Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


BİR FOTOĞRAFIN OLUŞMA HİKÂYESİ: ALAMİNÜT MAKİNE

24.10.2026
Kültür Sanat

 

Saniyelerin tükettiği dijital karelerin aksine, geçmişte fotoğrafın ortaya çıkması kimyasal işlemler, el becerisi ve ustalık gerektiriyordu. Seyyar fotoğrafçılıkta kullanılan alaminüt makineler, fotoğrafın yalnızca stüdyolarda değil, insanların yaşadığı yerlerde de üretilmesini sağlıyordu.

 

Geçmişte bir fotoğrafın ortaya çıkması, deklanşöre basmakla bitmiyordu. Görüntünün hazırlanması, kimyasal işlemlerden geçirilmesi ve korunması gerekiyordu. Özellikle seyyar fotoğrafçılıkta kullanılan alaminüt makineler, fotoğraf çekiminin ve banyo işlemlerinin belirli aşamalarının aynı yerde gerçekleştirilmesine imkân tanıyordu. Bu sistemde fotoğrafçının teknik bilgisi kadar işlemleri doğru sırayla ve doğru zamanda yapması da önem taşıyordu.

 

Bir karenin fotoğrafa dönüşmesi

Hamza Rüstem Fotoğraf Evi’nin arşiv çalışmalarını yürüten Mert Rüstem, 1969 yılında İzmir’de doğdu. Girit doğumlu portre fotoğrafçısı Hamza Rüstem’in en küçük torunu olan Mert Rüstem, aynı zamanda fotoğraf makineleri ve tarihî fotoğrafçılık ekipmanları ile ilgilenen bir koleksiyoner. Alaminüt makineleri koleksiyonundaki özel parçalar arasında değerlendiren Rüstem, bu makinelere duyduğu ilgiyi, “Alaminüt fotoğraf makinesi özel bir parça. Çünkü içinde karanlık oda barındırıyor, mekâna sahip olmadan komple bir fotoğraf stüdyosu görevi görüyor. Gittiği yer fotoğrafhane oluyor; fotoğraf çekiyor, üstelik çektiği fotoğrafın baskısını da alıyor. Benim için özel bir ürün.’’ sözleriyle duyduğu ilgiyi anlattı. Rüstem, alaminüt makinelerin çalışma sürecini anlatırken fotoğrafın hazırlanmasının yalnızca çekim anından ibaret olmadığını belirtti. Rüstem, alaminüt çekimlerinde film kullanılmadığını, görüntünün doğrudan fotoğraf kartına alındığını ifade etti. Makinenin çalışma düzeni, fotoğrafçının hem çekim hem de görüntüyü ortaya çıkarma aşamalarını bilmesini gerektiriyordu. Kimyasalların kullanım süresi ve işlemlerin sırası, fotoğrafın son görünümünü etkileyebiliyordu. İşlemlerin gerektiği zamanda tamamlanmaması, görüntünün renginin değişmesine veya zamanla bozulmasına yol açabiliyordu.

 

Sokakta kurulan karanlık oda

Rüstem’in aktardıklarına göre alaminüt makineler, özellikle fotoğrafçıların kolay ulaşamadığı köylerde ve ilçelerde kullanılan seyyar fotoğrafçılık araçları arasındaydı. Büyük stüdyoların dışında çalışan fotoğrafçılar, bu makineler sayesinde fotoğrafçılık hizmetini insanların bulunduğu yerlere taşıyabiliyordu. Rüstem, körüklü stüdyo fotoğraf makineleri ile alaminüt fotoğraf makinelerinin sıklıkla birbirine karıştırıldığını da belirtti. Makinenin üzerindeki siyah örtü ve buzlu cam da çalışma düzeninin önemli parçaları arasındaydı. Rüstem, görüntünün buzlu cama düşürüldüğünü anlatarak bu sistemin klasik stüdyo fotoğrafçılığından farklı bir çalışma biçimine dayandığına dikkat çekti. Sokakta çalışan fotoğrafçılar için kullanılan bu makineler, teknik donanımın yanı sıra fotoğrafçının deneyimini ve el becerisini de öne çıkarıyordu.

