Uzmanlara göre 3-6 yaş arası dönem, çocuğun bilişsel, duygusal ve sosyal gelişiminin temellerinin atıldığı en kritik süreç olarak öne çıkıyor. Erken çocukluk dönemi, çocuğun zihinsel, duygusal ve sosyal gelişiminin şekillendiği en hassas süreç olarak öne çıkıyor.
Çocuğun kişilik gelişiminden öğrenme becerilerine kadar pek çok temel kazanım, okul öncesi dönemde şekilleniyor. Eğitimciler ve rehberlik uzmanları, 3-6 yaş arasında sunulan eğitimin ve psikososyal desteğin çocuğun ilerleyen yıllardaki akademik başarısı ve ruhsal dayanıklılığı üzerinde belirleyici olduğuna dikkat çekiyor. Uzmanlara göre, aile ve okul iş birliği de çocuğun sağlıklı gelişimi için büyük önem taşıyor, erken dönemde yapılan yönlendirmeler, ileride telafisi zor olabilecek gelişim boşluklarını önleyebiliyor. Bu konuyla ilgili olarak Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık (PDR) Anabilim Dalı Prof. Dr. Yalçın Özdemir ve ADÜ Temel Eğitim Bölümü Okul Öncesi Eğitimi Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Nisa Başara Baydilek ile röportaj gerçekleştirdik.
3-6 yaşta gelişimin en hızlı ilerlediği alanlar
Gelişimin aslında bir bütün olarak ele alındığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Nisa Başara Baydilek konu hakkında, “Gelişimi tam olarak birbirinden ayıramasak da motor gelişimi ve bilişsel gelişim biraz daha ön planda ve kendini belli eden alanlar olarak söyleyebiliriz. 3 yaşta okul öncesi eğitime başlayan çocuk 6 yaşına geldiğinde okul öncesi eğitimini tamamladığında bilişsel ve motor gelişim açısından çok iyi bir seviyeye ulaştığını ve okul öncesi eğitim alarak gelişimine oldukça artı yönde bir etki ettiğini söyleyebiliriz.” dedi.
Okul öncesi dönemde çocuğun duygularını tanıma ve öğrenme süreci
Okul öncesi dönemde çocuklar, hem kendi duygularını tanımayı hem de başkalarının duygularını anlamayı öğrenir. Temel duyguları ayırt etme, duygularını ifade etme ve yönetme, sosyal etkileşimlerde empati kurma becerilerinin bu süreçte geliştiğini belirten Prof. Dr. Yalçın Özdemir, “Çocuk duygularını öğrenmede kendine bir model seçmelidir. Bu model genellikle anne ve babalar olmaktadır.” dedi. Özdemir, eşlerin birbirlerine karşı olan duygularını açık bir biçimde ifade etmesi gerektiği ve sadece olumlu duyguların değil, olumsuz duyguların da açıkça ifade edilmesi gerektiğini ifade etti. Çocuğun duygularını ifade etmesine izin verilmesi gerektiğini belirten Özdemir, “Çocuk sokakta bir köpek gördüğünde ‘korkma ben yanındayım’ demek çocuğun duygusunu bastırmak anlamına gelmektedir.” dedi. Özdemir, sözlerine “Bu olay karşısında çocuğun duygularını bastırmak yerine ‘evet köpekten korktuğun için ağlıyorsun’ demek duygunun kanalını açan bir ifadedir.” şeklinde konuştu.
Erken dönemde kazanılan duygusal becerilerin gelecek yaşlara etkisi
Erken dönemde kazanılan duygusal becerilerin, ilerleyen yaşlarda bireyin sosyal ilişkilerinden akademik başarısına, stresle başa çıkma kapasitesinden ruh sağlığına kadar pek çok alanda belirleyici rol oynadığını belirten Özdemir, “Bu dönemde kazanılan duygusal beceriler çocuğun ileri yaşlardaki hayatını çok önemli ölçüde etkilediğini ve bu dönemde kazanılan duygusal beceriler ileriki yaşamda hem olumlu hem de olumsuz etkiler yaratabilir.” dedi. Okul öncesi dönemin uzun vadede kullanılan becerilerin temelinin atıldığı dönem olduğunu belirten Özdemir, “Bu dönemdeki çocukların kendi duygularını anlama, karşı tarafın duygusunu anlama, uygun yerde uygun tepkiyi verebilme becerileri kazandırılmaya çalışılmaktadır.” ifadelerini kullandı. Özdemir, duyguların ifade edilmesi çocukluk döneminde öğrenilmediği takdirde, çocuğun gelecek yaşamında duygularını ifade edemediğini ve başkalarının da duygularını yok saydığını belirtti. Özdemir, okul öncesi eğitimin çocuğun duygu gelişimi için kritik düzeyde önemli olduğunu ifade etti.
