Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


ÇOCUKLARIN SANAL DÜNYASINDA AİLE DENETİMİ

05.05.2026
Dosya

 

Son zamanlarda çocuklarda suça yönelme oranlarındaki artış, ailelerin dijital denetim rolünü yeniden gündeme taşıdı. Sanal dünyada kurulan arkadaşlıklar ve oynanan oyunların çocuklar üzerindeki etkisi tartışılırken ebeveynler kritik bir soruyla karşı karşıya: Çocukları korumak adına telefon ve bilgisayar gibi kişisel cihazları kontrol edilmeli mi, yoksa bu durum mahremiyet ihlali olarak mı değerlendirilmeli? Konuya açıklık getirmek adına Uzman Klinik Psikolog Sergen Özdemir’in görüşlerine başvurduk.

 

Dijital çağın gölgesinde büyüyen çocuklar, artık yalnızca gerçek dünyada değil ekranların ardında da risklerle karşı karşıya. Son yıllarda çocuklarda suça yönelme oranlarındaki artış, ailelerin rolünü yeniden tartışmaya açarken uzmanlar bu sürecin yalnızca çevresel faktörlerle değil aynı zamanda aile tutumları ve dijital içeriklerin etkisiyle şekillendiğine dikkat çekiyor. Çocuk, ergen ve yetişkin üzerine çalışmalar yapan; İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi’nde başladığı lisans eğitimini İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi’nde tamamlayan Uzman Klinik Psikolog Sergen Özdemir’e göre çocukların izlediği içerikler, oynadığı oyunlar ve benimsediği rol modeller davranışlarını doğrudan etkileyerek riskli eğilimlerin oluşmasına zemin hazırlayabiliyor. Ailelerin bu noktada nasıl bir yol izlemesi gerektiği ise en kritik sorulardan biri. Özdemir, özellikle küçük yaş gruplarında dijital içeriklerin ebeveyn kontrolünde olması gerektiğini vurgularken kontrolün sağlıklı iletişimle desteklenmemesi durumunda çocukların özgüvenini zedeleyebileceği uyarısında bulunuyor. Aşırı baskı ile tamamen kontrolsüzlük arasında sıkışan ebeveynler için ise çözüm, bilinçli denetim ve güçlü bir aile içi iletişimden geçiyor. Bu kapsamda ailelerle yapılan görüşmelerde, çocuklarının kişisel teknolojik cihazlarını kontrol edip etmediklerini sorduk. Görüşleri ile röportajımıza katkı sunan ebeveynler: Adnan Menderes Üniversitesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliğinden mezun Özlem Çiftçi, Yaşlı Bakım Uzmanı Bircan Çakır ve ev hanımlığı yapan Dilara Karataş, bu konuda nasıl bir tutum sergilediklerini ve çocuklarını teknolojinin olası zararlarından nasıl koruduklarını anlattı.

 

Çocukların telefonları kontrol edilmeli mi?

