Erken yaşta fark edilen dil ve konuşma güçlüklerinde doğru zamanda yapılan müdahale, çocukların yalnızca iletişim becerilerini değil sosyal yaşamlarını, akademik gelişimlerini ve aile içi ilişkilerini de doğrudan etkiliyor. Uzmanlar, ailelerin sürece aktif katılımının tedavinin başarısında belirleyici olduğuna dikkat çekiyor.
Çocukluk döneminde dil ve konuşma gelişimi, bireyin dünyayla kurduğu ilişkinin temel yapı taşlarından biri olarak kabul ediliyor. Bu alanda yaşanan gecikmeler ya da iletişim güçlükleri, yalnızca konuşma becerisiyle sınırlı kalmayıp sosyal etkileşimden öğrenme süreçlerine kadar pek çok alanı etkileyebiliyor. Anadolu Üniversitesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü mezunu olan Dil ve Konuşma Terapisti Yasemin Tümkaya, nörogelişimsel bozukluklar üzerine çalışmalar yürütüyor. Özellikle otizm spektrum bozukluğu, özgül öğrenme güçlüğü, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu alanlarında uzmanlaşan Tümkaya, dil ve konuşma terapisinin kapsamını, erken müdahalenin neden kritik olduğunu ve ailelerin süreçte üstlendiği rolü anlattı. Araştırma kapsamında görüşlerini paylaşan Dil ve Konuşma Terapisti Elifsu Şeker ise çocuklarda dijitalleşmenin iletişim ve dil gelişimi üzerindeki etkileri üzerine çalışmalar yürütüyor. Şeker, dijitalleşmenin çocukların iletişim alışkanlıkları üzerindeki etkilerine dikkat çekti.
Dil ve konuşma terapisi bir sağlık alanıdır
Dil ve Konuşma Terapisti Yasemin Tümkaya, mesleğe yöneliş sürecinin tesadüflerle şekillendiğini belirtti. Uzun yıllar tıp eğitimi hedeflediğini ifade eden Tümkaya, üniversite tercih döneminde dil ve konuşma terapisiyle tanıştığını söyledi. Tümkaya, toplumda sıkça yanlış bilinen bir noktaya dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Dil ve konuşma terapisi diksiyon eğitimi ya da bölgesel ağız özelliklerini değiştirmek değildir. Bizler sağlık mensubuyuz ve iletişimle ilgili sorun yaşayan bireylerin hayatını kolaylaştırmaya çalışıyoruz.” Dil ve konuşma terapisinin yalnızca çocuklarla sınırlı olmadığını belirten Tümkaya, konuşma akıcılığı bozuklukları, artikülasyon problemleri, otizm spektrum bozukluğu, dikkat eksikliği, yutma bozuklukları ve inme sonrası konuşma kaybı yaşayan yetişkinlerle de çalıştıklarını ifade etti.
Erken müdahale neden önemli?
Tümkaya’ya göre dil ve konuşma terapilerinde erken müdahale kritik bir rol oynuyor. Beynin öğrenme kapasitesinin küçük yaşlarda çok daha güçlü olduğunu belirten terapist, özellikle 0-3 yaş döneminin önemine dikkat çekti. “Yaş ilerledikçe beynin öğrenme hızı yavaşlamaya başlar. Müdahale geciktiğinde çocuk ile akranları arasındaki gelişim farkı giderek açılabiliyor.” Tümkaya, erken dönemde başlanan terapilerin hem nöral plastisiteden daha fazla yararlanılmasını sağladığını hem de çocukların sosyal yaşamda daha az zorlanmasına yardımcı olduğunu söyledi.
Travma ve ekran maruziyeti risk oluşturabiliyor
Röportajda deprem gibi travmatik olayların çocuk gelişimine etkileri de değerlendirildi. Tümkaya, duygusal travmaların tek başına kalıcı bir dil bozukluğu oluşturmadığını ancak altta bulunan risk faktörlerini tetikleyebileceğini ifade etti. Yoğun ekran kullanımının da çocuk gelişiminde ciddi sorunlara yol açtığını belirten Tümkaya, şu değerlendirmede bulundu: “Ekran maruziyeti dil gelişimini doğrudan oluşturan alt bilişsel becerileri etkiliyor. Bunun yanında uyku problemleri, beslenme sorunları ve sosyal iletişim eksikliği gibi farklı sonuçlar da ortaya çıkabiliyor.”
Aileler uçlarda ebeveynlik sergiliyor
Tümkaya’ya göre ailelerin en sık yaptığı hata, çocukları birey olarak görmekte zorlanmaları. Bazı ailelerin aşırı otoriter, bazılarının ise aşırı serbest tutumlar sergilediğini belirten terapist, sağlıklı ebeveynlik yaklaşımının çocuğun ihtiyacına göre şekillenmesi gerektiğini söyledi. “Çocukların duyguları, fikirleri ve ihtiyaçları var. Ancak ebeveynler çoğu zaman ya çok baskıcı ya da tamamen sınır koymayan bir yaklaşım sergiliyor.” Tümkaya, ayrıca özel gereksinimli çocuklara sahip ailelerin kendi psikolojik destek ihtiyaçlarını geri plana attığını belirterek ebeveynlerin önce kendi ruhsal sağlıklarını da önemsemeleri gerektiğini ifade etti.
Dijitalleşme çocukların iletişim alışkanlıklarını değiştiriyor
Konu hakkında görüşlerini paylaşan Elifsu Şeker, özellikle erken yaşta yoğun ekran kullanımının çocukların sosyal iletişim becerilerini olumsuz etkileyebildiğini söyledi. Şeker, çocukların yüz yüze iletişim yerine dijital içeriklerle daha fazla vakit geçirmesinin dil gelişimini yavaşlatabileceğini belirtti. Şeker, ailelerin çocuklarla geçirilen kaliteli zamanı artırmasının önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Çocukların yalnızca konuşması değil iletişim kurabilmesi önemli. Aile içindeki sağlıklı iletişim, ekran süresinden çok daha etkili bir gelişim alanı oluşturuyor.” Elifsu Şeker ayrıca ebeveynlerin çocuklarıyla oyun oynamasının, sohbet etmesinin ve birlikte vakit geçirmesinin çocukların kendini ifade etme becerilerini desteklediğini ifade etti. Tümkaya da benzer şekilde ailelerin terapi sürecine aktif katılım göstermesi gerektiğini ifade ederek, verilen uygulamaların evde devam ettirilmesinin önemine dikkat çekti: “Bizler ailelerin karşısında değil yanındayız. Süreci birlikte kolaylaştırmaya çalışıyoruz.”
Terapi yalnızca konuşmayı değil iletişimi de güçlendiriyor
Dil ve konuşma terapilerinin yalnızca konuşma becerisine odaklanmadığını söyleyen Tümkaya, çocukların anlaşılma ihtiyacının karşılanmasının davranışsal ve sosyal açıdan da olumlu etkiler sağladığını belirtti. Konuşma güçlüğü yaşayan çocukların zaman zaman agresif davranışlar gösterebildiğini ifade eden terapist, iletişim becerilerindeki gelişimin çocukların sosyal yaşama katılımını da artırdığını söyledi.
Haberimiz erken müdahalenin yalnızca dil gelişimini değil çocukların sosyal yaşamını, akademik sürecini ve aile içi iletişimini de doğrudan etkilediğini ortaya koyuyor. Dil ve Konuşma Terapisti Yasemin Tümkaya’ya ve görüşlerini paylaşan Elifsu Şeker’e katkılarından dolayı teşekkür ederiz.
Haber: Danyel Can Tümkaya
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE
Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...