Aydın Çocuk Tiyatrosu Kurucusu Ömer Faruk Yıldırım ve partneri Ümit Kutbay, 15 yıllık profesyonel tecrübelerini ve çocuk gelişiminde tiyatronun önemini anlattı. Metinlerini klinik psikolog kontrolünden geçiren ekip, sahnede zorbalıktan duygusal ifadeye kadar pek çok konuya değiniyor.
Çocuk tiyatrosu, çocukların gelişimine sanatsal bir pencereden katkı sunma anlamında oldukça etkili ve tercih edilen bir etkinlik. Aydın Çocuk Tiyatrosu da bu bağlamda, Aydın ve çevre illerde faaliyet gösteren bir kuruluş olarak ilgi görmekte. Tiyatronun kurucu üyesi, drama eğitimine sahip ve 15 senedir profesyonel olarak çocuk tiyatrosu yapan Ömer Faruk Yıldırım ve Çocuk Gelişimi mezunu olan ve uzun yıllardır Aydın Çocuk Tiyatrosunda yer alan Ümit Kutbay ile birlikte Aydın Efeler Kızılcaköy Hüseyin Kolay Kültür ve Sanat Evi’nde bir araya geldik. Hem oyunlarına katılım sağlama fırsatı bulduk hem de tiyatronun pedagojik gücünü ve dijital çağda tiyatronun çocuklara kattığı artılar hakkında konuştuk.
“Çocuklar gittikleri tiyatroda iyi karakterle empati kurar ve ona özenir”
Aydın Çocuk Tiyatrosunun kurucusu Ömer Faruk Yıldırım sözlerine, “İşe ilk başladığımızda, doğrusu, empati ve pedagojik uygunluk fazla ön planda değildi. Ancak çocuklarla çalışmaya başladığım ilk yılımda şunu anladım: Yazılan metinler çocuklara uygun olmalı, basit olmalı. O nedenle kurumların, oyun metinlerini özenle ve titizlikle kendi hazırlaması gerekiyor.” şeklinde başladı. Uygulamanın önemini vurgulayan Yıldırım, “Çocukların sözle bir şeyi tam olarak anlamadığını idrak ettim. Davranışsal ve uygulamalı tarzdan daha çok verim alındığı bir gerçek. Sahne, çocuklara örnek olmalı. Sahnedeki karakterlerden bir şeyler öğrenmelerini sağlıyoruz. Dramada buna örtük öğrenim diyoruz. Çocuklar gittikleri tiyatroda iyi karakterle empati kurar ve ona özenir. Bu nedenle, o karakter üzerinden vermek istediğiniz mesaj işlenebilir. Biz de tam olarak bunu yapıyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Çocuklar, birbirlerine bakarak ve etkileşim yoluyla öğrenirler”
Yıldırım, “Pandemi bütün dünyaya bir şeyi uygulamalı olarak öğretti: İnsanlar evde yalnız kalırsa ne olur? İnsanlar, bunun ne kadar zor olduğunu ve psikolojiyi bozduğunu anladı. Hayatın her alanda aksadığını kavradı. Çocuklar da bu süreçte dijital dünyaya bağımlı hale geldi. Oysa insanlar etkileşimle büyürler. Çocuklar, bir arada bulundukları topluluk içinde öğrenirler. Bu nedenle pandemi, çocuklar için oldukça olumsuzdu. Çocuklar, birbirlerine bakarak ve etkileşim yoluyla öğrenirler. Tiyatro sahnesinde olumsuz bir olaya verilen tepki, her çocuk için farklıdır. Ancak toplumsal düzeyde tepkinin aynı anda olduğunu görürüz. Çocuk, verilen tepkilere bakarak neyin doğru, neyin yanlış olduğunu kendi iradesiyle idrak edebilir. Tiyatronun çocuğa kazandırdığı en önemli özellik budur.” dedi. Çocukların idrak etme şekline değinen Yıldırım, “Çocuklar devamlı didaktik komutlarla büyütülür fakat bundan hoşlanmazlar. Genellikle davranış, çocuklar için daha ön plandadır. Çocuk, davranışını gözlemler üzerine belirler. İşte tiyatro tam bu noktada devreye girer. Çocuklar drama sayesinde daha çabuk ve kesin öğrenirler. Akıllarını geliştirirler ve bunu yalnız başlarına değil, kalabalık topluluklarda öğrenirler. Tiyatro, çocukta merak uyandırır. Çocuk, merakını iyi karakter üzerinden giderir ve sürekli kendine ‘Ben olsam ne yapardım?’ sorusunu sorar.” diye konuştu.