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta bir çocuğun okula düzenlediği silahlı saldırının ardından, çocukların suça yönelmesi konusu yeniden gündeme taşındı. Kahramanmaraş’taki olay sonrası, saldırıyı gerçekleştiren çocuğun bilgisayarında olayı önceden planladığına dair begelerin bulunması ise kamuoyundaki endişeleri artırdı. Olay sonrası birçok kişi, ailelerin bu noktada sorumluluğu olup olmadığını tartışırken çocukların telefon ve bilgisayar gibi kişisel cihazlarının ebeveynler tarafından kontrol edilmesi gerektiği yönündeki görüşler de yeniden gündeme geldi. Psikolog Sergen Özdemir, ebeveynlerin bu noktada çocuklarının kontrolü ile mahremiyeti arasındaki dengeyi koruyarak sağlıklı bir iletişim temelinde denetim sağlamaları gerektiğini vurguladı: “Son yıllarda çocuklarda suça yönelme oranlarında artış gözlemliyoruz. Bu durumun temelinde ailelerin bilinçsiz tutumlarının yanı sıra dijital dünyanın etkisi de önemli bir yer tutuyor. Çocuklar, izledikleri içeriklerdeki karakterleri rol model alarak bu davranışları benimseyebiliyor. Bu nedenle çocukların tükettiği dijital içeriklerin aileler tarafından takip edilmesi büyük önem taşıyor. Özellikle 0-9 yaş aralığında, izlenen videoların ve oynanan oyunların ebeveyn gözetiminde olması, zararlı içeriklere maruz kalınmasını önlemek açısından kritik bir rol oynuyor. Bu kontrol yalnızca küçük yaşlarla sınırlı kalmamalı, ergenliğin bitişine kadar dengeli bir şekilde sürdürülmelidir. Bu noktada kontrolün amacı çok önemli. Bu süreç, çocukların geleceği, sağlığı ve güvenliği için gerekli ancak uygulanış biçimi en az bunun kadar belirleyici. Ebeveynler denetim sağlarken çocuklarını rencide etmeden, onları suçlayıcı ya da baskılayıcı bir tutum sergilemeden hareket etmeli. Kontrolün bir ceza ya da güvensizlik göstergesi değil, onların iyiliği için yapılan bir koruma davranışı olduğu açık bir şekilde hissettirilmeli. Aksi halde çocukta özgüven kaybı, güvensizlik ve içe kapanma gibi olumsuz sonuçlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle en sağlıklı yaklaşım, açık iletişime dayalı, çocuğun kendini ifade edebildiği ve aynı zamanda sınırların da net olduğu dengeli bir denetim sürecidir.” Konuya ilişkin görüşlerini paylaşan iki çocuk annesi Özlem Çiftçi ise 6 yaşındaki kızının kendine ait bir telefonu olduğunu ancak bu cihazı kontrolü altında kullandığını belirterek, “Çocuğumun çevrim içi oyunlar oynamasına izin vermiyorum. Oynadığı oyunları ve izlediği videoların içeriklerini mutlaka kontrol ediyorum. Bu kontrole çocuğum herhangi bir tepki göstermiyor çünkü bu yaklaşımı onun iyiliği için yaptığımı açıkladım.” dedi.

 

Aşırı kontrol ve ihmalin çocuk üzerindeki etkileri

Çocukları koruma içgüdüsüyle kişisel eşyaların kontrol edilmesinin aşırıya kaçması ya da hiç yapılmamasının çocukta ne gibi sonuçlar doğurabileceğini Özdemir’e sorduk. Özdemir, bu iki uç tutumunda çocuk gelişimi üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğine dikkat çekti: “Aşırı kontrolcü ebeveyn tutumları, çocukların yetişkinlik döneminde önemli sorunlara yol açabilir. Çocuk, sürekli denetim altında büyüdüğünde kendi başına karar verme becerisi gelişmeyebilir ve bu durum ilerleyen yaşlarda yetersizlik hissine neden olabilir. Bu kişiler, yetişkinlikte de sürekli kontrol edilme ihtiyacı duyabilir ve özgüven eksikliğine yol açabilir. Aynı zamanda karar verme süreçlerinde zorlanma ve erteleme davranışı da görülebilir. Öte yandan hiç kontrol edilmemek de benzer şekilde olumsuz etkiler doğurabilir. Bu iki uç tutum da çocukluk döneminde başlayan ve yetişkinliğe uzanan davranışsal sorunlara zemin hazırlayabilir.” Özdemir, gizli kontrol konusuna da değinerek ebeveynlere bu davranışın altında yatan nedenlerin mutlaka sorgulanması gerektiğini söyledi: “Öncelikle ebeveynin neden gizlice kontrol etme ihtiyacı duyduğunu anlamak gerekir.  Bu noktada asıl önemli olan budur. Gizlice kontrol etme ihtiyacının duyulmasının altında yatan sebep çocuğun tepkisinden çekinme, güven eksikliği ya da başka bir kaygı olabilir. Çocuğunun kişisel eşyalarını gizlice kontrol ederek onu koruduğunu düşünen ebeveynlerde çoğu zaman çocukla sağlıklı bir iletişim kurulamadığı ortaya çıkıyor.” Anne Bircan Çakır’a çocuğunun telefon kullanımını kontrol edip etmediğini sorduk. Çakır; “Evet, çocuğumun telefonunu ve tabletini kontrol ediyorum. Uygun olmayan içerik ve oyunlarla karşılaşmasını istemiyorum. Bunun önüne geçmek ve teknolojiden uzak tutmak için ev içinde belirli kurallarımız var. Örneğin yalnızca hafta sonları, sınırlı bir süre teknoloji kullanımına izin veriyorum. Bence her aile, çocuğunun bilgisayar ve telefon başında ne yaptığını ve kimlerle iletişim kurduğunu bilmeli. Bu durum çocuklarımızın sağlığı ve güvenliği için gerekli. Bu nedenle bunun bir mahremiyet ihlali olduğunu düşünmüyorum.” şeklinde yanıtladı.

