Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


BİLİMİN ŞİFALI ELİ, ADÜ’NÜN GURURU: PROF. DR. KEREM URAL İLE NÜTRASÖTİK DEVRİMİ

17.05.2026
Sağlık

 

Akademik kariyerine sığdırdığı 27 yıllık tecrübeyi, laboratuvarda geliştirdiği otuz beşten fazla özgün formülle taçlandıran Prof. Dr. Kerem Ural, hayvan sağlığında "nutrasötik" dönemini başlatıyor. "Gut-cumin İ" gibi mucizevi formüllerle "iyileşemez" denilen vakaları ayağa kaldıran Ural, bilimsel dehasını doğanın şifalı molekülleriyle birleştirerek dertlere derman oluyor.

 

Türkiye’de veteriner iç hastalıkları denilince akla gelen ilk isimlerden biri olan Prof. Dr. Kerem Ural, akademik derinliği ve üretkenliğiyle tıp camiasında parmakla gösteriliyor. Lisans eğitimini Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesinde tamamlayan, doktora derecesini ise yine aynı üniversitenin Sağlık Bilimleri Enstitüsü bünyesinde, Veteriner İç Hastalıkları alanında üstün başarıyla alan Ural, bilimsel kariyerini bir ömürlük adanmışlıkla inşa etti. Kariyerine Ankara Üniversitesinde başlayan ve 2009 yılından bu yana Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) bünyesinde görev yapan Ural, sadece bir teorisyen değil, bizzat ürettiği formülleri tedavi süreçlerine dahil eden bir uygulayıcıdır. Yakın zamanda ADÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Kent tarafından "En Fazla Yüksek Lisans Tezi Yöneten Öğretim Üyesi" kategorisinde Akademik Danışman Ödülü ve Plaketi ile onurlandırılması, onun bilimsel mirasını gelecek nesillere aktarma konusundaki başarısını tescilledi. Şu anda aktif olarak kullanılan ilaçlarının yanı sıra, hayvan sağlığı için geliştirdiği 35’in üzerindeki özgün ilaç formülü ve yem katkı maddesi (nutrasötik) ile literatüre damga vuran Prof. Dr. Kerem Ural ile tıbbın geleceğini ve geliştirdiği şifa yöntemlerini konuştuk.

 

Öncelikle bize kendinizi tanıtır mısınız?

Ben Prof. Dr. Kerem Ural. Veteriner iç hastalıkları alanında tam 27 senedir aralıksız olarak akademik hayatın merkezinde yer alan birisiyim. Bilimsel temellerimi ülkemizin en köklü kurumlarından biri olan Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesinde lisans eğitimi alarak attım. Akademik merakım ve uzmanlaşma arzum doğrultusunda, doktoramı da yine Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü bünyesinde Veteriner İç Hastalıkları Anabilim Dalı’nda tamamladım. Kariyer yolculuğumun ilk evrelerinde Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde akademisyen olarak görev yaptım, 2009 yılından itibaren ise bilgi ve birikimimi ADÜ çatısı altında sürdürmeye başladım. Benim için bir bilim insanı olmak, sadece teorik bilgi üretmek değil, bu bilgiyi laboratuvarda somut çözümlere dönüştürmektir. Bugüne kadar yüzlerce yüksek lisans tezi yöneterek hem yeni bilim insanları yetişmesine katkı sağladım hem de klinik vakalarda kullanılan yenilikçi formüller geliştirdim. Bundan sonra da aynı gayret ve azimle çalışmalarımı sürdüreceğim.

 

İlaç nedir ne için kullanılır?

İlaç, en temel bilimsel tanımıyla; farklı kimyasal ve biyolojik unsurların belirli bir denge, hassas oranlar ve çok uzun süren faz deneyleri sonucunda bir araya getirilmesiyle oluşturulan formülasyonlardır. Hastalıkların teşhisinden ziyade, mevcut hastalıkları tedavi edici, ilerlemesini durdurucu veya vücudun fonksiyonlarını geri kazanmasına yardımcı olan hayati unsurlardır. Bir maddenin ilaç vasfı kazanması için sadece bir karışım olması yetmez, biyoyararlanımının yüksek olması, yan etkilerinin minimize edilmesi ve hedef organ üzerinde doğrudan etki göstermesi gerekir. Bu bağlamda ilaçlar, vücudun kendi başına yenemediği patojenlere (mikroplara) karşı dışarıdan verilen bir destek kuvveti veya bozulan metabolik dengeleri yeniden kuran birer mühendislik harikasıdır. Bizim amacımız da, bu kimyasal unsurları en doğru formülasyonla birleştirerek yaşam kalitesini artırmaktır.

