Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


DENİZ SUYUNDAN GIDAYA: GENÇ BİR ARAŞTIRMACININ SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK PROJESİ

04.05.2026
Yaşam

 

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi Biyosistem Mühendisliği 4. sınıf öğrencisi Melis Uysal, deniz suyunu arındırarak gıda üretimi sağlayan ve karbon döngüsüne katkı sunan bir sistem üzerinde çalışıyor. Doğayı taklit eden bu proje, su kıtlığı ve sürdürülebilir üretim konularına yenilikçi bir yaklaşım sunuyor.

 

Su kıtlığı ve sürdürülebilir üretim, günümüzün en kritik meseleleri arasında yer alırken bu alanda geliştirilen yenilikçi projeler de dikkat çekiyor. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğrencisi Melis Uysal’ın deniz suyunu arındırarak gıda üretimini mümkün kılan ve karbon döngüsüne katkı sunan projesi, bu çalışmalar arasında öne çıkıyor. Hem bilimsel yaklaşımı hem de doğayı taklit eden sistemiyle dikkat çeken Uysal ile projesinin çıkış noktasını, geliştirme sürecini ve geleceğe dair hedeflerini konuştuk.

 

Bu projeye başlama sürecin nasıl gelişti, okyanus organizmaları üretme fikri seni bu alana nasıl yönlendirdi?

Tarımda girişimcilik eğitimi sırasında SÜGEP Akademi ile tanışmam sayesinde bu projeye dahil oldum. Başlangıçta liseli öğrencilerle yürütülen bu projenin akademik olarak geliştirilmesi ve bilimsel temellere oturtulması sürecinde aktif rol aldım. Benim en büyük hedefim her zaman sürdürülebilirlik üzerine çalışmalar yapmaktı. Akademi bünyesinde geçirdiğim süre boyunca bu alandaki vizyonumu paylaşma ve derinleştirme fırsatı buldum. Daha önce yazdığım makalelerden ve geliştirmeye çalıştığım projelerden yola çıkarak sürdürülebilirlik odağında çalışmalar yürüttük. Sürdürülebilirlik zaten temel ilgi alanımdı, bu nedenle projede yer almak benim için çok anlamlı oldu. Gelecek nesiller için doğaya fayda sağlayacak çalışmalar yapmak ve toplumsal bilinci artırmak en büyük motivasyon kaynağım.

 

Projenizde ürettiğiniz organizmalar hangi türleri kapsıyor ve laboratuvar ortamında bu üretim sürecini nasıl yürüttünüz?

Projemizin temelinde, bir yosun biyoreaktörünün hidroponik bir sisteme entegre edilmesiyle deniz suyunun tuzdan arındırılması yer alıyor. Aynı zamanda bu sistem sayesinde deniz suyundan gıda üretimi de sağlıyoruz. Deniz suyu filtrelenerek hafif tuzlu bir besin çözeltisine dönüştürülüyor ve bu çözeltiden salicornia gibi halofit bitkiler yararlanıyor. Bitkiler tarafından kullanılmayan besinler ise biyoreaktöre aktarılıyor. Burada mikroorganizmalar bu besinleri tüketirken karbondioksiti yakalıyor, oksijen üretiyor ve suyu yeniden arındırıyor. Arındırılan su tekrar sisteme geri dönüyor ve böylece tamamen sıfır atık prensibine dayalı bir döngü oluşuyor. Bu süreç aynı anda su arıtımı, gıda üretimi ve karbon geri dönüşümü sağlıyor. Aslında doğayı taklit eden yaşayan bir ekosistem kurmuş oluyoruz. Sistemimizde, tuz toleransı en yüksek olan salicornia yani deniz börülcesi gibi halofit bitkileri ve laboratuvar koşullarında arıtma kapasitesi kanıtlanmış chlorella vulgaris gibi mikroalg türlerini kullanmayı hedefliyoruz. Bu türlerin seçilme nedeni, birbirlerinin atıklarını en verimli şekilde dönüştürebilme potansiyelleridir. Hayata geçirme sürecimizde ilk adımımız, kontrollü laboratuvar ortamında adaptasyon protokolü oluşturmak olacak. Bu aşamada, bitki ve alglerin deniz suyuna kademeli uyumunu test edeceğiz. Sensörler aracılığıyla bitkinin atık besin miktarını ölçüp, alglerin bu besini tüketme hızını optimize edeceğiz. Bu döngünün sıfır atık ile ne kadar süre sürdürülebildiğini gözlemleyerek sistemi endüstriyel ölçeğe taşımayı planlıyoruz.

 

Bu projede çıkış noktanız neydi?