Çocukluk döneminde fark edilmeyen sorunlar
Uzun vadede davranış problemlerinin, disiplin problemlerinin kişilerin yasalarla başlarının derde girmesi gibi problemlerin hepsinin erken dönemde bir takım nedenleri olduğunu belirten Özdemir, “Bu nedenlerin sebepleri arasında aile içi ihmaller, istismarlar, öğretilmeyen beceriler, aile içi şiddet gibi erken dönem bir geçmişinin olduğunu ifade edebilirim.” dedi. Özdemir, bir insanın uzun vadede davranış veya ruh sağlığı problemi yaşadığında bu durumların sebebi olarak geçmiş hayatta yaşanılan problemlerden kaynaklandığını belirterek ‘geçmişin dilidir.’ ifadelerini kullandı. Özdemir, okul öncesi eğitim alan kişilerin ileriki yaşamlarının daha kaliteli ve olumlu geçtiğini ve okul öncesi eğitimin önemini vurguladı.
Okul öncesi dönem, çocuk gelişiminin temelinin atıldığı süreç
Bu dönem, çocuğun zihinsel, duygusal, sosyal ve fiziksel gelişiminin hızla şekillendiği ve öğrenme alışkanlıklarının, davranış kalıplarının, kişilik özelliklerinin temellerinin atıldığı bir süreç olarak öne çıktığını belirten Baydilek, “Bu dönem, çocukların beyin gelişiminin en çok etkilendiği süreçtir.” dedi. Baydilek sözlerine, “Beyindeki bağlantıların arttığı ve beyin gelişiminin en üst seviyelerde olduğu zaman 3-6 yaş dönemine denk gelmektedir ve bu zaman diliminde çocuk okul öncesi eğitim alırsa gelişiminde ve ileriki yıllardaki akademik başarısında büyük etkiler görülür. Ayrıca bu dönem çocuğun eğitim hayatı için bir dönüm noktası olarak gösterilebilir.” şeklinde devam etti.
Okul öncesi eğitim alan ve almayan çocuklar arasındaki farklar
Okul öncesi eğitimde yer alan çocukların sosyal beceriler açısından, akran grupları ile aynı ortamda bulunup sorun çözme açısından okul öncesi eğitimin önemini belirten Baydilek, “Okul öncesi eğitim almayan çocuklarda aslında bazı kritik dönemler atlanmış olmaktadır.” dedi. Baydilek, o dönemdeki çocukların öğrenmeye çok açık olduğunu ve tıpkı bir sünger gibi her bilgiyi kolayca öğrenebildiği ve içine çektiği bir dönem olduğunu vurguladı. Baydilek, okul öncesi atlanmış bir çocuğun ileriki yaşamında akademik başarısı elbette yüksek olabilir fakat yapılan araştırmalarda okul öncesi eğitim alan çocukların akademik başarılarının daha yüksek olduğu ve ileriki yaşlarında sosyal ve iş hayatlarında daha başarılı bireyler olduklarını belirtti.
Okul öncesi eğitimin bilişsel gelişime katkısı
Okul öncesi eğitim, çocukların düşünme, öğrenme ve problem çözme becerilerinin temellerini güçlendirir. Bu dönemde sunulan oyun temelli etkinliklerin dikkat, hafıza ve dil gelişimini destekleyerek çocukların kavramları daha hızlı ve kalıcı biçimde öğrenmesini sağladığını belirten Baydilek, bilişsel gelişim açısından çocuk için somut olmayan şeyleri anlamlandırmanın zor olduğunu belirterek, okul öncesi eğitim almakta olan çocuğun bir çizgi filmin var olduğunu ve o çizgi filmin bir insan tarafından yapıldığını anlayacak bilişsel eğitimlerin verildiğini ifade etti. Baydilek, bilişsel gelişimin diğer bütün gelişimlerden etkilenerek gelişim gösterdiğini söyledi.
Ev ortamında çocuk gelişimini destekleyen uygulamalar
Ev ortamı, çocuğun gelişiminin temellerinin atıldığı en önemli alanlardan biri olduğunu ve günlük yaşam içinde çocukla kaliteli zaman geçirmek, onunla konuşmak, kitap okumak ve oyun oynamak bilişsel ve dil gelişimini desteklediğini belirten Baydilek, “Çocuğa aile içinde küçük görevler verilebilir. Örnek vermek gerekirse, yemek masasını hazırlarken sofrada kaç kişi olunduğu, kaç tabak konulacağı gibi küçük görevler verilmesi bile aslında bir etkinlik ve kaliteli zaman kategorisinde yer alabileceğini söyleyebiliriz.” dedi. Baydilek, kaliteli zaman geçiren çocukların kendilerini daha iyi ifade edebildikleri ve kendilerini daha güvende hissettiklerini vurguladı. Baydilek, “çocuklarla gerçek nesneler üzerinden vakit geçirilmesi onların gerçeklik algısını kavramalarına olanak sağlar.” ifadelerini kullandı.
Bizimle gerçekleştirdikleri röportajdan ve bizimle paylaştıkları değerli bilgilerden dolayı Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık (PDR) Anabilim Dalı Prof. Dr. Yalçın Özdemir ve Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Temel Eğitim Bölümü Okul Öncesi Eğitimi Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Nisa Başara Baydilek’e teşekkür ederiz.
Haber: Reyhan Karabey
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE
Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...