Türkiye, susuzluk ile mücadele eden ve kuraklaşma riski artan bir ülkedir. Bu durum her geçen yıl daha da artmaktadır. Elimizde hali hazırda bulunan su kaynaklarını korumak ve değerlendirmek en büyük önceliğimiz olmak zorundadır. Aydın, tarım bölgesi olarak sulama için kuyu ve sondaj kullanan bir bölgedir. Tarımsal sulama sistemlerinin kuyu ve sondaja evrilmesi ile son yıllarda Aydın’daki sondaj sayısı hızla artmıştır. Bu düzensiz artış yeraltı sularını büyük bir riske atmaktadır. Susuzluk sorunu artık gözle görünür bir tehlike olmuştur. Jeofizik bilimi ve Devlet Su İşleri öncülüğünde yeraltı sularının korunması gerekmektedir.
Yeraltı su kaynakları gün geçtikçe azalmaktadır. İklim değişikliği, düzensiz sulama, israf ve cehalet Aydın’ın bereketli yeraltı sularının hızla azalmasına sebebiyet vermektedir. Önlem alınmalı ve yeraltı kaynaklarının bilimsel incelemeleri yapılmalıdır. Yeraltı kaynaklarının kullanımı ve denetimi kontrol altına alınmalıdır. Sondaj faaliyetlerinin bilimsel çalışmalar ışığında ve yetkili kurumların izninde uygulanması gerekir. Son yıllarda yapılan ve gözlemlenen çalışmalar dikkate alınmalıdır. Jeofizik ve hidrojeoloji bilimleri dikkate alınmalıdır. Yeraltı sularının Aydın’daki durumu hakkında Jeofizik Mühendisleri Odası Aydın İl Temsilcisi Jeofizik Yüksek Mühendisi Necdet Evlimoğlu ile bir söyleşi gerçekleştirdik.
Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
Merhaba. Ben Necdet Evlimoğlu. Jeofizik Yüksek Mühendisiyim. Jeofizik Mühendisleri Odası Aydın İl Temsilciliği Başkanıyım. 30 yıl boyunca Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünde çalıştım. Şu anda kendi ofisim var 20 yıldır orada kendim çalışıyorum. Aydın’ın yeraltı kaynakları hakkında çalışmalar ve sempozyumlar yürütüyoruz. Bu konunun ciddiye alınması için büyük bir mücadele veriyoruz.
Hayvansal ve tarımsal sondaj kuyuları yeraltı sularını nasıl etkiliyor?
Aydın’da son yıllarda yaşanan su krizi, sadece doğal koşullardan değil, aynı zamanda ciddi bir bilgi eksikliğinden ve mesleki denetim yetersizliğinden kaynaklanıyor. Bölgede sondaj çalışması yapan birçok kişi, jeoloji, jeofizik ve hidrojeoloji alanlarının gerektirdiği temel bilgiye sahip olmadan kuyu açıyor. Bu durum hem su arayışını bilinçsiz bir noktaya sürüklüyor hem de yeraltı su kaynaklarını hızlı bir şekilde tüketiyor. Sulama yapamayan, tarlasında ürününü yaşatamayan çiftçiler, çareyi ruhsatlı ya da tamamen kaçak sondajlarda arıyor. Ancak bu sondajların büyük bölümü akifer yapısı değerlendirilmeden, herhangi bir jeofizik ölçüm yapılmadan ve su bütçesi hesaplanmadan açıldığı için çoğu zaman hem verimsiz kalıyor hem de havzanın doğal dengesini bozuyor. Aydın’ın jeolojik yapısı oldukça hassas. Bu nedenle kuyuların akifer tabakasını delerken nasıl bir etki yarattığı doğru analiz edilmezse, bölgenin yeraltı suyu geri dönüşü zor bir şekilde zarar görüyor. Bilimsel olarak, akiferin kalınlığı, geçirgenliği, suyun akış yönü, beslenme kapasitesi ve yıllık çekilebilir su miktarı bilinmeden kuyu açılması kabul edilebilir bir uygulama değildir. Her rastgele açılan kuyu, yeraltı suyu seviyesinin daha hızlı düşmesine, hidrojeolojik yapının bozulmasına ve suyun kalitesinin azalmasına neden oluyor. Bu yüzden yetkililerin bu duruma göz yummaması hem ruhsat sürecini hem de sahadaki uygulamaları çok daha sıkı denetlemesi gerekiyor. Aydın’da yaşanan en kritik sorunlardan biri de hızla artan tuzlanmadır.