“Pedagojik açıdan sağlam metinler üzerinden ilerliyoruz”
Öğretmenlerin oyunlar hakkında geri dönüşlerine değinen Ümit Kutbay, “Okullarda da oyunlar sergiliyoruz ve ‘çocuk oyunları’ diyerek geçiştirilecek basit oyunlar oynamıyoruz. Pedagojik açıdan sağlam metinler üzerinden ilerliyoruz. Bu durum, çocukların bir şeyler öğrenmesine vesile oluyor. Öğretmenler de bunu fark ediyor. Çocukları eğlendirirken bir şeyler öğrendiklerini gördükten sonra beğenilerini sunuyorlar. Bu, bizim için çok olumlu bir geri dönüştür.” dedi.
“Biz duygularımızı ifade etmeyi öğrendiğimiz zaman, çocuklar da öğrenecek”
Çocuk tiyatrosu için metin yazımının önemini vurgulayan ve bunun için drama eğitiminin şart olduğunu belirten Kutbay, “Çocuk tiyatrosu için bir metin yazarken en ince detayların ön planda tutulması gerekiyor. Çünkü sonrasında klinik psikolog bütün metni inceliyor ve verilmek istenen mesajın ne olduğuna kanaat getiriyor.” dedikten sonra sözlerine şu şekilde devam etti: “Ve şunu da eklemek istiyorum ki biz duygularımızı ifade etmeyi öğrendiğimiz zaman, çocuklar da öğrenecek. Sosyal medyada duygularımızı emojilerle ifade ediyoruz. Bunu azaltmak ve yok etmek günümüzde mümkün değil. Ancak bu ifade özelliğini gerçek yaşamlarına, dış dünyalarına fiziksel bir şekilde taşımak yegane amacımız. Bunu başarabilirsek, biraz da olsa sosyal medya kullanımının önüne geçmiş oluyoruz.”
“Biz de dijital dünyayı kullanıyoruz”
Dijital dünya karşısında çocuk tiyatrosunun rekabet avantajı hakkında konuşan Kutbay, “Bizim amacımız dijital dünya ile yarışmak değil, bu dünyanın sunamadıklarını sunmaktır. ‘Tiyatro nedir?’ sorusuna genel bir yanıt vardır: ‘İnsanı insana, insanla, insanca anlatma sanatıdır.’ Bunu yaparsanız, dijital dünyanın yapamadığını yapmış, veremediğini vermiş olursunuz. Kendi işinizi en doğru şekilde yaparak izleyicide de bu bilinci oluşturursunuz. Ayrıca, biz de dijital dünyayı kullanıyoruz. Biletlerin satışı ve duyurularımız hep dijital dünya sayesinde hedef kitlemize ulaşıyor.” dedi.
“Zorbalığı sahnede göstererek bir bilinç oluşturmaya çalışıyoruz”
Güncel konuların sahnede işlenmesi gerektiğini belirterek tekrardan söz alan Yıldırım, “Akran zorbalığı konusunu neredeyse bütün oyunlarımızda işliyoruz ve o evrilme sürecini çocuklarla birlikte yaşıyoruz. Sahnede zorbalık konusu işlendiğinde, bu durum zorbalık yapan çocuğa bir ayna tutar veya yapmamış olsa bile yapanları gördüğünü hatırlatır. Dolaylı ya da dolaysız mutlaka denk geldiği bir zorbalığı sahnede göstererek bir bilinç oluşturmaya çalışıyoruz. Oyunda, zorbalık yapan karakterin eninde sonunda bunun kötü bir şey olduğunun farkına varmasını sağlıyoruz.” dedi. Ayrıca, “Daha önce de belirttiğimiz gibi, eğer çocuk buna benzer bir olaya dolaylı veya dolaysız şahit olduysa ya da maruz kaldıysa, sahnede izlediği karakter gibi bir aydınlanma yaşar. Özür dileme ve affetme güdülerinin güçlenmesini sağlamak, almayı hedeflediğimiz sonuçlar arasındadır.” diyerek ekledi.
