Deniz kirliliği, günümüzde dünyanın en büyük çevre sorunlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle endüstriyel atıklar, tarımda kullanılan pestisitler, plastikler ve ağır metallerden biri olan cıva gibi zararlı maddelerin denizlere karışması, deniz ekosisteminin bozulmasına yol açmaktadır. Bu kirleticiler, deniz yaşamının en alt seviyesindeki planktonlardan başlayarak; balıklar, deniz memelileri ve hatta insanlar gibi üst düzey tüketicilere kadar besin zincirine girerek ciddi sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Cıva gibi ağır metaller, deniz suyuna karışarak zamanla, balıklar ve diğer deniz canlılarının vücutlarında birikmektedir. Bu maddeler, canlıların hayatta kalmalarını ve üremelerini tehdit etmenin yanı sıra, insanlara ulaştığında zehirlenmelere yol açmaktadır. Uzmanlar, deniz kirliliği nedeniyle, özellikle büyük balıklarda cıva birikimi konusunda uyarılarda bulunarak, bu tür balıkların fazla tüketilmesinin ciddi sağlık riskleri taşıdığını belirtmektedir. Bu durum, deniz ürünlerinin sağlıklı bir şekilde tüketilmesinin önemini bir kez daha gözler önüne sermektedir.
Bu konu hakkında, daha kapsamlı bilgi almak için Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Gıda Bilimleri Anabilim Dalı Uzmanı Öğr. Gör. Dr. Mustafa Duran ve Diyetisyen Gamze Genç ile görüşme gerçekleştirdik. Uzmanlar, deniz kirliliğinin etkilerini en aza indirgemek için çevre bilincinin artırılması gerektiğini ve sağlıklı deniz ürünleri tüketiminin, doğru seçimler ve porsiyon kontrolü ile mümkün olduğunu belirtti.
Büyük balıklarda artan tehlike
Cıvanın bir şekilde toprağa, özellikle de suya karıştığı zaman en ilkel canlılar tarafından tutulmaya başladığını aktaran Duran, cıvanın tehlikeli bir ağır metal olduğunu belirtti. Duran, cıvanın önce küçük canlıların vücudunda biriktiğini, ardından bu canlıları yiyen küçük balıklarda da birikerek miktarının arttığını açıkladı. Daha sonra büyük balıkların küçük balıkları yemesiyle, cıva miktarının arttığını ve büyük balıkların soframıza gelerek tüketilmesiyle bizim de aldığımız cıva miktarının yükseldiğini belirtti. Bu nedenle, cıva açısından büyük balıkların daha fazla risk oluşturabileceğini paylaştı. Duran, besin zincirine karışan cıvanın, tüm halkaları bozduğunu ve ister istemez sürdürülebilirliğin zedelendiğini ekledi.
Porsiyon kontrolünün önemi
Duran, vücudumuzun proteinlerden oluştuğunu ve üç boyutlu yapısının olduğunu, vücudumuzdaki cıva miktarının yüksek olmasının da bu üç boyutlu yapıyı bozduğunu aktardı. Ardından bu yapının bozulması sonucu, proteinlerin fonksiyonunu yerine getirememesi ve bunun sonucunda da zehirlenmelerin yaşandığını dile getirdi. Diyetisyen Genç ise, deniz ürünlerinin beslenme açısından çok önemli olduğunu ve haftada bir kez balık tüketilmesi gerektiğini çünkü deniz ürünlerinin yağ asidi, protein ve mineraller açısından zengin bir besin kaynağı olduğunu açıkladı. Özellikle büyük balıklarda ve bazı deniz ürünlerinde cıva miktarı çok yüksek olduğu için porsiyon kontrolü yapmazsak, cıvayı çok fazla almış olacağımızı bunun sonucunda da denge sorunları, öğrenme güçlükleri ve hafıza kaybı gibi çeşitli sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalabileceğimizi paylaştı.
Temiz avlanma alanları, sağlıklı balıklar
Duran, çiftlik balıklarında cıva seviyesinin daha yüksek çıktığını aktararak, bunun nedenini ise balıkların tek bir alana toplanması olarak ele aldı. Ek olarak yedikleri yemden kaynaklanabileceğini ve kıyıya yakın olduklarında kirliliğe maruz kalmalarının sebep olabileceğini ekledi. Duran, bu konuda avlama yapılan yerin temizliğinin çok önemli olduğu ayrıntısını verdi. Duran, temiz bir sahilde avlama yapıldığı sürece güvenli olduğunu ve ayrıca cıva miktarının tazelik ve bayatlıkla ilgili olmadığını da dile getirdi. Çiftlik balıklarında bu durumların cıva birikimini artırdığını bizlerle paylaşan Duran, cıvanın sudan daha ağır olduğu için denizde yüzmektense dibe çöktüğünü, haliyle denizin daha üstünde yaşayan balıklara kıyasla denizin dibine yaşayan canlıların, cıva miktarının daha yüksek çıkacağını aktardı. Duran, özellikle midye gibi kabuklu deniz ürünlerinde cıva birikiminin daha fazla mevcut olduğunu açıklayarak, zaten midyenin denizin dibinde bulunmasından kaynaklı denizin kirliliğini bünyesinde barındıran bir canlı türü olduğu ayrıntısını da bizlerle paylaştı.
Ürün imhası gerçekleşebiliyor
Duran, cıva seviyesi çok yüksek olan deniz ürünleri hakkında laboratuvarlarda muhakkak bir analizin yapıldığını ve analiz sonucuna göre ürün imhasının gerçekleşebileceğini söyledi. Bu olayın ürünlerde pestisit çıkması ile aynı olduğunu, ürünün önce analizinin yapıldığını, sonuca göre ya geri gönderildiğini ya da imha edildiğini belirtti. Bu durumun cıva miktarında da aynı olduğunu ve cıvayı söküp alma gibi bir durum mümkün olmadığı için ürün imhasının yapıldığını açıkladı. Buna ek olarak, “Çoğu sokak satıcılarında kontrol edilmiyor diye düşünüyorum.” dedi.
