Afetleri anlamak ve sosyolojik olarak önlem alabilmek için afet öncesi, sırası ve sonrası önemlidir. Bu anlamıyla afetlerden korunmak için bilinçli olmak gerekmektedir. Her türlü afete karşı Aydın’da insanların bilinçlendirilmesi için çalışmalar yürüten Afet Arama Kurtarma Eğitim ve Yardım Derneği (AFAR) Yönetim Kurulu Başkanı Atakan Aktaş ve Başkan Yardımcısı Aytekin Toprakçıoğlu ile röportaj gerçekleştirdik.
Yaşanan bir afet sonrası toplumda kirli bilgiler yumağı oluşmaktadır. Bu bağlamda dezenformasyonun insan yaşamını ne kadar derinden etkilediği de bir gerçektir. Afet yaşanmadan önce ve yaşandıktan sonra alınabilecek önlemler yaşam kalitesini de bir o kadar arttırmaktadır. Afet Arama Kurtarma Eğitim ve Yardım Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Atakan Aktaş, afetlere karşı bilgi ve yaşam kalitesi sunan derneğin kuruluş sürecinden bahsederken şu ifadeleri kullandı: “25 Mayıs 2023 yılında bir grup daha öncesinde bu işi yapan eğitmen arkadaşımızla beraber başka platformlardan toplanarak bu derneği kurma kararı aldık. 25 Mayıs'ta kuruluşunu yaptık. Temel anlayışı özellikle afet eğitimi, toplumun bu anlamda bilinçlendirilmesine yönelik. Tabii ki sahadaki müdahale çalışmalarında da yer alıyoruz ama asıl hedef nokta temelde çocuklardan yaşlılara kadar toplumun tüm katmanlarının bu alanda bilinçlendirilmesi ve eğitimidir. Bu alanda çalışan, 22 eğitmen arkadaşımız var. Ekibin içerisinde 100'e yakın bir gönüllü grubuyla beraber yürüyoruz. Bunun içerisinde biz genel merkezi Aydın'da olan tek derneğiz. Yani yola çıkarken hem Türkiye geneli bir sivil toplum kuruluşu olma düşüncesiyle yola çıkıldı. Bunun içinde Aydın'da, Didim'de, Nazilli'de, İzmir'de belirli alanlarda yapılanma çalışmalarını başlattık. Şu anda Germencik'te bir temsilciliğimiz var. Didim'de bir şubemiz var. Nazilli temsilciliğimiz vardı, oradaki yapılanmadaki bazı karışıklıklardan dolayı geçici olarak askıya aldık. İzmir'de kuruluş çalışmaları devam ediyor. Bir taraftan diğer alanlarda da yürütmeye gayret ediyoruz.”
“Birincil hedef eğitimi, toplumun tüm katmanlarına ulaştırmaktır”
Aktaş, hayatımızın bir parçası olan afetlere karşı öncelikli olarak bilinmesi gerekenlere: “Şimdi birincil hedef, temel amaç çocuktan yaşlıya, toplumun tüm katmanlarına bir taban eğitim çalışmasını ulaştırmaktır. Çünkü güncel hayatımızın her parçasında afet var. Sadece afetle de sınırlı değil. Yaşamımızı bu anlamda dengeleyen bir kısım var. Kazalardan ilk yardıma kadar bizim temel destek ve yaşam eğitimlerimiz bu işin bir parçasıdır. Yani vatandaş evinde yemek pişirirken de bununla karşı karşıya kalmaktadır. Herhangi bir yangında temel eğitimi bilmesi, kendi yaşamını kurtarması için temel, önemli bir parçayı oluşturmaktadır. Bunun dışında yağmur yağarken şimşek çakmasından tutun da, selden toprak kaymasına ki bu işin en son safhası zaten deprem olarak karşımıza çıkmaktadır.” şeklinde değindi.
