ve kurak dönemlerde yaşamlarını sürdürebilmek için kaya çatlakları ve nemli küçük alanlara sığınıyor. Ancak orman yangınları ve habitat değişiklikleri, bu canlıların yalnızca yaşam alanlarını değil, saklanabilecekleri küçük sığınakları da tehdit ediyor.
Amfibiler, çevrede meydana gelen değişimlere karşı hassas canlı grupları arasında yer alıyor. Kurbağa ve semenderlerin geçirgen derileri, çevredeki su ve kimyasallarla doğrudan temas etmelerine neden olurken, sıcaklık ve nem değişimleri de yaşamlarını etkileyebiliyor. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aziz Avcı, amfibilerin çevresel değişimlere karşı hassas olmasının temelinde biyolojik özelliklerinin bulunduğunu belirtiyor.
Çıplak deri hem avantaj hem dezavantaj
Amfibilerin derisinde kuşlardaki tüy, memelilerdeki kıl veya sürüngenlerdeki pul gibi koruyucu yapılar bulunmuyor. Deriye yakın kılcal damarlar, uygun koşullarda deri yoluyla oksijen alışverişine olanak sağlıyor. Ancak aynı özellik, amfibileri çevredeki değişimlere karşı daha açık hale getiriyor. Prof. Dr. Avcı, amfibilerin derilerinin çevreyle doğrudan temas halinde olması nedeniyle çeşitli kirleticilerden etkilenebildiğini belirtiyor. Özellikle tarımsal faaliyetlerde kullanılan gübre ve ilaçların su kaynaklarına ulaşmasının, amfibilerin farklı yaşam evrelerinde sorunlara yol açabileceğine dikkat çekiyor. Derinin geçirgen olması aynı zamanda su kaybı riskini de artırıyor. Bu nedenle semenderler için yalnızca su kaynaklarının değil, nemli ve gölgeli karasal alanların da önemi bulunuyor.
Her semender yaşamını suda geçirmiyor
Amfibiler denildiğinde yaşamın tamamen suya bağlı olduğu düşünülse de bu durum bütün türler için geçerli değil. Prof. Dr. Avcı, Güneybatı Anadolu’da yaşayan bazı kara semenderlerinin özellikle yağışlı ve nemli dönemlerde karasal ortamda aktif olduğunu belirtiyor. Bu dönemlerde beslenen ve çiftleşen semenderler, sıcak ve kurak dönemlerde ise daha korunaklı alanlara çekiliyor. Bu nedenle semenderlerin yaşam alanlarının korunması yalnızca göl, dere veya diğer su kaynaklarının korunmasıyla sınırlı değil. Kaya aralıkları, taş altları, toprak içindeki boşluklar ve nemli mikrohabitatlar da bu canlıların yaşamının bir parçasını oluşturuyor.
Sıcak havalarda yaşam yavaşlıyor
Semenderlerin sıcak ve kurak dönemlere karşı geliştirdiği önemli davranışlardan biri yaz uykusu olarak bilinen estivasyon. Hava sıcaklığının yükselmesi ve nemin azalmasıyla birlikte aktivitesi düşen semenderler, daha serin ve nemli alanlara çekiliyor. Metabolizmalarının yavaşlaması sayesinde bu dönemi daha az enerji harcayarak geçirmeye çalışıyorlar. Ancak sıcak ve kurak dönemlerin uzaması, bu dinlenme sürecini de etkileyebiliyor. Yaz uykusunun normalden uzun sürmesi, semenderlerin sahip oldukları enerji depolarını daha uzun süre kullanmaları anlamına geliyor. Kış döneminde ise yağış ve nem koşullarının artmasıyla birlikte semenderlerin aktif dönemleri başlıyor. Böylece sıcak ve kurak dönemlerde saklanan canlılar, uygun hava koşullarında yeniden yüzeye çıkıyor.
