Kimimizin onu yaptığı çevirileriyle tanıdığı, kimimizin ise Gecenin Konukları programıyla tanıdığı, Türk televizyon tarihinin unutulmaz isimlerinden olan Aziz Üstel sorularımıza cevapladı. Uzun zamandır ekranlarda, köşe yazılarında göremediğimiz Türk iş insanı, çevirmen, sunucu, yazar ve aynı zamanda eski Galatasaray Spor Kulübünün yöneticilerinden Aziz Üstel bizlere evini açtı. Hayatındaki unutulmaz anılarını bizlerle paylaştı.
Ankara doğumlu olan ancak 18 yaşına kadar ABD’nin Kaliforniya eyaletinde yer alan San Fransisco’da yaşamış olan eski zamanların gözde ismi Azis Üstel, şimdilerde gözlerden uzak yaşamayı tercih etmekte. Bol bol dinlendiğini dile getiren Üstel, İzmir’in Narlıdere ilçesine bağlı olan Sahilevleri Mahallesi’nde hayatını devam ettirmekte. Yaşadığı ev kazasından dolayı bir sakatlık sürecinden geçen Üstel, sorularımıza büyük bir içtenlikle cevap verirken, aynı zamanda da o günlere dönerek adeta anlattıklarını tekrardan yaşıyor.
Aziz Üstel ve Gecenin Konukları programında en aklınızda kalan bölüm ve konuk hangisiydi?
Gecenin Konukları programını tam 9 sene sundum. 9 sene boyunca kimler geldi kimler ağırlandı hepsini analiz etsem seneler sürer ama en çok güldüğüm ve program boyu büyük bir keyifle sohbet ettiğim bir isim var o da kesinlikle Güneş Taner. Kendisi benim çok iyi bir arkadaşımdı. Eski bir milletvekil idi, bir ara Turgut Özal döneminde bakanlık da yaptı. Sadece arkadaş değil üstelik komşuyduk. Haliyle yakınlığımız mevcuttu. Programda siyaset konuştuk ve bol bol güldük çünkü ona siyasetle ilgili abuk sabuk sorular sordum o da benim sorularıma çok güldü. Bana çok komik cevaplar verdi ve onunla karşılıklı kahkahalar atarak reytinglerde tavan yaptık o bölümle. Bu yüzden Güneş Taner’in geldiği bölümün yeri bende ayrıdır. En çok keyif aldığım bölümdü hala hatırladıkça gülerim.
“Beni Kim Öldürdü” kitabını nasıl yazdınız? Size ilham olanlar nelerdi?
Benim eskiden bu yana polisiye romanlarına olan büyük bir ilgim var. Çok fazla polisiye roman okudum. Sonra düşünürken kendi kendime dedim ki “bir adam biri tarafından zehirlense ve geriye kısa bir zamanlık ömrü kalsa ve bu ömrünü de katilini aramakla geçirse nasıl olurdu?” oradan yola çıkıp “Beni Kim Öldürdü” kitabını yazdım. İlham aldığım bir yer yok. Tamamen kendi hayal gücümle yazmış olduğum bir eserdir. Okumayı çok seven bir insanım ama yazmayı okumaktan da daha çok severim. Bir işi de çok severek yapınca ortaya muazzam eserler çıkıyor.
Galatasaray Spor Kulübü’nde yöneticilikte bulunmak nasıldı? Galatasaray'ın şu anki durumu hakkında düşünceleriniz neler?
Galatasaray’da yöneticilik yapmak belki de hayatımın en keyifli bölümü olabilir. Bundan daha fazla keyif aldığım bir şey olmadı diyebilirim. Galatasaray bir yaşam biçimidir ve benim de yaşam biçimim Galatasaray. Benim babam Galatasaray Lisesi mezunu, bazı yarışmalarda babam madalyalar almıştı, üzerinde Galatasaray amblemi olan. Bütün çocukluğum bu madalyalarla oynamakla geçti ve bu şekilde Galatasaray hayranlığı ve tutkusuna sahip oldum. Büyüyünce de doğal olarak koyu bir Galatasaraylı oldum. Sonra benim çok sevdiğim insan olan Faruk Süren ve Mahmut Cansu’nun başkanlıklarında iki dönem yönetim kurulunda görev aldım. Şu anda Galatasaray çok iyi, Türkiye’nin en iyi takımı. Ben Okan Buruk’un Galatasaray’a ilk geldiği günleri bilirim ve hoca olarak da çok başarılı.
Sanat dünyasında size ilham olan sanatçılar kimler?
Frank Sinatra, büyük bir sanatçıdır kendisi. Amerikalı şarkıcı, oyuncu, yapımcı ve aynı zamanda da yönetmenlik yaptı. Yerli olarak söyleyebileceğim ise zamanında kendisiyle çok güzel bir söyleşi gerçekleştirmiş olduğum, Zeki Müren’dir. İlk olarak bir reklam projesinde tanışmıştım kendisiyle. Beraber yapmış olduğumuz söyleşi Günaydın Gazetesi’nde 2 tam sayfayı kapladı ve çok ses getirdi. O söyleşinin son cümlesi şöyle bitiyor, “Her şey olup bittikten sonra Zeki Müren kimdir diye sorsalar, verilecek en doğru cevap tam bir İstanbul Beyefendisiydi olur.” bu cümle Zeki Müren’i çok etkilemiş ve bana bir telgraf çekmişti, “Ben tam bir İstanbul beyefendisiysem, benden daha gerçek bir İstanbul beyefendisi ile söyleşi gerçekleştirmekten dolayı son derece memnunum, gözlerinden öperim. Bu kadar güzel bir söyleşi yapmamıştım, sana çok teşekkür ederim Aziz.” demişti. Bundan kısa bir süre sonra da vefat etti kendisi. Çok değerli bir sanatçıydı ve ülkemizde kesinlikle değeri bilinmedi. Türkiye’de gelmiş geçmiş en büyük sanatçımızdı. Huzur içinde yatsın.