“Balıktan sonra helva yenmesi tavsiye edilir”
Duran, “Hiçbir şey vardan yok yoktan var olmayacağına göre…” diye cümlesine başlayarak, balıkta bulunan belirli cıva miktarının, balık sudan uzaklaştırıldığında konsantre olsa bile değişmeyeceğini dile getirdi. Genç ise, “Balığın yağda kızartılarak tüketilmesi sonucunda cıva ile birlikte çok fazla yağ da alınca ikisi birlikte olumsuz etkiler yaratabilir ama cıva azalır ya da çoğalır denilemez. Balıktaki cıva miktarı balığın türüne, yaşına, doğal yaşamda oluşuna, denizdeki geçirdiği aya ve yaşadığı denizin kirlilik seviyesine bağlı olarak değişir ama saklama ve pişirme yöntemleri ile değişmez.” dedi. Ayrıca, “Balıkta protein bulunduğu için sindirimi zor bir besindir. Tahin helvasında da yağ bulunur ve bu sindirimi kolaylaştırır. Onun için, sindirim kolaylığı açısından balıktan sonra helva yenmesi tavsiye edilir.” şeklinde bir ilginç bilgi daha vermiş oldu.
Genellikle küçük balıklar tercih edilmeli
Genç, ton balığı ve kılıç balığı gibi bazı balık türlerinde çok fazla cıva birikiminin olduğunu ve bu balıklarda cıva miktarı fazla olduğu için fazla tüketilmemesi gerektiğini vurguladı. Genç, önerebileceği tavsiyeler ve uygulayabileceğimiz stratejiler olarak, farklı balık türlerini tüketmemiz gerektiğini belirterek, “Çeşitliliği artırırsak, farklı tercihler yaparsak ve sürekli cıva yoğunluğu fazla olan balıkları tüketmezsek, cıva alımını biraz daha engellemiş oluruz.” diye ifade etti. Bununla birlikte, seçilen tür kadar ürünün tazeliğinin de önem arz ettiğini vurguladı. Genç, “Organik ve sürdürülebilir bir şekilde avlanan deniz ürünlerine yönelmek gerekiyor. Bu yüzden balığın türü önemli olduğu kadar tazeliği ve organik bir balık olması da bizim için önemli. Balığın tazeliğini ise gözlerinin parlak, derisinin pürüzsüz, etinin sert, solungaçlarının da kırmızı ve parlak olmasından anlayabiliriz. Bunlara ekstra olarak pişirme yöntemlerine dikkat edilmeli. Doğru pişirme yöntemi, toksinlerin vücudumuzda birikmesini engeller. Buğulama, haşlama veya ızgara gibi pişirme yöntemleri kullanılabilir. Yağda kızartma çok tercih edilmemeli. Ton balığı, kılıç balığı gibi büyük balıklarda fazla cıva bulunurken; Karadeniz somonu, sardalya ve uskumru gibi balıklar ise cıva içeriği düşük balıklardır. Büyük balıklarda cıva miktarı yüksek ama tüketmemek de olmaz, onun için porsiyon kontrolüne dikkat etmek gerekiyor. Bu sebeple büyük balıkları daha az tüketip, küçük balıklardan daha fazla tüketebiliriz.” şeklinde önemli tavsiyelerde bulundu.
“Bu tip durumlar, çevreye karşı duyarlı olmamız gerektiğini bize hatırlatıyor”
Duran, “Ağır metal zehirlenmelerinde -cıva da ağır bir metal olduğu için- yoğurt önerilir. Cıva, proteinlerin üç boyutlu yapısını bozar. Yoğurt yendiği zaman ise, cıva yoğurdun proteinine bağlanır ve insan vücudundaki proteini rahat bırakır. O yüzden cıva zehirlenmelerinde yoğurt verilir.” diye ifade etti. Duran, “Bu tip durumlar, çevreye karşı duyarlı olmamız gerektiğini bize hatırlatıyor. Atılan pil, çöp vs. bir şekilde suya geçiyor, sudan balığa geçiyor ve balıktan da bize geri geliyor. Yani kısa değil de uzun vadeli düşünerek ve büyük çerçeveyi görerek davranmakta her daim yarar var.” diye düşüncelerini ifade etti.
Sonuç olarak, deniz kirliliği yalnızca deniz ekosistemini değil, insan sağlığını da tehdit etmektedir. Atıkların denize karışması, kirli sularda yaşayan balıkların cıva ve diğer zararlı maddeleri biriktirmesi, bu kirleticilerin besin zincirine dahil olmasına neden olmaktadır. Bu kirleticiler besin zincirinden bizlere ulaşmaktadır. Bu sebeple, denizlerin korunması ve çevreye duyarlı hareket edilmesi, hem ekosistemlerin sağlığı hem de insanların sağlığı için kritik öneme taşımaktadır. Bu bağlamda, deniz kirliliğiyle mücadele etmek için sürdürülebilir balıkçılık uygulamaları, temiz denizlerin korunması ve çevre bilincinin artırılması gerekmektedir.
Haber: Zeliha Dündar
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
Türkiye’nin birçok şehrinde birbirinden güzel evler bulunmaktadır. Peki ya Ankara’nın ...
DÜNDEN BUGÜNE: URLA SANAT SOKAĞI
Asıl adı Zafer Caddesi olan sokak, 2010 yılından sonra bir ...