“Oyun esnasında çocukları dinlendirmemek, bizim için en önemli konudur”
Çocukların odak süresi ile ilgili konuşan Yıldırım, “Bu, tam olarak bizim konumuz. Hem sahnede hem de hayatta her gün bir şeyler öğreniyoruz. Bunlardan biri de dikkat süresini göz önünde bulundurmaktır. Oyun esnasında çocukları dinlendirmemek, bizim için en önemli konudur. Amacımız, hiçbir şekilde heyecanlarını kaybetmelerine izin vermemektir. En ufak bir dalgınlık, çocuğun hem oyunun işleyişinden hem de sonunda verilmek istenen mesajdan mahrum kalmasına yol açabilir. Çocukların kaybettiği odaklarını toplamak çok mühim bir iş. Gerek bir aksiyonla gerekse bir replikle kaybedilen odağı toplamamız şart. Çocuklara ‘Sonuna kadar izle’ diyemezsin; sıkılabilirler. Bu nedenle onları da oyunların içine dahil etmeye çalışıyoruz.” dedi. Bunun yanında ideal oyun süresinden bahsederken, “Çocukların ortalama odak süreleri en nihayetinde bellidir. Biz de oyunlarımızın sürelerini buna göre düzenliyoruz. Ortalama 45 dakika, bir çocuk tiyatrosu için en ideal süredir.” şeklinde konuştu.
“Gerçek bir tiyatro oyunu talep eden ailelerin sayısı gerçekten çok fazla”
Ailelerin, çocuk tiyatrosunu “bir hafta sonu aktivitesi” mi yoksa “eğitimin parçası” mı olarak gördüğü hakkında konuşan Kutbay, “Aslında her iki durumda geçerli olabilir. Aileler, çocuklarının hem eğlenmesini hem de kaliteli vakit geçirmesini istiyorlar. Veliler bazen oyun öncesinde arayarak oyun ve içeriği hakkında bilgi almak istiyorlar. İçeriği beğenirlerse oyuna geliyorlar. Gerçek bir tiyatro oyunu talep eden ailelerin sayısı gerçekten çok fazla. Bu nedenle velilerden aldığımız tepkiler çok olumlu. Tiyatroya yönelen aileler zaten genelde bu bilinci edinmek isteyen anne babalar oluyor. Dolayısıyla, bu konuda oldukça seçici olduklarını söyleyebilirim.” dedi.
“Tiyatro iyidir, iyileştirir”
Son olarak ebeveynlere ve öğretmenlere mesaj veren Yıldırım sözlerine, “Ailelerin ve öğretmenlerin çok büyük sorumlulukları mevcut. Gelişim açısından tiyatroyu okullara dâhil etmeleri çok önemlidir. Tercih ettikleri oyunların, bahsettiğimiz gibi, çocukların ders alabileceği nitelikte olması gerekir. Tiyatro iyidir, iyileştirir.” şeklinde konuşurken; Kutbay ise sözlerine, “Oyun, çocuğun işidir ve çocuk, işiyle meşgul olursa öğrenir. Öğretmenlere, çocukların işlerini iyi yapmaları için uygun oyunları takip etmelerini öneriyorum. Velilere ise bir sözden bahsetmek istiyorum. Savaş Dinçel’in 'Uçurtmanın Kuyruğu' diye çok güzel bir oyunu vardır. Bu oyunun son bir cümlesi vardır ve ben onu çok önemserim: ‘Yaşlanmış ama çocukluğunu yaşamamış herkesin, hayatının bir döneminde çocukluk yapma hakkı saklıdır.’ ” diyerek son verdi.
Çocukların gelişiminde, sanatı kullanarak katkıda bulunan ve titiz çalışmalarını bizlerle paylaşan Aydın Çocuk Tiyatrosu Kurucusu Ömer Faruk Yıldırım’a ve partneri Ümit Kutbay’a bu kıymetli ve aydınlatıcı sohbet için teşekkür ederiz.
Haber: Berat Güneş
Fotoğraf: Talha Kahya
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE
Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...