Bugüne kadar en çok gurur duyduğunuz çalışmanız hangisiydi?
“Beni Kim Öldürdü” adlı kitabım diyebilirim. Eğer sağlık durumum hala elverişli olsaydı kesinlikle yazmaya devam ederdim. Yazarlık ve çevirmenlik benim için çok değerliydi çoğu çevirilerim ve kitabım Bilgi Yayınevi yayınıydı. “7 Numaralı Mahkeme” adında bir çeviri yapmıştım ve “En İyi Çeviri Kitap” ödülü almıştı. Programcılık ve yayıncılık benim para için yaptığım işlerdi. Benim asıl işim yazarlıktı ve bu işten de çok keyif alıyordum. Ekran önünde olmaktan hiç hoşlanmıyordum ama ne hikmetse hep ekran önüne atıldım.
Sanat dünyasından en yakın arkadaşınız kimdir? Tekrar çalışma fırsatınız olsa hangi isimle çalışmak isterdiniz?
Türk tiyatro, sinema ve televizyon oyuncusu Ferhan Şensoy benim kadim dostumdu. Kendisi müthiş bir adamdı. Sanat dünyasından en yakın arkadaşım ve tekrardan çalışmak istediğim kesinlikle Ferhan olurdu. Sohbet programlarında birlikte yer alırdık. İkinci veya üçüncü evliliğiydi sanırım. Evlendiği gün benim programıma gelmişti, hem de damdan düşer gibi geldi, yani davetli değildi birden programa dahil oldu, karşıma oturdu hemen bir sigara yaktı “N’oluyor, ne yapıyorsun” dedim. “Oğlum bu program, sigara içilen program değil mi? Ben onun için geldim sanki sana geldik” dedi. O anın samimiyetini hiç unutmuyorum. Kendisi mükemmel bir insandı. Onunla vakit geçirmekten çok keyif alırdım. Sadece ben değil, tabii ki kim onunla vakit geçirse inanılmaz keyif alırdı. Onu son gördüğüm günü de hatırlıyorum. İnsan anlarmış bir insanın son zamanları olduğunu, ben de Ferhan’ın öleceğini anlamıştım. Onun yanında çaktırmamaya çalışmıştım ama yanından ayrıldıktan sonra iki saat falan ağlamıştım.
Abdurrahim Albayrak’la birlikte Galatasaray maçını izlerken, Abdurrahim Bey’in aşırı ve kontrolsüz sevinci size zor anlar yaşatmıştı bu keyifli anları bizlere anlatabilir misiniz?
Abdurrahim Albayrak’ın ölçüsü yok. Herhangi bir maçta onun yanında oturuyorsanız bilin ki can güvenliğiniz tehlikede. O sevinçle benim siyah deri ceketimi yırtmıştı sonra bana yeni bir deri ceket almayı teklif etmişti bende, “Tövbe giymem senin aldığın hiçbir şeyi” demiştim. Çok ölçüsüz seviniyordu. Onun yanında oturuyorsan yandın, dayak yiyorsun resmen, ben de bunu çok geç anladım ama sağlam anladım sağ olsun. Onda da çok büyük bir Galatasaray tutkusu var.
Sizi severek takip eden gençlere bir nasihat verecek olsanız bu ne olurdu?
Bol bol okusunlar. Ne olursa olsun fark etmez, polisiye olur, Türk edebiyatı olur, Rus edebiyatı olur... Her şey olur yeter ki okusunlar. Gün içerisinde telefona ya da bilgisayara ayırdıkları zamanı kitap okumaya ayırmalılar. Bir de verebileceğim en büyük tavsiyelerden biri güncel olayları takip etmeleri. Mesela Suriye olaylarını yakından izlesinler yarın öbür gün bugün yaşananlar onlara yardımcı olabilir, bilgileri kullanmak isteyecekleri mecralar olabilir. Suriye vatandaşlarının yaşadıkları ve yaşattıkları önümüzdeki yıllarda tarih kapsamında önemli yerlere gelecek. Güncel olaylar her zaman ileride ihtiyaç duyacağımız bilgiler barındırır. Uzun lafın kısası kendilerini geliştirebildikleri kadar geliştirmeliler.
Değerli Aziz Üstel ile birlikte gerçekleştirmiş olduğumuz söyleşide, söyleşinin içerisinde yer alan birbirinden değerli isimleri anarak, Aziz Üstel’in unutulmaz anılarını hoş sohbetiyle birlikte dinledik. Kendisine bizlere evini açtığı ve sorularımıza büyük bir içtenlikle cevap verdiği için teşekkürler ederiz.
Haber: Neşe Şen
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
Türkiye’nin birçok şehrinde birbirinden güzel evler bulunmaktadır. Peki ya Ankara’nın ...
DÜNDEN BUGÜNE: URLA SANAT SOKAĞI
Asıl adı Zafer Caddesi olan sokak, 2010 yılından sonra bir ...