Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


ÇOCUKLARIN GÖZÜNDEN GERÇEKLİK

22.03.2026
Dosya

 

Çocukların dünyasında gerçek ve hayal zaman zaman iç içe geçebiliyor. Uzmanlara göre ebeveynlerin bu doğal sürece karşı duyarlı bir yaklaşım sergilemesi, çocukların hem duygusal hem de bilişsel gelişimini destekleyen önemli bir faktör.

 

Güçlü bir hayal gücüyle çevrelenen çocukluk dönemi, keşfetme isteğinin sınır tanımadığı bir süreçtir; ancak bu süreçte çocuklar bazı durumlarda gerçek ile hayali ayırt etmekte zorlanabiliyor. Çocukların gerçek ile hayalî olanı ayırt etme becerisi ise ilerleyen yaşlarda gelişmektedir. Bu gelişimin sağlıklı ilerleyebilmesi için ebeveynlere önemli sorumluluklar düşmektedir. Örneğin, üç yaş öncesi çocuklar için televizyonda görülen her şey gerçektir; bu nedenle televizyon yana eğilirse ekrandaki bir bardak suyun da döküleceğini düşünebilirler. Bu durum, çocukların özdeşim kurdukları sanal kahramanlarla güçlü bağlar geliştirmesine yol açabilir. Çocuklar, sevdikleri çizgi film karakterleri gibi olmak isteyebilir, onların dünyasını kendi hayal dünyalarında yeniden kurgulayabilir hatta onlar gibi kötülerle savaşıp kahraman oldukları bir dünya kurabilir ancak; uzmanlara göre sanal dünyaya fazla maruz kalmak, çocukların sürekli hayal dünyasında yaşamaya alışmasına neden olabilir. Bu durum ise gerçeklik farkındalığının gelişimini geciktirerek çocukların gerçek hayata uyum sağlamasını zorlaştırabilir.  Uzmanlar, çocukların algı gelişiminin yaşla birlikte şekillendiğini ve ebeveynlerin bu dönemde sergilediği yaklaşımın çocukların bilişsel gelişimi açısından belirleyici olduğunu ifade ediyor. Konu ile ilgili görüşlerine başvurduğumuz Kahramanmaraş Devlet Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Muhammet Daş, çocukların gerçeklik algısının kaç yaşında geliştiğini ve ebeveynlerin bu süreci nasıl yönetmesi gerektiğini anlattı. Görüşüne başvurduğumuz diğer isim emekli sınıf öğretmeni Nurşen Süren’de yaşadığı deneyimlerden yola çıkarak bizleri bilgilendirdi. Son olarak konuyu bir de ebeveynlerden dinledik.

 

Gerçeğe giden yol

Dr. Daş, çocukların gerçek ile hayal arasındaki farkı ayırt etme durumunu ve nasıl şekillendiğini şu sözlerle açıkladı: “Çocukların zihinsel gelişimi hayal gücü ve sembolik düşünme üzerine kuruludur. Özellikle okul öncesi dönemde hayal gücünün fazla olması, soyut düşüncelerin tam olarak gelişmemesi, medya içeriklerinin gerçekçi görünmesi, oyun yoluyla öğrenme göz önüne alındığında belli bir yaşa kadar gelişimin bir parçasıdır. Bu gelişim süreci aşamalı şekilde ilerler, bu süreçte şunlar görülür: 0-2 yaş arası hayal gerçek ayrımı yapamaz, 2-4 yaş arasındaki çocukların hayal güçleri oldukça yüksek olur; örneğin oyuncakların konuştuğunu düşünebilir, canavarların olduğuna inanıp onlardan korkabilirler. 4-5 yaş aralığındaki çocuklar yavaş yavaş gerçek ile hayal arasındaki farkı ayırt etmeye başlar fakat bu ayrım hâlâ tam oturmamıştır, bu yüzden bir çizgi karakterin gerçek olduğunu düşünebilirler. Altı yaşından sonra ise büyük oranda ayırt etmeye başlarlar.” Röportajımıza katkıda bulunan bir diğer isim Süren, “Çocukların zihin dünyasında bazen uç noktalarda gezinen düşüncelere rastlamak mümkündür. Örneğin, özellikle çatışma odaklı dijital oyunların etkisiyle, birilerine zarar vererek 'kahraman' olma arzusu taşıdıklarını ifade ettikleri görülebilir. Bu tür söylemler, çocuğun kurgu dünyasındaki güç arayışının gerçek yaşamın etik değerleriyle henüz tam olarak örtüşmediğinin bir göstergesidir. Böyle bir durumda çocuğu yargılamak veya cezalandırmak yerine, ona 'kahramanlık' kavramının gerçekte ne anlama geldiğini, birine zarar vermenin bir başarı olmadığını ve gerçek hayatın etik kurallarını sabırla anlatmak gerekir. Bu noktada gerçeklik kavramının yalnızca somut dünyayı tanımak olmadığını, aynı zamanda etik değerlerle temellendirilmesi gerektiğinin de önemini görebiliriz.” dedi. Daş’ın açıklaması ardından durumu bir de ebeveynlere sorduk. Üç çocuk annesi Fatma Göçmenli, konu ile ilgili tecrübelerini şöyle anlattı: “Çocuklarımın izledikleri kahramanları gerçek birer figür olarak algıladıklarını ve zaman zaman onları taklit etmeye çalıştıklarına denk geldim. Bu durum, içerik seçiminde çok daha titiz davranmam gerektiğini bana öğretti. Artık onlarla izledikleri üzerine sık sık konuşarak, neyin kurgu neyin gerçek olduğu üzerine bir farkındalık oluşturmaya çalışıyorum.” Röportajımıza katkı sağlayan bir diğer isim Fatih Görgeç oldu. Görgeç bir çocuk babası olarak konuyla ilgili şu yorumda bulundu: “Bir buçuk yaşında bir çocuğum var. Kendi çocuğumdan da yola çıkarak söyleyebilirim ki bu yaşlardaki çocuklar gördükleri ve yaşadıkları birçok şeyi gerçek gibi algılayabiliyor. Oyun oynarken koltuktan atlayıp uçabileceğini düşünmesi gibi tehlikeli durumlarla karşılaşabiliyoruz. Bazen oyunların heyecanına kendini fazla kaptırabiliyor. Bu nedenle oyun oynarken onu kontrolümüz altında tutmaya ve dikkatli olmaya özen gösteriyoruz.” 

