Emekli fizik öğretmeni ve Aydın kent tarihi araştırmacısı Havva Çetintürk, Aydın’ın sinemayla tanışma sürecini tarihsel belgeler ve yaşanmış olaylar ışığında değerlendirdi.
Emekli olduktan sonra sözlü ve yazılı kaynaklara dayalı Aydın tarihi araştırmalarıyla kentin kültürel belleğine önemli katkılar sunan emekli fizik öğretmeni Havva Çetintürk ile gerçekleştirilen röportajda, Aydın’ın sinemayla tanışma süreci ele alındı. Röportajda, kente gelen ilk sinema gösterimlerinden başlayarak sinemanın Aydın’daki toplumsal ve kültürel etkileri tarihsel bir perspektifle değerlendirilirken, döneme tanıklık eden yaşanmış olaylara da yer verildi.
Aydındaki bilinen ilk sinema 1927 lere dayanıyor
Aydın’ın sinemayla tanışma sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan araştırmacı Havva Çetintürk, kente gelen ilk sinema faaliyetlerinin 1927–1930’lu yıllar arasına tarihlendirilmesi gerektiğini belirtti. Kendi araştırmalarına dayanan bilgilere göre Çetintürk, Aydın merkezdeki ilk sinema yapısının 1927 yılında Macar ustalar tarafından inşa edildiğini ifade etti. Söz konusu yapının, İsmail Hakkı isimli bir şahsa ait olduğunu belirten Çetintürk, binanın günümüzde Şehitlik Abidesi olarak bilinen alanın hemen karşısında yer aldığını ve uzun yıllar sinema olarak kullanıldığını aktardı. Bu sinemanın, 1970’li yıllara kadar faaliyetlerini sürdürdüğü kaydeden, 1950’li yıllara gelindiğinde ise Aydın’da sinema kültürünün farklı bir boyut kazandığını dile getiren Çetintürk, Demokrat Parti döneminde verilen desteklerle kapalı sinema salonlarının yaygınlaşmaya başladığını belirtti. Bu kapsamda, izleyicilerin kapalı bir mekânda yan yana oturarak film izlediği Taşdöner Sineması’nın da Aydın’ın ilk sinema salonları arasında yer aldığını ifade etti. Günümüzde bakımsızlık ve geçirdiği yangın nedeniyle yapısal olarak zayıfladığı belirtilen sinema binasının, dönemin önemli kültürel mekânlarından biri olduğunu vurguladı.
Yazlık sinemalar ile kapalı sinema salonlarının ayrı kategorilerde ele alınması gerek
Çetintürk, Aydın’daki sinema tarihinin değerlendirilmesinde yazlık sinemalar ile kapalı sinema salonlarının ayrı kategorilerde ele alınması gerektiğine dikkat çekti. 1927 yılında inşa edilen yapının sinema salonu olarak tasarlandığını belirten Çetintürk, Taşdöner Sineması’nın ise gala geceleri ve özel gösterimler de dâhil olmak üzere kapsamlı bir sinema salonu olarak inşa edildiğini ifade etti. Taşdöner Sineması'da Hisarönü Sineması adıyla 1950'li yıllarda hem yazlık hem kışlık olarak hizmete açıldı.
Sinema sosyal hayatın merkezinde yer alıyordu
1970’li yıllarda Germencik’ten Aydın’a gelen araştırmacı Havva Çetintürk, kentin sinema kültürüne ilişkin mekânsal ve toplumsal belleğe bizzat tanıklık ettiğini belirtti. Bu dönemde, Aydın merkezde yer alan Taşdöner Sineması ile 1927 yılında Macar ustalar tarafından inşa edilen yazlık sinema binasının önünden geçtiğini ve bu mekânları aktif olarak kullanan kuşaklarla temas kurduğunu ifade etti. Aydın’da sinema kültürünün köklerinin 1930’lu ve 1940’lı yıllara uzandığını aktaran Çetintürk, dönemin tanıklarından Hatice Gözaçan’ın anlatımlarına da değindi. Gözaçan’ın aktardığı bilgilere göre, söz konusu yıllarda halkevlerinin varlığı sinemaya erişimi artırırken, yazlık sinemalar da kent yaşamında önemli bir yer edinmişti. Sinema gösterimleri hem halk evlerinde hem de açık hava sinemalarında düzenleniyor, bu mekânlar sosyal hayatın merkezleri arasında yer alıyordu.
