Mahallelerin kalbi olan küçük esnaflar, bakkallar, terziler yalnızca alışveriş yapılan yerler değil, komşuluğun, güvenin ve ortak hatıraların bulunduğu sosyal alanlardı. Zincir marketlerin çoğalması ve hızlı yaşam temposu, mahallelerin hafızasını da esnafıyla birlikte yok ediyor. Zincir marketlerin çoğalması ile mahalle kültürü nasıl değişti?
Mahalleler, sadece evlerin bir araya geldiği mekanlar değil, küçük esnafı, komşuluk ilişkileri ve ortak anılarıyla yaşayan sosyal alanlardır. Mahalle kültürünü var eden komşuluk ilişkileri, bir kuşağın çocukluk coğrafyasıyla birlikte sessizce kayboluyor. Mahallelerin sosyal dokusunu ayakta tutan küçük esnaflar, zincir marketlerin yükselişiyle hızlı yaşam temposu karşısında yavaş yavaş yok oluyor. Bir zamanlar sabahın ilk ışıklarıyla açılan kepenklerin sesi, mahallenin güne başladığını hatırlatırdı. Bugün ise sokaklarda o canlılık yok, vitrindeki ışıklar bir bir sönüyor. Yerine soğuk zincir marketlerin tabelaları geliyor. Komşuluk bağları zayıflarken küçük esnafın varlığı da yavaş yavaş tarihe karışıyor. Komşuların birbirine çay veya yemek götürdüğü, esnafın veresiye defterinin mahallenin güvenini temsil ettiği günlerin yerini, kapalı kapılar ardında yaşanan bireysellik aldı. Bu değişimi yerinde görmek için Aydın’da mahalle esnaflığı yapan 40 yıllık mahalle terzisi Metin Altuntaş, 15 yıllık esnaf Melahat Demirtaş, 30 yıllık bakkal Ahmet Okul, 20 yıldır camide gönüllü olarak çalışan Mustafa Tokgöz , muhtar ve esnaf olan Mustafa Benli ile röportaj gerçekleştirdik.
Eski mahalle kültürü
“Günümüzde komşuluk, dayanışma ve güven ilişkileri nasıl değişti?” sorusuna verilen yanıtların çoğu ortak bir özlemi işaret etti: “Eski mahalle kültürü başkaydı…” 40 yıllık mahalle terzisi Metin Altuntaş o özlemi şöyle anlattı: “ Eskiden mahalleli dertlerini paylaşır, küçük yardımlaşmalar olurdu. Terziye sadece dikim için değil, tavsiye ve sohbet için de gelirdi insanlar. Şimdi çoğu kişi online alışveriş yapıyor, sokakta kimse durup sohbet etmiyor. Eskiler öyle miydi?” 30 yıllık bakkal Ahmet Okul ise bakkalın sadece bir alışveriş noktası olmadığını dile getirdi: “Bakkal sadece alışveriş noktası değildi. İnsanlar gelip sohbet eder, haberleşir, birbirlerini tanırlardı. Zincir marketler açılınca bu ilişki koptu, mahalledeki samimiyet de azaldı. Bir olay olduğunda ya da bir şey emanet etmek istediklerinde ilk akıllarına gelen bizlerdik. Şimdi ise küçük esnaflar kimsenin aklına gelmiyor.” 15 yıllık esnaf Melahat Demirtaş ise, “Eskiden komşuluk ilişkileri ve insanlar arasındaki kardeşlik duygusu çok daha güçlüydü. Yeni bir komşu taşındığında, hemen bir araya gelir, biri çay demler, diğeri yemek yapar ve onlara ikram ederdik. Bu basit ama samimi jestler sayesinde komşuluktan öte, bir aile ilişkisi kurulurdu. Ancak günümüzde bu durum ne yazık ki çok farklı. İnsanlar, iyi niyetle getirilen çayı veya yemeği bile alırken ‘neden getirdiler?’ diye şüpheyle yaklaşıp sorguluyor. Artık aynı apartmanda otursak bile, kimse kimseyi tanımıyor ve birbirine yabancı. Geçmişteki o sıcak ve samimi komşuluk ve dayanışma ruhu ne yazık ki günümüzde kayboldu.” diyerek dayanışma ortamının zayıfladığını ifade etti. 20 yıldır camide gönüllü olarak çalışan Mustafa Tokgöz ise sosyalliğin dijitalleştiğini, “Eskiden bayram ve Cuma namazları camilerde çok kalabalık olurken şimdi sadece birkaç kişi katılıyor. Teknolojinin hızla ilerlemesi, akrabalık ve yakın komşuluk ilişkilerini azalttı. Bu durum, insanların birbirini tanımamasına ve eski sıcak bağların kopmasına yol açtı. Şehirleşmenin artması, sürekli değişen kiracıların olması ve yeni yapılan sitelerin çoğalmasıyla birlikte, komşuluk ilişkileri zayıfladı. Eskiden mahalle kültüründe herkes birbirini tanır, güven duyar ve daha kalabalık aileler halinde yaşardı.” sözleriyle paylaştı.
