Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


BAVULLARA SIĞMAYAN KEDER, AYDIN’A SIĞAN YENİ BİR ÖMÜR: BOŞNAKLARIN KÖK SALMA MÜCADELESİ

23.03.2026
Dosya

 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün dilinde 'kaybedilmiş toprakların aziz hatıraları'; Aydın'ın bağrında ise tırnakla kazınmış bir vatan... Bir ağanın hürriyet davasından, bir muhacir gencin sevdayla ağa kızını kaçırışına uzanan bu yolculuk, pita kokusu ve harmonika sesiyle Ege’de kök salan büyük bir direnişi anlatıyor.

 

Bosna’dan kopup gelen hayatlar, Aydın’ın tozlu yollarında yeni bir vatanın temellerini sabırla atıyor. Bu yolculukta ne açlık ne de hastalık, muhacirlerin kök salma iradesini kırmaya yetmedi. 11 yaşındaki çocukların omuzlarına yüklenen o ağır sorumluluk, bugün Aydın’ın en güçlü kültürel damarlarından birini besliyor. Harmonika sesleri altında saklanan eski acılar, bugün yerini büyük bir gurura ve sarsılmaz bir aidiyete bıraktı. Biz de sizler için Aydın Boşnakları Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Yüksel Mergen ve Boşnak göçmenleri Hülya Yardımcı, İnci Aktaş, Recep Seçkin ve Gökhan Doğan ile bir röportaj gerçekleştirdik.

 

Bosna’dan Doğanbey’e uzanan bir yolculuk

Aydın Boşnakları Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Yüksel Mergen Boşnakların Aydın’a geliş yolculuklarından bahsetti. Mergen, “Boşnakların Aydın’da yerleştiği ilk köy 1920 yılında Doğanbey olmuştur. Doğanbey köyü daha önce Rumlara ait bir yerleşim yeriyken, Rumların Yunanistan’a göç etmesiyle birlikte burası gelen Boşnakların yerleşim yeri olmuştur. O dönemde deltadan gelen sivrisinekler kırıma neden olmuştur. Sivrisineklerin rüzgâr ile birlikte köye gelmesi, Doğanbey’den göç edilmesine sebep olmuştur. Sivrisinek istilası nedeniyle halkın bir kısmı Söke’de yer alan Güllübahçe’ye yerleştirilmiştir. Bir kısmı ise eğitim ve benzeri amaçlarla Söke merkeze gelmiştir. Daha çok devletle alakalı işleri olan insanlar ise Aydın merkeze gelmişlerdir. Aydın’a göç eden çoğu aile Bosna Hersek’in kuzey bölgelerinden, yani Bihaç, Bosanska Krupa ve Buzim gibi şehirlerden gelmiştir.” şeklinde konuştu.

 

Bosna’dan Aydın’a taşınan zanaat: Tarım, hayvancılık ve sanayi

Bosna Hersek’ten Aydın’a göç eden Boşnakların ilk zamanlarda yaptıkları mesleklerden de bahseden Mergen, “Boşnaklar Aydın’a geldiklerinde tarımla uğraşmışlar. El sanatlarıyla uğraşan kişiler de olmuştur. Bir de hayvancılıkla uğraşan ve ‘celet’ denilen kişiler mevcuttur. İlk gelen kuşaktaki insanlar ise Bosna’da hangi işi yapıyorlarsa o işi burada da devam ettirmişlerdir.” dedi.

 