Dünya deprem riski sırasında İstanbul 74 Aydın 37. sırada
Aytekin Toprakçıoğlu ise İstanbul’un deprem başlığıyla sürekli gündemde olmasına ilişkin açıklamalar yaptı: “Deprem akla gelince en tehlikeli alan İstanbul diye konuşuruz. Oysa ki dünya sıralamasında İstanbul 74. sırada. Ege Bölgesi, Aydın, 37. sırada. İstanbul'un o kadar çok dile gelmesinin sebebi oradaki hem can kaybının daha fazla olabileceği ve ekonomik kaybın fazlalığından dolayıdır. İstanbul'un ekonomik anlamda payının büyüklüğüyle ilgilidir. Yani o yüzden İstanbul öncelikli konumdadır. Yoksa Aydın'da olacak bir afette can kaybı belki daha fazla bile olabilir. Ancak şimdi ekonomik anlamda İstanbul önceliğimiz olduğu için tabii ki bu da yadsınamaz bir durumdur. Çünkü afet öncesi, afet sırası, afet sonrası diye bizim AFAD'tan aldığımız eğitimler, kendi eğitimlerimiz hep bu plan üzerine yürüyor.” Aktaş, Aydın’ın konumu dolayısıyla temel özelliklerine, olası bir afete karşı durumuna ise, “Bu gibi afetlerde 100 yıllık süreçler üzerinden çalışma yapılmaktadır. Türkiye genelinde 550 civarında fay hattı var. Bununla beraber bir de bizim bir de yeraltından geçen sıcak suyumuz var. 130 ile 280 derece arasında derinlik ölçeğine göre sıcak su geçiyor ve bunu terminalin boşaltılması, aynı zamanda da yer kabuğunda da bir boşalma, bir hareketlenmeye sebeptir. Yani bu da biraz bizi tehlikeli sona doğru yaklaştırıyor. Buna önlem almamız için tabanda en azından birey olarak kişinin kendi başının çaresine bakabilmesi, hayatta kaldığında kendini koruma altına alabilmesinin temelini oluşturmaya çalışıyoruz.” diyerek değindi.
“Her çocuk bir kitap”
Aktaş, daha öncesinde yürüttüğü çalışmalardan, “2003'ten beri çalışmalar yapıyoruz. 2017'den bu yana bu işin içerisindeyiz. Daha önceki yaptığımız sosyal çalışmalara dernek bünyesinde devam ediyoruz. Bizim temelde sadece derneğin deprem ve eğitim ayağı yok. Yardım kısmımızın ismi ‘ihtiyaç kumbarası’. İhtiyaç kumbarası çerçevesinde biz okullarla çalışma yürütüyoruz. Mesela geçen gün yaptığımız çocuk tiyatrosunda, şöyle bir uygulama yapıyoruz: Her çocuk bir kitap, her kitap bir kütüphane diye bir sosyal sorumluluk projemiz var. Bu projede çocuklar konu ile ilgili, kitap okumanın önemi ile ilgili bir tiyatro oyunu izlemeye gelirken, aynı zamanda da yanlarında okuyup bir kenara bıraktıkları, artık sana düşen bir kitabını getiriyorlar. Bu kitap, kitap kumbaralarında toplanıyor. Sonra ihtiyacı olan civarımızdaki köy okullarında kütüphaneler oluşturuluyor. Geçmişten bugüne yaptığımız çalışmalarla şimdiye kadar 17 tane okula kütüphane kuruldu. Aynı zamanda fidan kampanyamız var. Çocuklara çevre bilinci ve doğa bilinci aşılamak ile ilgili bir çalışma yapıyoruz. Ekoloji bu işin temel parçasını oluşturuyor. Ekoloji biraz bu tip afet süreçlerini dengeleyebilir. Hava şartları değişmez, ısınma soğuma değişmez. Bu genleşmeden dolayı da deprem ve benzeri afetlerin oluşması da biraz ötelenmiş olur. Bunun için de her çocuk bir fidan, her fidan bir orman diye bir çalışma yapıyoruz.” cümleleriyle bahsetti. Sosyal sorumluluk projeleri kapsamında yaptıkları işlerle ilgili ise Toprakçıoğlu, “Sosyal sorumluluk projeleri anlamında yaptığımız işlerde 2023, o büyük depremde Malatya'da bir hafta görev aldık. Bizim orada yaptığımız çalışmanın bir eş güdümü olarak burada afet bölgesinden etkilenip de gelen insanlara eşya yardımı, ev yardımı (ev yardım derken kiralık ev bulunması), eşya temini, kıyafet temini, ev eşyası teminine kadar burada dayanışma içerisinde bulunduk. Yani afet öncesi eğitimler, afet sırasında etkilenen insanlara psikososyal destek sağladık.” şeklinde bahsetti.