Zincir marketlerin gölgesinde küçük esnaf
Mahalle esnaflarının büyük çoğunluğu, mahalle kültürünün ve küçük esnafların hızla yok olduğunu kabul etmekte. Esnafların sıkça dile getirdiği görüşler arasında, “Mahallelerde o eski samimiyet kalmadı” ve “Küçük esnaflar hızla kapanıyor” ifadeleri öne çıkıyor. “Küçük esnafın azalması mahalle kültürünü ve toplumsal ilişkileri nasıl etkiliyor?” sorusunu yönelttiğimizde, Altuntaş şu yanıtı verdi: “Günümüzde artık küçük esnaflar pek kalmadı. Bunun temel nedeni, büyük zincir marketlerin her sokakta yer almasıdır. Eskiden mahallelerimizde Ali Amca, Mehmet Amca, Hasan Amca gibi birçok küçük esnaf vardı ve bu durum sıcak mahalle kültürünü canlı tutuyordu. Örneğin, zincir marketler küçücük bir şekeri dahi borç vermezken, küçük esnafa sadece ihtiyacımızı söylememiz yeterliydi. Geçmişte güvene dayalı veresiye defterleri vardı ve insanlar borçlarını düzenli olarak öderdi. Şimdi ise insanlar söz verdikleri zamanlarda bile borçlarını getirmeyerek bu güven ilişkisini zedeliyor.” Muhtar Mustafa Benli ise esnaftaki bu dönüşümü şöyle özetledi: “Mahallelerimizde küçük esnaf sayısında ciddi ve hızlı bir azalma gözlemliyorum. Artık neredeyse her ay bir ya da iki esnaf dükkanını kapatıyor. Bu durum, mahallemizin sosyal dokusunu da zayıflatıyor. Artan apartman yaşamı, komşuluk ilişkilerini azaltıyor, insanlar birbirini tanımıyor ve selamlaşmıyor. Şehirlerin büyümesi ve yoğun göç hareketleri, mahallelerdeki eski samimiyeti ortadan kaldırdı. Köylerde, kasabalarda ve müstakil evlerde hâlâ var olan eski sıcak ve yakın ilişkiler ise günümüzde artık yok oldu.” dedi.
Gençler ve yetişkinler aynı mahallede, farklı dünyalarda
“Gençlerin mahalle kültürüne bakışıyla yetişkinlerin mahalle kültürüne bakışı arasında fark var mı?” sorusuna, eski mahalle kültürünü ‘geçmişimiz ve yaşam tarzımız’ olarak tanımlayan Okul, şunları söyledi: “Gençler genellikle küçük esnaflara uğramaz, doğrudan bir zincir markete giderler. Nadiren gelen genç müşteriler ise dükkana girerken selam vermez, ihtiyaçlarını alıp hızla çıkar. Bizim kuşağımız ise gelir, önce selam verir, hatır sorar, sohbet ettikten sonra işlerini görürdü. Mahalle kültürü bizim geçmişimiz ve yaşam tarzımızdı. Gençler için ise sadece bulundukları konumdan ibaret.” Aynı soruyu Tokgöz ise, “Eskiden mahalle kültürü içinde komşuluk ilişkileri manevi bir sorumluluk taşırdı. Birinin cenazesi ya da düğünü olduğunda bütün mahalle bir araya gelir yardımcı olurduk. Ancak gençler bütün sosyalliği telefonun içine taşıyarak yalnızlaşmaya, topluma yabancılaşmaya başladılar. Sadece gençler değil, yetişkinler olarak bizler de kimseyle konuşmaz hâle geldik ve sorumluluklarımızı unutmaya başladık.” diye yanıtladı.
Bugün küçük esnafın kapanması sadece ekonomik bir kayıp gibi görünse de mahallelerin hafızasının, güven duygusunun ve komşuluk bağlarının da zayıfladığını ortaya koyuyor. Kaybolan sadece bir dükkan değil, bir kuşağın çocukluk coğrafyası ve bir mahallenin ruhudur. Bu çalışmaya katkı sağlayan Mustafa Tokgöz, Melahat Demirtaş, Metin Altuntaş, Ahmet Okul ve Mustafa Benli’ye teşekkür ederiz.
Haber: Sedanur Alkan
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE
Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...