 

İlk ilaç ürettiğiniz yıl ve ilk ürettiğiniz ilaç nedir?

Akademik birikimimle klinik tecrübelerimi birleştirip, mevcut tedavilerin yetersiz kaldığı noktalarda kendi çözümlerimi üretme kararı aldığım dönüm noktası 2008 yılıdır. 2008 yılının ortalarından itibaren laboratuvar çalışmalarına ağırlık vererek ilk ilaç formüllerimi geliştirmeye başladım. Dünya literatürünü ve sahadaki ihtiyaçları analiz ettiğimde, özellikle deri hastalıklarının çözümünde bir boşluk olduğunu gördüm. Bu nedenle ilk geliştirdiğim ilaç formülüm dermatoloji üzerine oldu. Hayvanlarda deri hastalıkları hem teşhisi hem de yönetilmesi oldukça sabır ve hassasiyet isteyen bir alandır. İlk formülümün kronik deri vakalarında gösterdiği muazzam başarı, bana bugün 35’in üzerinde farklı formüle ulaşmamı sağlayan o büyük motivasyonu ve bilimsel cesareti verdi.

 

Yaptığınız ilaçlarda hangi ham maddelerini kullanıyorsunuz?

Formüllerimde temel felsefem, doğanın sunduğu mucizeleri bilimin süzgecinden geçirerek kullanmaktır. Bu doğrultuda, yem katkı maddeleri (nutrasötikler) ana ham maddelerimi oluşturuyor. Nutrasötikler, doğru dozda ve bilimsel bir orantıyla birleştirildiğinde bağışıklık sistemi için muazzam bir itici güç (booster) haline gelir ve vücudun kendi kendini onarma sürecini hızlandırır. Farklı organ sistemleri için farklı formülasyonlar hazırlıyorum ancak benim için iki vazgeçilmez unsur vardır: Çörek otu ve Zerdeçal. Özellikle çörek otu, içerisinde barındırdığı moleküler yapıyla tam bir antialerjik depodur. Vücuttaki alerjik reaksiyonları durdururken aynı zamanda güçlü bir bakteri ve mantar önleyici (antifungal) kalkan oluşturur. Bunun yanı sıra formüllerimin temelini; alıç meyvesi, kuersetin, kırmızı orman meyveleri, krill yağı (zengin omega-3 kaynağı), magnezyumun yüksek emilimli farklı formları, meyan kökü ve çinko gibi maddeler oluşturuyor. Bunlar rastgele seçilmiş maddeler değil; her biri farklı bir biyolojik hedefi vurmak üzere tasarlanmış, bilimsel rasyolarla bir araya getirilmiş özel bileşenlerdir. Dolayısıyla farklı hedeflerde ve farklı formülasyonlarda kullanıyorum.

 

İlaç kullanılmadan iyileşme mümkün müdür?

Bilimsel bir gerçeği vurgulamak gerekir ki, bugün dünya üzerinde insanlar için kullanılan neredeyse tüm ilaçlar, öncelikle hayvanlar üzerinde çeşitli deneme ve test aşamalarından geçtikten sonra insan kullanımına sunulur. Bu süreçler, ilaçların ve doğru takviyelerin iyileşme üzerindeki hayati rolünü kanıtlamaktadır. Yem katkı maddeleri (nutrasötikler) ile tedavi sadece mümkün değil, aynı zamanda modern tıbbın en büyük destekçisidir. Sahada gördüğümüz "tedavi edilemez" denilen, kronikleşmiş birçok vaka, geliştirdiğimiz bu özel formüller sayesinde sağlığına kavuşmuştur. Bazı hastalıklarda vücudun kendi direnci maalesef yeterli gelmez, bu noktada ilaç veya uzmanlarca önerilen takviyeler kullanılmadan iyileşme beklemek hem zor hem de risklidir. Bu nedenle, bilimin sunduğu bu formülleri uzman tavsiyesiyle kullanmak, can dostlarımızın hayatını kurtaran en önemli adımdır.

 

Bilimin ışığını doğanın özüyle birleştiren, veteriner hekimliği vizyonunu bir üst noktaya taşıyarak 27 yıllık tecrübesiyle hem öğrencilerine hem de meslektaşlarına ilham olmaya devam eden, Aydın Adnan Menderes Üniversitesinin ve Veteriner Fakültesinin gururlarından biri olan bilim insanı Prof. Dr. Kerem Ural’a bu haberin hazırlanmasına katkılarından dolayı teşekkür ederiz.

 

Haber: Sefa Avcı 

 

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?

  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE

  Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00