Kuraklık ve vahşi sulama sebebi ile Aydın’daki yeraltı su kaynakları zarar görüyor mu?
Yeraltı su seviyesinin her yıl biraz daha düşmesi, deniz suyunun ovaya doğru ilerlemesine neden oluyor. Bu da özellikle Söke Ovası, Büyük Menderes Havzası ve kıyıya yakın tarım alanlarında suyun kullanılabilirliğini ciddi biçimde azaltıyor. Tuzlanma arttıkça sulama yapılamıyor, toprağın verimi düşüyor ve çiftçi ekonomik olarak daha da zor duruma düşüyor. Eğer kontrolsüz sondajlar bu hızla devam ederse, tuzlanmanın geri döndürülemez bir aşamaya gelmesi kaçınılmaz olacak. Aydın’ın geleceği için en önemli nokta, yeraltı suyunun gelişi güzel değil, bilimsel yöntemlerle yönetilmesidir. Sürdürülebilir bir su politikası oluşturulmadığı sürece hem bugünün tarımı hem de geleceğin su kaynakları büyük risk altında kalmaya devam edecektir.
Yüksek Jeofizik Mühendisi olarak bizlere ruhsatlı ve bilimsel bir sondaj kuyusu kazımı için yeraltı su yapısını bozmadan hangi aşamalardan geçtiğini açıklar mısınız?
Sondaj kazımı başlamadan önce yeraltının adeta filmini çekiyorum. Yani toprağın altındaki jeolojik yapıyı bilimsel yöntemlerle ortaya koyuyorum. Suyun kaç metrede bulunduğunu, hangi derinliklerde hangi akiferlerin yer aldığını ve sondajın tam olarak nereye açılması gerektiğini jeofizik ölçümlerle belirliyorum. Bu çalışmalar yapılmadan açılan her kuyu hem verimsiz kalıyor hem de yeraltı su sistemine ciddi zarar veriyor. Bu nedenle sondaj makinelerinin kafasına göre kuyu açması kesinlikle kabul edilebilir bir durum değildir. Bu sürecin mutlaka bilimsel verilere dayanması gerekir. Bir sondajın doğru yerde açılması hem suyu israf etmemek hem de akifer yapılarını bozup hasar görmemesi için hayati önem taşır. Akiferin kalınlığı, geçirgenliği, derinliği, suyun akış yönü ve bölgedeki toplam su bütçesi doğru analiz edilmeden yapılan her uygulama, Aydın’ın zaten hassas olan su yapısını daha da kırılgan hâle getiriyor.
Kaçak açılan sondaj kuyularının son yıllarda hızla artması yeraltı kaynaklarını ve tarımı nasıl etkileyecek?
Devlet Su İşlerinin bu faaliyetleri yakından takip etmesi, denetim mekanizmalarını güçlendirmesi ve özellikle ruhsatsız sondajlara kesin şekilde müdahale etmesi gerekiyor. Jeofizik mühendisleri sahada aktif rol almadığı sürece, yapılan sondaj çalışmalarının hem ekonomik hem de ekolojik sonuçları ağırlaşmaya devam edecektir. Bilimsel meslek disiplinlerinin sürece dahil edilmesi, suyun sürdürülebilir yönetimi açısından zorunludur. Aydın’da son yıllarda yaşanan en büyük tehlikelerden biri de yeraltı sularında hızla artan tuzluluk oranıdır. Özellikle yeraltı su seviyesinin her yıl düşmesi, deniz suyunun iç kesimlere doğru ilerlemesine neden oluyor. Bu durum hem tarım arazilerini hem de içme suyu kaynaklarını tehdit ediyor. Eğer kontrolsüz sondaj çalışmaları sürerse, tuzlanma geri döndürülemez bir seviyeye ulaşabilir ve bölgenin tarımsal geleceği ciddi şekilde zarar görebilir. Kısacası, Aydın’da sürdürülebilir bir su yönetimi için bilimsel verilere dayalı sondaj planlaması yapılmalı, jeofizik mühendislerinin uzmanlığı süreçten dışlanmamalı ve tüm uygulamalar sıkı şekilde denetlenmelidir.