 

Sanal arkadaşlıklar ne kadar güvenli?

Çocukların sanal dünyada kurduğu arkadaşlıklar da dikkat çeken başlıklar arasında yer alıyor. Bu konuda ailelerin ve Özdemir’in görüşlerini aldık. Özdemir, konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Bu durumu tamamen sakıncalı olarak değerlendiremeyiz. Sanal ortamda sağlıklı arkadaşlıklar kuran ve bu ilişkileri yüz yüze ortama taşıyabilen çocuklar da var ancak genel tabloya baktığımızda olumsuz örneklerin ne yazık ki daha yaygın olduğunu söyleyebiliriz. Bu nedenle ebeveynlerin bu süreçte tamamen geri planda kalmaması, çocukların kurduğu ilişkileri belli ölçüde takip etmesi önemlidir. Kısacası sanal arkadaşlıklar tamamen riskli değildir ancak kontrollü ve bilinçli bir şekilde yönetilmesi gerekir.” Anne Bircan Çakır ise farklı bir yaklaşım benimsedi. Çakır, ebeveyn olarak bu konuda daha katı kurallar uyguladığını belirterek çocuklarının sanal ortamda arkadaşlık kurmasına izin vermediğini ifade etti: “Çocuklarımı sanal ortamdaki kişilerden korumaya çalışıyorum. Benim denetimimle dâhi olsa internet üzerinden arkadaş edinmelerine kesinlikle karşıyım. İnternetten biri iletişime geçmeye çalıştığında mutlaka bana bildirmelerini istiyorum. Bu konuda oldukça katı kurallarım var.” Görüşme yaptığımız diğer ebeveynler Özlem Çiftçi ve Dilara Karataş da Çakır ile benzer görüşleri paylaşarak çocuklarının internet üzerinden arkadaşlık kurmasını günümüz koşullarında güvenli bulmadıklarını ifade etti.

 

Çocuklara gelen sosyal medya yasağı 

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda Nisan 2026’da kabul edilen yeni yasa ile sosyal ağ sağlayıcıların 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamayacak olması ile ilgili ebeveynlerden görüş aldık. Yasanın uygulanabilirliği konusunda endişeleri olduğunu belirten ebeveynler şunları söyledi: Çiftçi, “Çok yerinde bir karar olduğunu düşünüyorum fakat uygulanabilirliği konusunda soru işaretlerim var.” derken Karataş, “Destekliyorum fakat sadece yasa çıkarmak yeterli değil, etkin kontrol mekanizması da şart. Denetim kısmı zayıf kalırsa etkili olmayabilir.” sözlerine yer verdi. Psikolog Sergen Özdemir ise şu yorumda bulundu: “Aslında bu düzenlemenin uygulanabilir olduğunu düşünüyorum. Gerekli teknolojik ve hukuki altyapı geliştirildiği takdirde denetimlerin sağlanabileceğini söylemek mümkün. Şahsi görüşüm ise sosyal mecraların belirli bir yaşın altında kesinlikle kullanılmaması gerektiği yönünde. Özellikle 15 yaş altı çocukların bu platformlarda yer almaması gerektiğini düşünüyorum. Hatta daha önce de psikologlar olarak 12 yaşına kadar çocukların sosyal medya ile tanışmaması gerektiğini savunuyorduk. Çünkü bu yaş grubu, kendi kararlarını tam anlamıyla verebilecek olgunlukta değil ve yanlış yönlendirilmelere açık olabiliyor. Bu nedenle yasaklama fikrini genel olarak doğru buluyorum ancak asıl önemli olan nokta, bunun etkili bir denetim sistemiyle desteklenmesidir.” Uzman görüşleri ve ebeveyn değerlendirmeleri, dijital dünyada çocuk güvenliğine yönelik tartışmaların devam ettiğini ortaya koyuyor. Yeni düzenlemenin nasıl uygulanacağı ise merak konusu olmaya devam ediyor.

 

Röportajımızı son olarak Özdemir’in şu sözleri ile noktaladık: “Aileler, eğitimin öncelikle aile içinde başladığını unutmamalı. Evet, okullar eğitimin ana yuvasıdır ve öğretmenler çok değerlidir ama eğitimin ilk başladığı yer evlerdir. O yüzden anne ve babaların tutumları, sağlıklı iletişim kurabilmek adına çok önemli. Sağlıklı çocuklar yetiştirmek için sağlıklı ebeveynlere ihtiyaç var.”

 

Haber: Esma Nur Yüksekoğlu

 

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?

  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE

  Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00