 

İzmir’de izleri kalan isimsiz fotoğrafçılar

Alaminüt fotoğrafçılığının geçmişine ilişkin dikkat çeken noktalardan biri, bu makineleri kullanan fotoğrafçıların kimliklerinin her zaman belirlenememesi. Mert Rüstem, alaminüt makinelerin 1930 sonrasında kullanıldığından emin olduklarını belirterek bu alanda çalışan birçok fotoğrafçının kimliğinin bilinmediğini aktardı. Rüstem’e göre stüdyolarda çekilen fotoğrafların arkasındaki kaşeler ve fotoğrafların yerleştirildiği özel karton taşıyıcılar, fotoğrafçının kimliğini ve nerede çalıştığını anlamaya yardımcı olabiliyor. Alaminüt fotoğrafçılığında ise bu tür işaretlerin bulunmaması, fotoğrafçıların kimliklerini belirlemeyi zorlaştırıyor. Rüstem, alaminüt çekimlerinin bazı özellikleri sayesinde diğer fotoğraflardan ayırt edilebildiğini de ifade etti. Fotoğrafın arkasında kullanılan basit perde fonu ve baskı kalitesi, bu ayrımda yararlanılan özellikler arasında yer alıyor. Rüstem’in aktardığına göre, bu fotoğraflarda çoğunlukla düşük gelir grubundan kişiler yer alıyordu.

 

Köylerden devlet dairelerinin önüne uzanan fotoğrafçılık

Alaminüt fotoğrafçılığının kullanım alanları, yalnızca fotoğrafçıya erişimin sınırlı olduğu yerleşimlerle sınırlı değildi. Mert Rüstem, bu makineleri kullanan fotoğrafçıların köylere ve ilçelere giderek hizmet sunduklarını, ayrıca vatandaşların acil vesikalık fotoğraf ihtiyacının bulunduğu devlet dairelerinin önlerinde çalıştıklarını anlattı. Rüstem’in verdiği örneğe göre, 1990’lı yıllarda İzmir Konak’taki tapu idaresinin önünde de alaminüt fotoğrafçılık hizmeti veriliyordu. Bu örnek, seyyar fotoğrafçılığın yalnızca geçmişte kalmış bir uygulama olmadığını, belirli ihtiyaçlar doğrultusunda daha yakın dönemlere kadar sürdüğünü gösteriyor. Vatandaşların resmî işlemler sırasında ihtiyaç duydukları vesikalık fotoğrafların kısa sürede hazırlanması, bu fotoğrafçıların üstlendiği işlevlerden biriydi. Fotoğrafçılık hizmetinin insanların bulunduğu yerlere taşınması, alaminüt makinelerin kullanım amacını anlamak açısından önemli bir ayrıntı olarak öne çıkıyor.

 

Fotoğrafın kaderini belirleyen son dokunuş

Fotoğrafın ortaya çıkması kadar korunması da ayrı bir özen gerektiriyordu. Rüstem’in anlattığına göre, kimyasal işlemlerden geçen fotoğrafların üzerindeki kalıntıların uzaklaştırılması için yıkanması gerekiyordu. Rüstem, babasının fotoğrafları akar su çeşmesinin altında tutarak yıkadığını anlattı. Bu işlem, fotoğrafın üzerinde kalan kimyasalların uzaklaştırılması açısından önemliydi. Bu ayrıntı, geçmişte fotoğraf üretiminin yalnızca makineyi kullanmaktan ibaret olmadığını gösteriyor. Fotoğrafçı, görüntüyü oluşturmanın yanı sıra onu kullanılabilir ve korunabilir hâle getirmek için de işlem yapmak zorundaydı. Bugün tek bir tuşla elde edilebilen görüntünün arkasında, geçmişte zamanlama, kimyasal bilgi ve el becerisi gerektiren bir süreç bulunuyordu.

 

Cemal Amca gibi İzmir’in her karesini çekmek

Alaminüt makinelerin kullanıldığı dönemde yaşasaydı bu makineyle neyi fotoğraflamak isteyeceği sorulan Mert Rüstem, 1930’lu yıllardaki Cemal Amca (Cemal Işıksel) gibi İzmir’i fotoğraflamak istediğini belirtti. Rüstem’in yanıtında, kentin her karesini kaydetme isteği öne çıktı. Eski fotoğraf makineleri, yalnızca teknik özellikleriyle değil, onları kullanan kişilerin dünyaya nasıl baktığıyla da önem taşıyor. Sokakta, mahallede veya köyde çekilen fotoğraflar, kişilerin görüntülerinin yanı sıra yaşadıkları dönemin gündelik hayatına ilişkin izleri de taşıyor.

 

Alaminüt makinelerin hikâyesi, geçmişte bir fotoğrafın ortaya çıkması için gereken emeği hatırlatıyor. Bu makineleri kullanan fotoğrafçıların bir bölümünün kimliğinin belirlenememesi ve hizmetlerini insanların bulunduğu yerlere taşıması, seyyar fotoğrafçılığın tarihsel izlerini anlamayı daha da önemli hâle getiriyor. Arşivlerdeki fotoğraflar ve bu fotoğraflara ilişkin kayıtlar, geçmişte fotoğrafın nasıl üretildiğini ve insanlara nasıl ulaştırıldığını anlamak için önemli kaynaklar arasında yer alıyor.

 

 

Haber: Buse Başaran

 

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?

  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE

  Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00