Pitadan koloya, harmonikadan kabir taşına: Gerçek Boşnaklık

Aynı zamanda Boşnak geleneklerine ve kültürüne de değinen Mergen, “Geleneklerin devamlılığı açısından Boşnakların ilk simgesi Boşnak böreğidir. Buna pita da denir. Türkiye’ye göç edildiğinde bazı gelenekler sekteye uğramıştır. İlk gelindiğinde ve eski Boşnak geleneklerinde kız isteme merasimi sadece perşembe günleri yapılırdı. Boşnaklar asla görücü usulüyle evlenmezlerdi. Kız isteme sürecinde bir yenge arabulucu olurdu ve bu duruma ‘akıl etme’ derlerdi. Pazar gecesi de ‘dernek gecesi’ adı altında söz keserlerdi. Kız isteme töreninde kahve şekerli gelirse bu durum olumlu, şekersiz gelirse olumsuz bir cevap anlamına gelirdi. Köy düğünlerinde pazartesi günü çeyiz sererlerdi, perşembe günü ise çeyiz kız evinden götürülüp yeni eve yerleştirilirdi. Boşnaklarda kabir taşları Osmanlı’daki gibidir. Mezarlarda sadece kabir taşı vardır ve mermerden yapılan mezarlar bulunmamaktadır. Boşnaklarda ‘harmonika’ denilen bir çalgı vardır ve bu çalgıyı bütün düğünlerde kullanırlarmış. Bu gelenekte Slav etkisi görülmektedir. ‘Kolo’ denilen halayları ve ‘Yusufe Kolo’ denilen bir oyunları mevcuttur.” şeklinde ifade etti.

 

Yabancı bakışlar arasında bir göç hikâyesi: Kalcık köyü

Keşkek ustası Hülya Yardımcı dedelerinin Bosna Hersek’e dayanan göç hikayesini anlattı. Yardımcı, “Atalarım Aydın’ın Kalcık köyüne gelmişler. Dedem, henüz 11 yaşındayken trenle göç etmiş, ancak geliş zamanını tam olarak bilmiyorum. Kalcık köyüne geldiklerinde tüm Boşnakları bir camiye yerleştirmişler. Köylüler onları başta çok yadırgamış ve atalarım orada büyük bir açlık çekmişler. Çevredeki insanlar acıyıp yemek verirse karınları doyuyormuş, aksi halde çoğu geceyi aç geçiriyorlarmış.” şeklinde konuştu.

 

Sözlerle yaşatılan değerler

Dedesinin Bosna’daki göç hikayesine devam eden Yardımcı, “11 yaşındaki dedem, Karadut köyünde zengin bir aileye 'koyun bedeli' karşılığında verilmiş. Abisini de benzer şekilde başka bir köydeki zengin bir aileye koyun bedeliyle vermişler. Dedem, Bosna-Hersek’te çok büyük sorunlar yaşadıklarını anlatırdı. Göç ederken halalarımdan biri Bosna’da kalmış, onu yanlarına alamamışlar. Dedem buna her zaman çok ağlardı. Ayrıca büyüklerimiz, bir arada olmamızı her zaman çok istedi. Dedemin 7, abisinin ise 12-13 çocuğu vardı. Bir gün bir araya gelip toparlandılar. Kültürlerini ve geleneklerini, her buluştuklarında birbirlerine anlatarak yaşattılar. Dedem de bunları babaanneme anlattı ve bu sayede gelenekler öğrenildi.” şeklinde konuştu.

 

Boşnak kültürünün dünü ve bugünü

Aynı zamanda Boşnak kültürünün geçmişe ve bugüne olan yansımasından bahseden Yardımcı,“Her Ramazan ayında patates haşlaması ve tarhana çorbası bizim olmazsa olmazımızdır. Boşnak mantısı ve böreği ailemiz için çok önemlidir, bu yemekler soframızda mutlaka bulunmalıdır. Bugün akraba olarak 300 kişilik bir sayıya ulaştık. Mart aylarında geleneksel yemeklerimizin ve oyunlarımızın olduğu bir Boşnak pikniği düzenlerim. Boşnaklarda akraba evliliği yoktur. Boşnak kültüründe dışarıdan kız alınır ancak adetleri çok önemsedikleri için dışarıya pek kız verilmez. Örneğin, 30 yıl önce ailede bir Türk ile evlenen ilk kişi benim.” dedi.

 

Ağa kızını kaçıran muhacir

Dedesi ve babaannesinin evlilik hikayesini de anlatan Yardımcı, “Babaannemin ilk eşi seferberliğe gidip orada vefat etmiş. Babaannem babasının evine dönmüş. Kendisi çok geleneksel, 'Osmanlı' diye tabir edilen bir kadınmış. Karadut köyünden biri onunla evlenmek istemiş ama babaannem reddetmiş. O sırada dedem, babaannemin kapısına geçiyormuş. Kendisi dedeme evlilik teklif etmiş. Aslında bir ağa kızı olan babaannemi dedem kaçırmış ve daha sonra dedem o köyün ağası olmuş.” dedi.