Dünya genelinde su kıtlığı yalnızca içme suyu sorunu anlamına gelmiyor. Su tükendiğinde gıda üretimi de ciddi şekilde etkileniyor. Bu nedenle biyosistem mühendisliği bakış açısıyla “Doğa tuzu nasıl yönetiyor?” sorusundan yola çıktık. Bu soruya cevap ararken özellikle halofit bitkilerden yararlandık. Halofit bitkiler tuzlu ortamlarda yaşayabilen ve gelişebilen bitkiler olduğu için projede önemli bir rol oynadı. Aslında geliştirdiğimiz sistem doğayı taklit eden ve kendi içinde işleyen bir ekosistem niteliği taşıyor. 

 

Çalışma sırasında karşılaştığınız en büyük bilimsel zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız?

Bu süreçte karşılaştığım en büyük zorluk, özgün ve detaylı bilimsel bilgilere ulaşmaktı. Makaleyi hazırlarken literatürde çok fazla ele alınmamış ya da üzerinde yeterince durulmamış konularla karşılaştım. Bu nedenle farklı ülkelerde yayımlanan akademik çalışmalar ve yabancı kaynaklar üzerinde kapsamlı araştırmalar yaptım. Zor bir süreçti ancak yoğun araştırma ve kaynak taraması sayesinde bu zorluğun üstesinden gelebildim.

 

Bu çalışmanın bilim dünyasına ve çevresel sürdürülebilirliğe nasıl katkı sağlayacağını düşünüyorsunuz, hangi alanlarda kullanılabilir?

Dünyanın birçok bölgesinde tatlı su kaynakları oldukça sınırlı. Ancak gezegenimizin büyük bir kısmı denizlerle kaplı. Özellikle Kuzey Afrika, Orta Doğu, Akdeniz ve Ege kıyılarında yeraltı sularının tuzlandığı bölgelerde bu sistem önemli bir çözüm olabilir. Bunun yanı sıra şehir yaşamında da uygulanabilecek bir model sunuyor. Örneğin gökdelenlerin çatılarında kurulacak hidroponik sistemlerle kendi gıdasını üreten ve karbon ayak izini azaltan yapılar oluşturulabilir. Böylece şehirlerde sürdürülebilir üretim alanları ve yaşayan yeşil duvarlar ortaya çıkabilir. Ayrıca endüstriyel atık suların arıtılması ve tekrar tarımda kullanılması gibi alanlarda da bu sistemden yararlanmak mümkün.

 

Bu proje kişisel ve akademik gelişiminize nasıl katkı sağladı?

Bu proje benim için hem akademik hem de kişisel açıdan çok önemli bir deneyim oldu. Beklediğimizden çok daha fazla ilgi gördü ve Avrupa’daki bazı gazetelerde de yer aldı. Proje kapsamında SÜGEP Akademi ile birlikte Paris’teki bir etkinliğe katılacağız. Paris Change Now Gezegen İçin Çözümler Expo 2026'da sergilenmeye değer bulunan ve Akdeniz İleri Tarım Araştırmaları Merkezi CIHEAM tarafından yayımlanan “New Medit” dergisinde makale olarak yayımlanacak. Bu süreç benim için gerçekten bir başarı hikayesine dönüştü.

 

Türkiye’de sizin gibi genç araştırmacılara ne önerirsiniz?

Gençlerin karşılarına çıkan her eğitim fırsatını değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum. Gerekli ya da gereksiz diye ayırmadan her eğitime katılmak kişisel gelişim açısından çok önemli. Ben tarımda girişimcilik eğitimi almak için katıldığım bir programda aslında sürdürülebilirlik alanında çok farklı bilgiler öğrendim. Bu süreç bana yeni bir bakış açısı kazandırdı. Bu yüzden gençlerin araştırmayı, okumayı ve bu tür eğitim programlarına katılmayı ihmal etmemesi gerektiğini düşünüyorum.

 

Melis Uysal’ın geliştirdiği bu proje, sürdürülebilir üretim ve su kaynaklarının verimli kullanımı konusunda dikkat çeken yenilikçi çalışmalardan biri olarak öne çıkıyor. Doğayı taklit eden ekosistem yaklaşımıyla geliştirilen sistem, gelecekte su kıtlığı yaşayan bölgelerden şehir yaşamına kadar birçok alanda uygulanabilecek potansiyele sahip. Aynı zamanda bu çalışma, gençlerin bilimsel projelerde aktif rol alarak sürdürülebilir çözümler geliştirebileceğini gösteren önemli bir örnek niteliği taşıyor.

 

Haber: Kübra Helin Akbaş 

 

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?

  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE

  Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00