Cenaze şefinden mezar kazıcısına, gassaldan taş ustasına kadar herkes ölümle yüzleşen ailelerin acısını omuzlayarak gecesi gündüzüne karışan bir emek veriyor. Zorlu hava şartlarında durmayan, ağır sorumluluk ve derin manevi yükle çalışan bu insanlar, toplumun en sessiz ama en hayati görevini üstleniyor.
Mezarlıklar, gasilhaneler, mezar kazıcıları ve taş ustaları... Ölümle iç içe çalışan bu insanlar, hem fiziksel hem psikolojik açıdan zorlu bir görev yürütüyor. Cenaze ve Nakil Hizmetleri Şefi Murat Avcı, mezar kazıcısı Gökhan Yılmaz, gasilhane görevlisi Gülşah Berber, mezar taşı yazarı Eyyüp Sökütlü ve mezar yapımcısı Mustafa Sökütlü’nün meslek yaşamları ve deneyimlerini sizler için bir araya getirdik.
Cenaze sürecinde koordinasyon ve zorluklar
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğünde görev yapan Murat Avcı, 14 yıllık imamlık deneyiminin ardından ses sorunları nedeniyle kurum değiştirerek 2017 yılında protokol cenaze hocası olarak mezarlıklarda göreve başladı. Ardından psikolojik danışmanlık, manevi terapi ve mutemetlik görevlerinde bulunan Avcı, bugün cenaze ve nakil hizmetleri şefi olarak çalışıyor. Cenaze sürecinin 188 hattının aranmasıyla başladığını belirten Avcı, hastaneden cenazenin alınmasından morga yerleştirilmesine, sabah başlayan yıkama işlemlerinden defin veya nakil taleplerinin planlanmasına kadar tüm aşamaların şeflik tarafından koordine edildiğini söyledi. İl dışına yapılacak nakillerde 400 kilometreye kadar kara yolu, bunun üzerindeki mesafelerde ise hava yolu tercih ediliyor. Definin yapılacağı mezarın hazırlanması, mezar ölçülerinin İslami usullere uygunluğu ve sahadaki ekiplere talimat verilmesi de şefliğin sorumlulukları arasında bulunuyor.
Kocaeli’nin eğimli ve zor coğrafi yapısına rağmen mezar kazı ölçülerinin standart olduğunu söyleyen Avcı, erkekler için göbek hizasına; kadınlar için göğüs hizasına kadar belirlenen derinliklerin ortalama 120–140 santimetre arasında değiştiğini, mezar genişliğinin 80 santimetre, uzunluğunun ise 2 metre olduğunu aktardı. Aşırı yağış, kar veya sıcak hava gibi zorlu koşullarda dahi işlemleri durdurmadıklarını belirten Avcı, çadır sistemi sayesinde cenazenin hiçbir şekilde yerde kalmasına izin vermediklerini vurguladı. Mesleğinde en zorlandığı kriz anlarının toplu trafik kazaları ve çocuk cenazeleri olduğunu dile getiren Avcı, aynı aileden birden fazla kişinin hayatını kaybettiği kazalarda adli süreçlerle defin işlemlerinin birlikte yürütülmesinin operasyonu oldukça zorlaştırdığını söyledi. Adli vakalar ve afet durumlarında itfaiye, müftülük ve savcılıkla ortak protokoller uyguladıklarını belirten Avcı, kimliklendirme, toplu yıkama alanlarının hazırlanması ve defin yerlerinin düzenlenmesi gibi tüm süreçlerin aynı anda yürütüldüğünü ifade etti. Kocaeli’nin mezarlık kapasitesine ilişkin bir sorun olmadığını belirten Avcı, şehrin yaklaşık 50 yıllık mezar yeri ihtiyacını karşılayacak alana sahip olduğunu söyledi. Yas tutan ailelerle yakın temasın kişisel hayatında zorlayıcı yanları olduğunu dile getiren Avcı, bununla başa çıkmada dini bilgiler, Peygamber öğretileri ve kendi şiir–edebiyat ilgisinin önemli bir destek olduğunu ifade etti.
Mezar kazıcılarının günlük mücadelesi
41 yaşındaki Gökhan Yılmaz, 4 yıldır mezar kazıcılığı yapıyor. Mesleği seçmesindeki en temel sebebin annesinin vefatı olduğunu söyleyen Yılmaz, bu sürecin hayatında önemli bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Gününün genellikle mezarlıkta geçtiğini ifade eden Yılmaz, “Sabah kahvaltımızı yapıp mezarlığa gidiyoruz. Gelenlerle ilgileniyoruz. Yoğunluk arttıkça bizim de tempomuz yükseliyor.” dedi. Toplumdan aldığı tepkinin çoğunlukla kadınlar tarafından, “Bu işi nasıl yapıyorsunuz?” şeklinde olduğunu, ancak çok daha zor şartlarda çalışan insanlar olduğunu düşündüğü için mesleğini sevdiğini vurguladı.Mezar kazımında kullanılan yöntemler zemine göre değişiyor. Yılmaz, sert zeminlerde hilti ve havalı makineler gibi ekipmanlar kullandıklarını; zemin yumuşaksa bel, kürek ve kazma gibi el aletleriyle çalıştıklarını belirtti. Bir mezarın kazılma süresinin koşullara göre 2 ila 4 saat arasında değiştiğini aktardı. Mezarlık ortamının korkutucu olmadığını vurgulayan Çakmak, “Dünya âlemindeki en ibret alınası yer mezarlıktır.” sözleriyle mesleğin kendisine kattığı bakış açısını özetledi.
