Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


DİJİTAL MUTİZM: YENİ NESLİN SESSİZ PANDEMİSİ

29.12.2025
Bilim ve Teknoloji

 

Ekranlar birer "dijital emziğe" dönüşürken çocuklar sessiz bir kuşatmanın ortasında kaldı. Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Efe Koyuncu, pandemi sonrası artış gösteren bu iletişimsel tıkanıklığı, "Kendi iç dünyasına hapsolmuş, duygularını ifade edemeyen bir nesil yetişiyor." sözleriyle özetledi.

 

Teknoloji dünyasının çocukları her geçen gün daha fazla işgal etmesi, bağımsızlaşma ve bireyselleşme süreçlerinde ciddi aksamalara yol açtı. Özellikle pandemi döneminde eve hapsolan çocuklarda ekran sürelerinin kontrolsüz artışı, ifade edici dil becerilerinde kayda değer bir gerilemeyi beraberinde getirdi.

 

Pandemi dönemi çocuklarında dil gecikmesi arttı

Klinik gözlemlerindeki değişimi aktaran Efe Koyuncu, "Pandemi zamanında doğan çocuklarda, insanların eve hapsolmasıyla ekran sürelerinin artması ifade edici dillerinde kayda değer bir geriliğe neden oldu. Çocuklar dışarı çıkamadığı için bağımsızlaşma ve bireyselleşme konusunda sıkıntı çektiler. Kelime gelişiminde önemli olan 2-5 yaş arasıdır. Bu dönemde ekran maruziyetini daha sık yaşadıkları için dil gecikmesi vakaları ciddi bir artış gösterdi." ifadelerini kullandı.

 

"Bu bir tanı değil, bir belirtidir"

Dijital Mutizm kavramının klinik bir hastalık olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Koyuncu, "Genetik yapının, çevresel koşulların ve sosyokültürel düzeyin hepsi gelişimde etkili faktörlerdir. Bu durumun klinik tanı düzeyinde olmaması gerektiğini düşünüyorum. Ben bu durumu bir tanı değil, dijital yaşam koşullarının bir belirtisi ve bulgusu olarak tanımlıyorum." dedi.

 

Alıcı dil gelişirken ifade edici dil yerinde sayıyor

Ekrana maruz kalan çocukların dünyasını bir otomobilin tekerleklerine benzeten Koyuncu, "Ekrana maruz kalan çocuklar alıcı dillerini geliştirebilir ancak bu süreç karşılıklı bir diyaloğa geçmediği için ifade edici dillerinde gerileme oluyor. Bunu arabanın ön ve arka tekerleği gibi düşünürsek, alıcı dil öğrenmeye devam ederken diyalog eksikliği nedeniyle ifade edici dil belirli bir yerde takılı kalıyor ve gelişimsel kazalara sebebiyet veriyor." şeklinde konuştu.

 

Ekran, beyin yapısını etkileyen bir dijital emziktir

Cihazların sakinleştirici etkisinin nörolojik sonuçlarına değinen uzman, "Nasıl emziğin fazla kullanılması diş yapısını etkiliyorsa, ekranın da fazla kullanılması beyin yapısını etkiliyor. Ebeveynlere kısa süreli konfor sağlayan ekranlar, aslında birer ‘Truva Atı’ gibidir. Masadaki yapay sessizlik uğruna çocukların ifade gücünü feda etmemeliyiz. Bu konfor alanını aslında çocuğa değil, kendimize yaratıyoruz." uyarısında bulundu.

 

Beslenme sırasındaki bağımsızlık geleceği şekillendirir

Beslenme saati ve teknoloji ilişkisine dair çarpıcı veriler paylaşan Efe Koyuncu, "Özellikle beslenme sırasında bireyin bağımsız olması gerekir. Ekrana bakarak yemek yiyen çocuklar ile bakmayanlar arasında yapılan çalışmalar, ekrana bakmamanın çocuğun 10 sene sonra kendi kararlarını almasında çok daha etkin rol oynadığını gösteriyor. Beslenme sırasında tablete sarılmak, gelişim merdivenindeki adımlardan birinin boş kalması demektir." dedi.

 

Kendi iç dünyasına hapsolmuş bir nesil kapıda

Gelecekteki toplumsal risklere dikkat çeken Koyuncu, "Bunu sadece klinik bir bozukluk olarak adlandırmak doğru olmaz bu, toplumsal iletişimin bir gerilemesidir. 3-5 yaş kritik dönemini sağlıklı atlatamayan birey, kendi içerisinde bile bazı duyguları anlamlandırmakta zorluk çeken bir dünya içerisine hapsolur. Buzdağının altında ne düşündüğünü bilmediğimiz, duygularını ifade edemeyen yetişkinler olma riskiyle karşı karşıyalar." diyerek sözlerini noktaladı.

 

Dijitalleşen dünyada çocukların sessizleşmesi sadece bir sağlık sorunu olmanın ötesinde, değişen yaşam koşullarının toplumsal bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Ekranların sağladığı yapay sessizlik, çocukların ifade gücünü sınırlarken onları sosyal çevreden de koparıyor. Özellikle sofralarda ve oyun saatlerinde tercih edilen dijital cihazlar, gelişim basamaklarında kalıcı eksikliklere yol açarak toplumsal iletişimi zayıflatıyor. Çocukların kendi iç dünyalarına hapsolmaması için aile içi etkileşimin ve bireysel bağımsızlığın desteklenmesi, gelecek nesillerin sağlıklı bir duygu dünyası kurabilmesi adına kritik bir önem taşıyor.

 

Haber: Emine Akbulut

 

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?

  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE

  Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00