Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


AZİZ’İN SESSİZ ÇIĞLIĞI: MERT TURAK ANADOLU’NUN HİKÂYESİNİ ANLATIYOR

04.01.2026
Kültür Sanat

 

Türk sinemasında son yıllarda büyük bir kültürel etki yaratan “Mucize” filmi, yalnızca anlattığı hikâyeyle değil, izleyicide yarattığı vicdani ve toplumsal yüzleşme duygusuyla da hafızalara kazındı. Filmin başrollerinden Mert Turak, canlandırdığı Aziz karakteriyle Türkiye’nin dört bir yanında büyük bir sevgi kazandı. Ancak Turak’ın bu başarıya uzanan yolculuğu, kendi içinde de bir Anadolu hikâyesi taşıyor.

 

1980 yılında İzmir’de dünyaya gelen Mert Turak, aslen Malatyalı bir ailenin çocuğu. Tiyatroya lise yıllarında başlayan Turak, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarında oyunculuk eğitimi aldı. Sahneyle bağını hiçbir zaman koparmayan oyuncu, televizyon dizileri ve tiyatro oyunlarıyla tanındı ancak onu kitlelerin zihnine kazıyan asıl dönüm noktası “Mucize” oldu. Turak o günleri anlatırken “Rol hayatımı değiştirdi” demekten çekinmiyor. Filmin yapımcılığını üstlenen Beşiktaş Kültür Merkezi (BKM) Film’in kurduğu atmosfer, onu yalnızca bir oyunun parçası olmaktan çıkarıp kültürel bir yolculuğa sokmuş. Turak için Aziz karakteri, yalnızca bir dram figürü değil, Türkiye’nin en ücra köylerinde sessizce yaşanan nice hayatın sembolü. Oyuncunun bu role ve taşıdığı anlamlara yaklaşımı, onu hem mesleki hem de kişisel olarak dönüştüren güçlü bir deneyime işaret ediyor. İşte biz de tam bu noktada, Turak’ın Aziz’den Harun’a uzanan sanat serüvenini, oyunculuğa bakışını ve bu yolculuğun ona neler kattığını kendi sözleriyle dinlemek istedik. Usta oyuncu Mert Turak ile gerçekleştirdiğimiz kapsamlı söyleşinin satır aralarında bu dönüşümün izleri daha da belirginleşiyor.

 

Bu rolle nasıl bir bağ kurdunuz?

Aziz benim bütün sınırlarımı zorlayan, aynı zamanda içime en çok sinen roldü. Çünkü konuşamayan bir adamın dünyasını anlamak, kelimelerden çok bedenin ve duyguların anlatımına yaslanmayı gerektiriyordu. Bunu en başta çok zorlayıcı buldum ama kısa sürede karakterin sessizliğinin aslında büyük bir çığlık olduğunu fark ettim. Köyde geçirdiğimiz zaman boyunca birçok insanın kendi hayat hikâyesinden parçalar dinledim, hepsinde Aziz’le benzer bir ezilme, görülmeme ama yıkılmama hali vardı. Bu yüzden Aziz benim için sadece bir rol değil, tanıdığım gerçek insanların bir yansımasıdır.

 

Filmin Anadolu kültürüne etkisini nasıl yorumluyorsunuz?

“Mucize”, Anadolu’nun uzun zamandır anlatılmayan bir yanına kapı araladı bence. Türkiye’de çok farklı coğrafyalar, çok farklı sesler, çok farklı hayatlar var ama bunların çoğu sinemada yeterince temsil edilmiyor. Film yayımlandıktan sonra özellikle öğretmenlerden, sağlık memurlarından ve köyde yaşayan ailelerden mesajlar aldım. Bana “Sanki bizim köyün hikâyesini anlatmışsınız” diyen o kadar çok insan oldu ki, “Mucize”nin aslında kolektif bir hafızaya dokunduğunu anladım. Sinemanın toplumsal hafızayı böyle beslemesi benim için çok kıymetli.

 

Çekim sürecinde sizi en fazla dönüştüren an neydi?

Bir gün çekimden sonra köyde yaşlı bir amca yanımıza geldi. Sakin bir sesle “Bizim hayatımızı kimse bilmezdi, şimdi görsünler.” dedi. O cümle benim için çok belirleyici oldu. Çünkü o anda yaptığımız işin sadece bir film olmadığını, bir topluluğun sesine tercüman olmak anlamına geldiğini fark ettim. Ayrıca köydeki çocuklarla geçirdiğimiz zaman, onların saf neşesi, hiç bitmeyen merakı, bana unuttuğum birçok duyguyu hatırlattı. Oyunculuk bazen seni kendine yeniden baktırıyor; işte bu film benim için öyle bir süreçti.

 

Aziz karakterini tekrar canlandırmak ister misiniz?

Zaman zaman insanlar hâlâ sokakta bana Aziz diye sesleniyor. Aradan yıllar geçmesine rağmen bu ilgi hiç azalmadı. Eğer devamı olursa ve hikâye güçlü bir zemine oturursa elbette yeniden canlandırmak isterim. Çünkü Aziz sadece sinemada kalmış bir figür değil, insanların içinde yaşattığı bir iyilik, bir mücadele, bir umut duygusu var. Bu duyguya yeniden hayat vermek beni onurlandırır.

 

Mert Turak’ın hayatında “Mucize”nin yeri ne oldu?

Konservatuvarda öğrendiğim teorilerin birçoğu bu filmle birlikte gerçek anlamını buldu diyebilirim. Sinemada rol oynamak sadece kamera karşısında olmak değil, yaşadığın ülkenin hikâyesini, kültürünü, acılarını, güzelliklerini taşıyabilmektir. Bu film bana bir oyuncunun yalnızca sahnede değil, toplumun duygusal hafızasında da sorumluluk taşıması gerektiğini öğretti. Kariyerimde yeni bir kapı açtı, bana daha derin ve anlamlı rollerin yolunu açtı.

 

Mert Turak bugün hâlâ tiyatro sahnesinden kopmayan, sinema ve dizi projelerinde seçici davranan bir oyuncu. Onu izleyenlere göre en büyük özelliği, her rolünde samimiyet ve insanlık duygusunu en çıplak haliyle yansıtması. Turak’ın kendisi ise bu durumu şöyle özetliyor: “Benim için en büyük başarı, bir izleyicinin bana gelip ‘bizim hikâyemizi anlattınız’ demesidir.” Mucize, yalnızca sinema tarihine adını yazdıran bir yapım değil, aynı zamanda bir oyuncunun hayatını dönüştüren güçlü bir kültürel temas. Turak’ın sözleri, Türkiye’nin anlatılmayı bekleyen daha pek çok hikâyeye sahip olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Bu içten ve derinlikli sohbeti için Mert Turak’a teşekkür ediyor; sanatın insanı iyileştiren, birleştiren ve görünmeyeni görünür kılan gücüne katkı sunduğu her adımda başarılarının devamını diliyoruz.

 

Haber: Aslı Boyacıoğlu 

 

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?

  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE

  Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00