Gasilhaneler ve insan hayatına dokunan hizmet
Gülşah Berber, 15 yıldır içinde bulunduğu ve son 7 yıldır resmî olarak sürdürdüğü gasilhane hizmetini, çocukluk döneminden itibaren bu alana ilgisi olduğunu belirterek anlattı. Mezarlıkların ve ölüm gerçeğinin kendisine hiçbir zaman yabancı gelmediğini ifade eden Berber, bu mesleği isteyerek yaptığını söyledi. Buradaki en önemli noktalardan birinin, herkesin eşit oluşu olduğunu vurguladı ve bunun kendisine farklı bir bakış açısı kazandırdığını ekledi. Berber, toplumda gassalların, “soğuk bir işle uğraştığı” yönünde yanlış bir algı bulunduğunu, ancak bunun mesleğin kendisiyle değil, ölümün bilinmezliğiyle ilgili olduğunu belirtti. Standart bir cenazenin yaklaşık 20–25 dakika içinde yıkanıp kefenlendiğini aktaran Berber, yoğun bakımda uzun süre ilaç kullanmış veya kazalı cenazelerde sürecin biraz daha dikkatli yürütülmesi gerektiğini, buna rağmen çoğu zaman yarım saati geçmediğini söyledi. Kullanılan malzemelerde suyun ılık olmasının tavsiye edildiğini, kokusuz beyaz sabun kullanıldığını ve kefenlemede kadınlar için 5, erkekler için 3 parçalı sistem uygulandığını ifade etti. Ölümle sürekli temas hâlinde olmanın hayata etkisine dair; bu işin insana zamanın değerini öğrettiğini, insanların yakın çevreleriyle ilişkilerinde daha dikkatli olmalarını sağladığını aktardı.
Mezar ve taş ustalarının zorlukları
Mezar taşı yazarı Eyyüp Sökütlü, 23 yaşında genç bir zanaatkâr. 3 yıldır bu işi sürdürüyor ve mesleğe başlama hikâyesi tamamen aile geleneğine dayanıyor. Bu nedenle mesleği öğrenmesi doğal bir süreç olmuş ve bugün aynı işi devam ettiriyor. Sökütlü, işin fiziksel ve zanaat açısından zorluklarına dikkat çekti. Mermerin ağırlığı, kesim ve cilalama sırasında kullanılan güç, uzun süre ayakta çalışma zorunluluğu ve hava koşulları işi zorlaştıran etkenler arasında. Zanaat açısından her taşın dokusunun farklı olması, oyma sürecinde özen gerektiriyor. Ailelerin acılı hâli ve hassas talepleri ise duygusal yoğunluğu artırıyor. Sökütlü’ye göre bir mezar taşı sadece isim ve tarihten ibaret değil; geride kalanlar için merhumun hayatına dair somut bir hatıra, dokunulabilir bir temsil noktası. Mesleğe ilgi duyan gençlere sabırlı olmalarını, iş disiplinini gözetmelerini ve yaptıkları işin aileler için taşıdığı manevi değeri unutmamalarını tavsiye etti.
Mezar yapımında deneyim ve sorumluluk
57 yaşındaki Mustafa Sökütlü, 10 yıldır mezar yapımcılığıyla uğraşıyor. Mesleğe başlamadan önce uzun yıllar yurt içi ve yurt dışında inşaat ustası olarak çalıştı, İzmit’te bir arkadaşıyla ortak olmasıyla mezar yapımına yöneldi ve ortağının İstanbul’a dönmesinin ardından çalışmalarına oğluyla devam ediyor. Bu iş için sıkça mermer ve granit kullandıklarını aktaran Sökütlü, malzeme seçiminde dayanıklılık, müşteri bütçesi ve görsel beklentilerin belirleyici olduğunu söyledi. Ölümle iç içe çalışmanın hayat görüşünü değiştirdiğini dile getiren Sökütlü, mezar taşlarını, “geride kalanların son görevi” olarak gördüğünü belirtti. İnsanların çoğu zaman ne istediklerini tam ifade edemediklerini vurgulayan Sökütlü, bu anlarda hem usta hem rehber konumunda olduklarını ve duygusal yoğunlukla başa çıkmak için işlerine odaklandıklarını ifade etti. Meslek hayatında kendisini en çok etkileyen olaylardan birinin, maddi imkânı kısıtlı yaşlı bir kadının vefat eden eşi için mezar taşı istemesi olduğunu anlattı. Mezarı ücretsiz yaptığını ifade eden Sökütlü, yaşlı kadının her gün mezarlığa gelerek yanlarında bulunduğunu ve kendi imkânlarıyla hazırladığı yiyecekleri getirdiğini dile getirdi. Sökütlü, mezar ustalığının gün geçtikçe azalan meslekler arasında olduğunu, gençlere ise sabırlı olmaları, iş disiplinini gözetmeleri ve yaptıkları işin manevi değerini unutmamalarını tavsiye etti.
Bize verdikleri bilgilerden dolayı Cenaze ve Nakil Hizmetleri Şefi Murat Avcı, mezar kazıcısı Gökhan Yılmaz, gasilhane görevlisi Gülşah Berber, mezar taşı yazarı Eyyüp Sökütlü ve mezar yapımcısı Mustafa Sökütlü’ye teşekkür ederiz.
Haber: Hayriye Sökütlü
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE
Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...