“Bilgi hayat kurtarır”
Yerel ve ulusal anlamda afetlere yönelik hazırlıkların nasıl yapılması gerektiğine ilişkin Aktaş, “Bir sosyolog olarak söyleyeyim, sosyal yapının temel özelliği bireyden geçer. Birey bilinçlenirse toplum bilinçlenir. Burada temelde bireyden ve çocuktan başlamalıyız. Bir doğru çevre bilincini çocuğa öğretebiliyorsak daha bilinçli bir yetişkin ortaya çıkar. Daha duyarlı bir kimlik ortaya çıkar. Bu kimlik de oturacağı evden, saygı duyacağı doğaya kadar yaşam alanlarının tamamını ortak paydada paylaşabilir. O açıdan biraz daha tabana inmek ile ilgileniyoruz. Yani ulusal bazda bizim temel sloganımız: ‘Bilgi hayat kurtarır.’ Biliyorsanız eğer daha soğukkanlı, daha rahat hareket edersiniz; daha bilinçli davranırsınız. Önümüze gelen yere bina yapıyoruz ve binalarla kendi yaşam alanlarımızı aslında hazırlarken kendi tabutlarımızı da hazırlıyoruz. Çok acı bir gerçektir. Önce tabut yerine gerçekten ev yapmak durumundayız. Ege bölgesinde, bu ekolojiden daha soğuk alanlarda bile artık prefabrik ev yapısına dönüldü. Daha sağlıklı, tek katlı, iki katlı evlere dönüştü. Yılın 8 ayı yaz mevsimi olduğundan bu coğrafya bu tarz evlere çok müsaittir. Buna rağmen biz hala beton evlerde oturmaya çalışıyoruz.” şeklinde altını çizdi.
Ortak paydada buluşabilmek
Aktaş, bu çalışmaları yürütürken karşılaştıkları zorluklarından ise, “Entegre olarak çalışabilsek daha iyi olur. Yani sivil toplum kuruluşlarıyla beraber, AFAD yeni dönemde biraz daha bu noktada iş birliği içerisinde çalışmaya gayret ediyor. Ama tüm kurumlar böyle bir alanda birbirini ciddiye alarak bu meseleyi ortak paydada yürütebilmeliler. Maalesef çok mümkün olmuyor. Bu anlamda üniversite de bu sene biraz daha yapılandı. Kurumlarda bu iş ne yazık ki biraz sarsıntılı gidiyor.” şeklinde aktardı. Toprakçıoğlu ilçelerin önemini, “Biz ilçeleri de işin içine dahil etmeye çalışıyoruz. Zaten Aydın'da bir arama kurtarma derneği var. Ama önemli olan ilçeler, beldeler ya da köylerdir. Aydın'da bir deprem olduğunda sadece Aydın etkilenmiyor. Çünkü civar çevre illerin, ilçelerin, köylerin hepsinin etkileneceğini düşündüğümüzde her yerde yapılacak tatbikatlar çok önem kazanıyor. Bununla birlikte 17 ilde deprem tatbikatı yapıldığında çok yeni bir dernek olmamıza rağmen AFAD'a destek anlamında çok büyük bir katkı sağladık ve AFAD müdürü de bu konuda bize teşekkürlerini iletti. Çünkü AFAD'ın kendi birimleri var, üniversite var, her yere yetişebilecek potansiyeli var. Fakat Nazilli, Didim gibi ilçelerde farklı ekipler afetzedelere müdahale etmelidir.” şeklinde açıkladı.
Aktaş bakış açısını, “Bizlerdeki bakış açısı aslında şu: Öğretileriniz, ustalarınızın söylemleri sizin kulağınıza küpe ise yaşamınızdaki öngörü de o kadar gelişkindir. Eski öğretmenimin bir lafı vardır. Hep der ki ‘Hiçbir şeye borcumuz yok, soluduğumuz havaya borcumuz var.’ Bulunduğunuz yerde üretmek zorundasınız. Şimdi o anlamda insanların nereli olduğu, ne yaptığı, rengi, hayat tarzının, hiçbir şeyin önemi yok. Burada bu havayı soluyoruz. Bu havanın karşılığını, bu yaşama enerjimizi veren kente sunmak zorundayız.” söylemiyle ifade etti.
Sosyal yaşantımızı ve toplumun içerisinde bulunduğu durumun merkezinde yer alan afetlerle ilgili bizlere ışık tutan Atakan Aktaş’a ve Aytekin Toprakçıoğlu’na bilgiye verdikleri önemden dolayı teşekkür ederiz.
Haber: Rojda Dolgun
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
Türkiye’nin birçok şehrinde birbirinden güzel evler bulunmaktadır. Peki ya Ankara’nın ...
DÜNDEN BUGÜNE: URLA SANAT SOKAĞI
Asıl adı Zafer Caddesi olan sokak, 2010 yılından sonra bir ...