 

Ebeveynlere düşen görevler

Zaman zaman tehlikeli bir hâl alabilen bu durumlarda ailelerin çocuklarına nasıl yaklaşması gerektiği ve çocukların hayal dünyasını desteklerken aynı zamanda gerçeklik algısını kazandırmak için nasıl bir denge kurulması gerektiğine ilişkin açıklamalarda bulunan Dr. Muhammet Daş, şunları söyledi: “Hayal gücünü desteklemek ile gerçeklik algısını öğretmek aslında birbirini tamamlayan iki süreçtir. Önemli olan, çocuğun hayal kurmasına izin verirken aynı zamanda anlaşılır bir şekilde gerçek dünyayı tanımasına yardımcı olmaktır. Bunu yaparken çocukların değer verdiği ve gerçek sandığı oyunları ya da karakterleri küçümsemeden yaklaşmak gerekir.” Teknolojinin de bu noktada büyük bir önem taşıdığını vurgulayan Daş “Teknoloji ve medyanın çocukların dünyasındaki yeri yadsınamaz; çünkü günümüzde tüketilen dijital içerikler ve sosyal medya, çocukların gerçeklik algısını doğrudan etkiliyor. Bu noktada ebeveynlerin kontrollü davranarak süreci yönetmesi büyük önem taşıyor. Çocuğun yaşına uygun açıklamalar yapmak, hayali oyunları desteklemek ancak sınırlarını net bir şekilde belirlemek kritik adımlardır. Medya kullanımı çocukla birlikte değerlendirilmeli ve 'Sence bu gerçek olabilir mi?' gibi sorgulayıcı sorularla farkındalık oluşturulmalıdır. Çocuğun kurgusal dünyası küçümsenmemeli; ancak gerçek yaşam deneyimleri artırılmalı, ebeveyn iyi bir rol model olmalı ve yaşa uygun içerikler özenle seçilmelidir.” Daş, medyanın etkilerinin her zaman olumsuz düşünülmemesi gerektiğini, kullanıma bağlı olarak hem olumlu hem olumsuz sonuçlar doğurabileceğini de vurguladı. “Davranışları ve düşünme biçimini etkileyebilen medya içeriklerinde cinsellik veya şiddet temalı içeriklerin izlenmesi ya da şiddetin sonuçsuz gösterilmesi, çocukların bu davranışları normalmiş gibi algılamasına sebep olabilir. Öte yandan, doğru içerikler çocuğun yaratıcılığını geliştirebilir, dil gelişimini ve öğrenme sürecini destekleyebilir. Kısacası, izlenen içeriğin türü, izlenme süresi, işlenme şekli ve ebeveynin rehberliği sürecin en belirleyici unsurlarıdır.”

 

Hayal gücü ne zaman sınır tanımalı?

Çocukların hangi durumlarda hayal dünyası ile gerçeği ayırt edememesinin bir sorun olarak değerlendirilebileceği ve ebeveynlerin hangi durumlarda bir uzmandan destek alması gerektiği sorusuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Daş, şunları söyledi: “Çocuğun 5-7 yaşından sonra gerçek ile hayali belirgin şekilde ayırt edememesi, gerçekte olmayan şeyleri gördüğünü veya olduğunu iddia etmesi ve hayali arkadaşlarıyla günlük yaşamını etkileyecek düzeyde sürekli bir iletişim kurması, dikkatle takip edilmesi gereken sinyallerdir. Bu duruma yoğun korku ve kaygıların yanı sıra, içe kapanma, akademik başarıda düşüş, sosyal gerileme, dikkat dağınıklığı ve iletişim sorunları gibi belirgin davranış değişiklikleri eşlik ediyorsa, bir uzman görüşüne ihtiyaç duyulabilir.” Görüyoruz ki sağlıklı bir gelişim süreci için hayal gücünün sınırlarını ebeveyn rehberliği ile belirlemek, çocuğun hem bugünkü güvenliğini hem de gelecekteki ruhsal olgunluğunu inşa etmedeki en temel adımdır.

 

Haber: Esma Nur Yüksekoğlu

 

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?

  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE

  Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00