 

Dağılan şehirler, kopmayan bağlar: Eskişehir-Ankara-Aydın hattı

20 senedir Aydın’da yaşayan okul öncesi öğretmeni İnci Aktaş, “Büyüklerimiz Saraybosna’dan Eskişehir’e göç etmişler. Dedemiz savaşta şehit olduktan sonra ailemiz Eskişehir ve Ankara gibi farklı illere dağılmış. Buna rağmen aralarındaki bağ hiçbir zaman kopmamış. Sürekli akraba günleri düzenleyerek bir araya gelmişler. Bu buluşmalarda hep Boşnakça konuşulur, gelenekler yaşatılırmış. Ailemizde gelinler yabancı gibi görülmez, onlara kendi öz kızları gibi bakılırdı. Bosna Hersek’ten Türkiye’ye ilk geldiklerinde, çevrelerindeki bazı insanlar Boşnakların müslüman olmadığını düşünüyormuş. Bu önyargıyı kırmak kolay olmamış. Hatta bu durumun ancak Bülent Ecevit’in eşinin de Boşnak olmasıyla, haberlerde 'Müslüman Boşnaklar' ifadesinin sıkça geçmesi sayesinde aşıldığını söyleyebilirim. Atalarım savaş döneminde çok büyük korkular yaşamış, düşmandan saklanmak için evlerdeki daracık kuyulara girip saatlerce beklediklerini anlatırlardı. Bu zorluklar ve yalnızlık hissi, onları birbirine daha çok kenetlemiş.” şeklinde ifade etti.

 

Bir bavul ve bin umut

30 yıldır Aydın’da yaşayan teknik direktör Recep Seçkin, “Tüm ailem Balkan göçmenidir. Bildiğim kadarıyla 1965 yılında, yani son göç dalgalarından biriyle Türkiye'ye gelmişler. Aile içinde, mahallede ve sosyal çevremizde sürekli konuşulduğu için Boşnakçayı ana dilim gibi biliyorum ve dilimi hiç unutmadım. Göçmenler arasında bağlılık duygusu çok güçlüdür. Atalarım sadece bir bavulla, trenle yola çıkarak göç etmişler. Bu göç serüveni babaannemin vesilesiyle başlamış, önce halam, ardından babamın dayısı Sakarya’ya yerleşmiş. Babamların Bosna’da yaşadığı bölge müslüman bir coğrafya değilmiş. Babam, özellikle kızlarının kendi inancından olmayan biriyle evlenmesini istemediği ve onların geleceğini düşündüğü için göç etme kararı almış. Türkiye’nin müslüman bir coğrafya olması, bu tercihteki en temel sebep olmuş.” şeklinde açıkladı.

 

Onuruyla göç etmek: Sancaklı bir ağanın hürriyet mücadelesi

Eski futbolcu olan ve şu an emlakçılık yapan Gökhan Doğan, "Anneanne tarafım, Türk nüfusunun yoğun olduğu Sancak bölgesinin köklü ailelerindendir. 1958 yılında trenle Türkiye’ye göç eden ailem, yanlarında hiçbir maddi varlık getirememişler.  Dil bilmemenin ve yokluğun zorluklarıyla mücadele ederek zamanla yeni hayatlarına adapte olmuşlar. Siyasi baskıların arttığı o yıllarda, köyün ağası olan dedem, askerlerin halktan bitmek bilmeyen taleplerine karşı dimdik durmuş. Köylülerini korumak adına ölümü göze alıp abdestini alarak teslim olmuş. Ancak bu cesur duruşu karşısında düşman komutanı bile etkilenmiş, halkını böylesine savunduğu için dedemi tebrik ederek canını bağışlamış." ifadelerini kullandı.

 

Değerli vakitlerini bize ayıran Aydın Boşnakları Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Yüksel Mergen ve Boşnak göçmenleri Hülya Yardımcı, İnci Aktaş, Recep Seçkin ve Gökhan Doğan  teşekkürlerimizi sunarız. 

 

Haber: Sedef Esmeray

 

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?

  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE

  Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00