Sinemalara en güzel kıyafetlerle gidilirdi
Bu dönemde sinema salonlarının yalnızca bir eğlence alanı değil, aynı zamanda toplumsal birlikteliğin görünür olduğu kamusal mekânlar olduğuna dikkat çeken Çetintürk, insanların sinemaya giderken en özenli kıyafetlerini tercih ettiğini, gösterimlerin birlikte gülünüp birlikte duygulanılan sosyal etkinlikler olarak algılandığını ifade etti. Sinemalara gösterilen özenin, bayramlarda gerçekleştirilen geleneksel ziyaretlerle benzer bir anlam taşıdığını vurgulayan Çetintürk, sinema salonlarının dönemin Aydın’ında kültürel ve toplumsal yaşamın önemli buluşma noktalarından biri olduğunu belirtti.
Sık sık film kopmaları olurdu
Dönemin teknik koşullarına dikkat çeken Çetintürk, projeksiyon makinelerinin oldukça büyük olduğunu ve bu nedenle film gösterimleri sırasında sık sık teknik aksaklıklar yaşandığını aktardı. Özellikle film kopmalarının yaygın olduğunu belirten Çetintürk, bu anlarda seyircilerin büyük bir heyecanla beklediğini, zaman zaman salonun tamamının hep bir ağızdan “makinist uyuma” diyerek makiniste seslendiğini hatırladığını söyledi. Bu durumun, sinema deneyimini kolektif ve canlı bir sosyal etkinliğe dönüştürdüğünü vurguladı. Çetintürk’ün aktardığına göre, o yıllarda sinema salonlarında localar bulunmaktaydı. Günümüzde daha çok barlarda rastlanan bu tarz oturma alanları, özellikle aileler tarafından tercih edilmekteydi. Localar, izleyicilere hem konfor hem de daha özel bir alan sunuyordu.
Günümüzde korunmuş yerler mevcut
Aydın’daki sinema mekânlarına da değinen Çetintürk, Hilmi Dinçer ailesine ait olan yazlık sinemayı hatırlattı. Günümüzde “Yeşilçam Lokali” ya da “Yeşilçam Kafe” olarak kullanılan bu alanda geçmişte bir yazlık sinema bulunduğunu ifade eden Çetintürk, söz konusu sinemanın projeksiyon makinelerinin hâlen korunmakta olduğunu belirtti. Çetintürk, bu mekânı ziyaret edenlerin, 1950’li yılların sinema teknolojisini yakından görme fırsatı bulabileceğini dile getirdi.
Aydın’a birçok ünlü isim konuk oldu
1970’li ve 1980’li yıllara gelindiğinde, Germencik’ten Aydın merkezine (Efeler) yerleştiklerini belirten Havva Çetintürk, bu dönemde kentin sinema yaşamına yakından tanıklık etme fırsatı bulduğunu ifade etti. Çetintürk, evlerinin Taşdöner Sineması’nın tam karşısında yer alması nedeniyle sinema çevresinde yaşanan hareketliliği sık sık gözlemlediğini aktardı. Taşdöner Sineması’nın özellikle gala gösterimleriyle öne çıktığını vurgulayan Çetintürk, bu etkinlikler için filmlerin başrol oyuncularının Aydın’a geldiğini ve söz konusu günlerde sinema önünde yoğun kalabalıkların oluştuğunu dile getirdi. Çetintürk, Taşdöner Sineması’na gelen ünlü isimlerden bazılarını bizzat gördüğünü belirterek, Erol Evgin’i çok net hatırladığını ifade etti. Ayrıca Belgin Doruk’un da Taşdöner Sineması’na gala kapsamında geldiğini söyleyen Çetintürk, Doruk’un daha sonraki yıllarda Aydın’a gelin olarak gelmesinin kent belleğinde özel bir yer edindiğini aktardı. Daha yakın dönem sanatçılarından Cem Yılmaz’ın da Taşdöner Sineması’nda bir gala etkinliğine katıldığını bildiğini belirten Çetintürk, bu tür organizasyonların Aydın’ın kültürel ve sosyal yaşamına önemli bir canlılık kattığını ifade etti.