Yeraltı kaynaklarından en iyi verimi almak için yeraltı barajları kullanılabilir mi? Türkiye’de Devlet Su İşlerinin yer altı kaynaklarını korumak için attığı yeni adımlar var mı?
Yeraltı barajı, esas olarak suyun doğal akış yönünü kontrol ederek havza dışına taşmasını engellemek amacıyla yapılır. Örneğin, Menderes Ovası’nda bulunan yeraltı suyu, Menderes Nehri boyunca uzanan alüvyon formasyonu üzerinden denize doğru ilerleyip boşalıyorsa, biz alüvyon içerisinde oluşturduğumuz beton bir perdeyle bu suyun dışarıya kaçmasını engellemek isteriz. Böylece, normalde denize karıştığı için tarımsal ya da içme suyu amaçlı kullanılmayan su, havza içinde tutulmuş olur. Teorik olarak bu yöntem, su kayıplarını azaltma açısından son derece anlamlı görünür. Ancak Aydın özelinde yaşanan problem, doğal su döngüsünün artık bu sistemi besleyebilecek seviyede olmamasıdır. Diğer birçok havzada olduğu gibi, Menderes Ovası’na yıllık yağış ve yüzey akışıyla gelen toplam su miktarından çok daha fazlası yıllardır açılan binlerce sondaj kuyusuyla çekilmektedir. Bu dengesiz kullanım, yeraltı su seviyesinin her yıl birkaç metre daha düşmesine yol açmaktadır. Dolayısıyla teoride yeraltı barajının tutması gereken suyun, bugün pratikte ortada kalmadığını görüyoruz. Mevcut su bütçesinde bir fazla olmadığı için barajın depolanabileceği bir kaynak da bulunmamaktadır. Başka bir deyişle, sistemin çalışabilmesi için önce yeraltı suyunun doğal rejiminin korunması gerekir. Türkiye’nin farklı bölgelerinde bu yöntemin uygulanmasına uygun sahalar olabilir, ancak ben şimdiye kadar gerçek anlamda verim sağlayan bir örnek görmedim. Yeraltı barajları, belirli hidrojeolojik koşullar sağlandığında etkili olabilir; fakat Aydın gibi su açığı veren havzalarda bu yapıların bir çözüm üretmesi beklenmez.
Uzun yıllar Devlet Su İşlerinde çalışmış bir Jeofizik Mühendisi olarak sizce yeraltı kaynaklarının korunması için ne yapılması gerekmektedir?
Öncelik mutlaka kontrollü su kullanımı, kaçak sondajların durdurulması ve suyun yıllık bilançosunun düzenlenmesidir. Bu adımlar atılmadığı sürece yapılacak herhangi bir mühendislik müdahalesi sadece yüzeysel bir çözüm olarak kalır. TMMOB olarak, Aydın’da düzenlediğimiz su sempozyumunda tam da bu konuları masaya yatırıyoruz ve de Devlet Su İşleri’nden bu tür bilimsel ve mesleki çalışmalara ilgi ve destek bekliyoruz. Zaten bölgenin su sorunlarının çözümü, tüm kurumların ortak akılla hareket etmesini, mühendislik, tarım, çevre ve yerel yönetimlerin bir arada çalışmasını gerektiriyor. Bu yapılmadıkça hem yeraltı su varlığı hem de tarımsal üretim ciddi risk altında kalmaya devam edecektir.
Bize zaman ayırdığı ve verdiği değerli bilgiler için Jeofizik Mühendisleri Odası Aydın İl Temsilcisi Jeofizik Yüksek Mühendisi Necdet Evlimoğlu’na çok teşekkür ediyoruz.
Haber: Furkan Kuyucu
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE
Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...