Gözleri karanlığa uyum sağlıyor
Semenderlerin yaşam biçimleri yalnızca sıcaklık ve neme göre şekillenmiyor. Özellikle gece aktif olan türlerde görme de çevreye uyumun önemli parçalarından biri. Büyük ve belirgin gözleri sayesinde düşük ışık koşullarında hareket edebilen semenderler, günün sıcak saatlerinde ise daha çok saklanmayı tercih ediyor. Bu durum, onların neden taş altları, kaya çatlakları ve gölgeli alanlar gibi korunaklı mikrohabitatlara bağlı olduğunu da gösteriyor.
Semenderlerin görünmeyen sığınakları
Likya semenderlerinin yaşamında dikkat çeken noktalardan biri, geniş alanlarda rastgele hareket etmemeleri. Kaya bloklarının arasındaki nemli çatlaklar, karstik yapıdaki boşluklar ve benzeri küçük sığınaklar sıcak dönemlerde semenderler için önemli korunaklar oluşturuyor. Bu nedenle bir ormanın varlığını sürdürmesi tek başına yeterli olmayabiliyor. Ormanın içerisinde bulunan ve çoğu zaman gözden kaçan küçük yaşam alanlarının da korunması gerekiyor. Prof. Dr. Avcı, Likya semenderlerinin dar lokalitelerde yaşamasının onları habitat değişikliklerine karşı daha hassas hale getirdiğini belirtiyor: “Bunlar ormanlık bir alanda, dar lokalitelerde yaşıyorlar. Bu hayvanlar bulundukları ortamı da terk etmiyorlar, yuvaya bağımlı canlılar. Bu özellik, yangın veya habitatın değiştirilmesi durumunda semenderlerin başka bir bölgeye geçerek yaşamlarını sürdürmesini zorlaştırıyor.”
Ormanın kaybı yalnızca ağaçların kaybı değil
Likya semenderleri için orman yangınlarının etkisi yalnızca ağaçların yanmasıyla sınırlı değil. Yangınla birlikte canlıların saklandığı taşlık alanlar, gölgeli bölgeler ve nem dengesini sağlayan mikrohabitatlar da değişebiliyor. Prof. Dr. Avcı, orman yangını veya kesim sonrasında semenderlerin güneş ve yüksek sıcaklık nedeniyle açıkta kalabileceğine dikkat çekiyor: “Orman yanacak olursa veyahut da kesilecek olursa açıkta kalacaklarından dolayı, çok fazla güneş ışığında olmaması gerektiği için bu tür o bölgede yok olabilir.” Güneybatı Anadolu’da sınırlı alanlarda yaşayan Likya semenderleri açısından bu durum, habitat kaybının neden önemli bir tehdit olduğunu gösteriyor.
Sessiz değişimin göstergeleri
Amfibilerin çevresel değişimlere karşı hassas olması, onları ekosistemlerde meydana gelen değişimleri gözlemlemek açısından önemli hale getiriyor. Prof. Dr. Avcı, bu canlıların çevresel değişimleri erken gösterebilen türler arasında bulunduğunu belirterek, “Derileri çıplak olduğu için ilk etkilenebilecek türler onlardır veyahut da etkilendiklerini ilk gösterebilen türlerdir. Bu nedenle bir semenderin yaşam alanında meydana gelen değişim, yalnızca o türün karşı karşıya olduğu bir sorun olarak değerlendirilmiyor. Semenderlerin yaşadığı nem, sıcaklık, su ve bitki örtüsü koşullarındaki değişimler, daha geniş bir ekolojik dönüşümün işareti olabiliyor.’’
Güneybatı Anadolu’nun sınırlı bölgelerinde yaşayan Likya semenderleri için yaşam, çoğu zaman gözle görülmeyen küçük sığınaklara bağlı. Bir kaya çatlağının içindeki nem, bir taşın sağladığı gölge ya da orman tabanındaki küçük bir boşluk, sıcak bir yaz döneminde bu canlılar için yaşamla ölüm arasındaki farkı oluşturabiliyor. Semenderlerin korunması bu nedenle yalnızca ormanların veya su kaynaklarının korunmasıyla sınırlı değil; onların yaşamlarını sürdürebildikleri bu küçük ve sessiz sığınakların da korunmasını gerektiriyor.
Haber: Buse Başaran
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE
Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...