Sinema afişleri sokakları süslerdi
Havva Çetintürk, geçmişte Aydın’da film gösterimlerinin duyurulmasında kullanılan yöntemlere de değindi. Çetintürk, Aydın Garı yakınlarında bulunan ve günümüzde hâlen ayakta olan tren yolu üzerindeki köprünün, o dönemde sinema afişleri için önemli bir alan olarak kullanıldığını ifade etti. Söz konusu köprünün üzerine yeşil bir örtü gerildiğini belirten Çetintürk, bu alanın sinemalara ait film afişleriyle donatıldığını aktardı. Afişlerin bir kısmının ahşap çerçeveler içinde sergilendiğini, bazılarının ise doğrudan asıldığını dile getiren Çetintürk, kentte yaşayanların bu köprüden geçerken hangi filmlerin vizyonda olduğunu, hangi sinemalarda gösterildiğini ve seans saatlerini kolaylıkla öğrenebildiklerini söyledi. Sinema programlarının takip edilmesinde bir diğer önemli kaynağın ise yerel gazeteler olduğunu belirten Çetintürk, her kentin kendi yerel gazetesinde sinema ilanlarına ayrılmış özel köşelerin bulunduğunu ifade etti. Bu köşelerde örneğin, “Bulvar Sineması’nda bu film gösterimde” şeklinde bilgilere yer verildiğini aktaran Çetintürk, izleyicilerin film tercihlerini bu ilanlar aracılığıyla da belirleyebildiklerini dile getirdi. Ayrıca şunu da ekleyen Çetintürk, “Eskiden bir sinemaya gitmek istediğimizde özellikle film o dönemin başyapıtlarından birisi olarak geçiyorsa aylarca yer bulamadığımız oluyordu.” dedi.
Sinema gelecek kuşaklara bırakılmış en güzel canlı mektuplardır
Çetintürk, sinema salonlarının günümüzde geçirdiği dönüşüme ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Yeni dönemde sinema salonlarının giderek küçüldüğüne dikkat çeken Çetintürk, bu durumun samimi bir ortam yaratma amacıyla mı yoksa izleyici sayısındaki azalmadan mı kaynaklandığının net olmadığını ifade etti. Ancak birçok salonun yeterince havalandırılmadığını, yer yer gürültü kirliliğine neden olan mekânlara dönüştüğünü dile getirdi. Teknik olanaklar açısından günümüz sinemaları ile geçmiş dönemleri karşılaştırmanın doğru olmayacağını belirten Çetintürk, buna karşın sinemaya bakış açısında ciddi bir değişim yaşandığını vurguladı. Çetintürk’e göre, sinemadan ya da filmlerden tamamen bir kopuş söz konusu değil, aksine bu ilgi zaman içinde mekânsal bir dönüşüm geçirdi. Bu dönüşümü tarihsel bir çerçevede değerlendiren Çetintürk, 1927 yılında kurulan Park Sineması’nın zamanla yerini yazlık sinemalara bıraktığını, yazlık sinemaların ise Taşdöner Sineması gibi büyük salonlara evrildiğini hatırlattı. Günümüzde ise bu büyük salonların yerini, ev konforunda izleme deneyimleri ya da butik salonlardan oluşan sinema mekânlarının aldığını ifade etti. Sözlerini sinemanın kültürel değerine vurgu yaparak tamamlayan Çetintürk, ‘Dedemin Gözyaşları’ filminde geçen “Sinema, gelecek kuşaklara yazılmış en güzel canlı mektuplardır.” ifadesini hatırlatarak, bu mektupların ancak okumayı bilenler için anlam taşıdığını dile getirdi.
Aydın’ın sinema tarihine ilişkin önemli bilgileri ve kentin kültürel belleğinde yer eden pek çok bilinmeyen ayrıntıyı paylaşan emekli Fizik Öğretmeni ve Kent Tarihçisi Havva Çetintürk’e, verdiği değerli katkılar dolayısıyla teşekkür ederiz.
Haber: Egemen Ege
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE
Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...