Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


ATADAN MİRAS: YÖRÜK EVİ

31.03.2023
Kültür Sanat

 

“Yörük”, yürüyen, gezen göçebe demektir. Yörük kültürünü yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarabilmek adına evini Yörük Evine çeviren Mustafa Aksoy, bizlere bu kültür hakkında bilgiler verdi. Aynı zamanda, Belenbaşı Köyü Yörük Türkmen Derneği Başkan Yardımcısı olan Aksoy, dernek olarak amaçlarından da bahsetti.

 

Belenbaşı Köyü, İzmir ilinin Buca ilçesine bağlı bir Yörük köyüdür. Belenbaşı Köyü halkı, yetiştirdikleri hayvanların her şeyinden faydalanmaktadır. Köyün ilk kurulduğu zamanlar, hayvancılık üzerine daha çok çalışılmış ancak sonraki yıllarda tarımın ağır basmaya başlamasıyla beraber köy halkı tarıma yönelmiştir. Belenbaşı Köyü sakinleri, 1995 yılına kadar tütüncülükle uğraşmış ancak tütüncülüğe kota getirilmesi ile birlikte, bu üretimi de terk etmişlerdir. Bugünlerde ise gelirlerini kiraz, zeytin, üzüm, incir ve sebze yetiştiriciliği sayesinde sağlıyorlar.

 

Değerlerimiz kaybolmasın

Belenbaşı Köyünde doğup büyüyen Mustafa Aksoy, “Ben, Belenbaşı Köyü Yörük Türkmen Derneği Başkan Yardımcısıyım. Derneğimiz, 2013 yılında kuruldu, kurucu başkanımız İsmet İlhan’dı. Ancak o rahmetli olunca onun yerine Ali Karacaoğlu’nu seçtik.” sözleriyle derneklerinin idarecilerinden bahsetti. Derneğin amaçlarından bahseden Aksoy, “Dernek olarak asıl amacımız, Yörük kültürünü gelecek nesillere aktarmak ve bu değerlerin kaybolmasına izin vermemektir ancak sadece bununla sınırlı değiliz. Halk oyunları kurslarımızla birlikte, yöresel oyunlarımızı büyük küçük herkese öğretiyoruz. İhtiyaç sahiplerinin yanında olup, destek oluyoruz. Genel olarak derneği kurma amaçlarımız bunlar.” diyerek Yörük kültürünü yaymak için ellerinden geldiğince Türkiye’nin her yerini dolaştıklarını ve dolaşmaya devam edeceklerini de ifade etti. 

 

“Biz eskiden bunları kullanırdık, bunlarla yer, içer ve bunları giyerdik”

Aksoy, Yörük Evi fikrinin nasıl ortaya çıktığından şu sözlerle bahsetti: “Burası, Yörük Evi diye geçiyor ama Yörük Çadırı diyen de var. Burada gördüğünüz çoğu eşya aslında eşimin çeyizinde bulunuyordu. Kurucu Başkanımız İsmet İlhan ile görüşüp, bu şekilde mini müze gibi bir yer yapalım diye konuştuk. Kendisi de onaylayınca işte gördüğünüz bu ev ortaya çıktı.” Eşyaları bir araya getirmenin, tek seferde olmadığını vurgulayan Aksoy, “15-20 senelik bir emek var burada. Gençlerimize, değerlerimizi aktarabilmek adına eskiden kullanılan eşyaları topladım. ‘Biz eskiden bunları kullanırdık, bunlarla yer içer ve bunları giyerdik’ diyebilmek ve bunları aktarabilmek benim amacım. Hala gezer, öğrenir ve araştırırım. Toplayabileceğim eşyaları toplar ve burada sergilerim. Kapımız herkese açık ve herkes ziyaretimize gelebilir. Elimden geldiğince, bildiklerimi gençlerimize aşılamak için çabalıyorum ve çabalamaya devam edeceğim.” ifadeleriyle Yörük Evi için harcadıkları emeğin altını çiziyor.

 

“Çadırın içinde ateş yakacaksınız ki çadır sağlam kalsın”

Eski yörük çadırlarından bahseden Aksoy, “Eskiden, dağda hayvanları olanlar bu Yörük çadırlarında yaşarlarmış. Çadırın içinde ateş yakılmazsa, çadır yağmurdan dolayı akar. Bu yüzden çadırın içinde ateş yakacaksınız ki çadır sağlam kalsın.” sözleriyle çadırda ateş yakmanın önemli olduğunu vurguladı. İnsanların o zamanlar yiyeceklerini kendi imkanlarıyla yaptığını belirten Aksoy, “O zamanlar herkes, sütünü, peynirini, yoğurdunu, kısacası aklınıza gelebilecek her şeyi kendileri yapıyordu. Buzdolabı olmadığı için, hazırladıkları gıdaları bozulmaması için toprağa gömerlerdi. Çünkü toprağın altında sıcaklık çok fazla değişmez. Eskiden insanlarımız yiyecek içeceklerini bu şekilde muhafaza edermiş.” sözleriyle çadır hayatının özelliklerinden bahsederken, eski zamanlarda taksi ve araba gibi araçlar olmadığından insanların, eşek, deve ve atlar yardımıyla gündelik işlerini kolaylaştırdıklarını da sözlerine ekledi.

 

“Eskiden böyle lükslerimiz yoktu bizim”

Eskiden insanların, yünlerini kendilerinin yaptığını ifade eden Aksoy, “Arazilerden boyalı ağaç köklerini toplar ve keçilerden aldıkları yünleri boyarlardı. Sıcak kazanların içinde yünler, 1-2 saat kaynatılınca istedikleri rengi elde ederlerdi. Böyle 8-10 kazan yaparlar ve yünleri boyarlardı. Daha sonrasında tezgahta tek tek dokumaları yapılırdı. Önlerinde örnek olmaz, anadan babadan gördüklerini ve hayal güçlerinde ne varsa onu yaparlardı. O zamanlar yapılan eşyalar halen daha sağlamlığını koruyor. Ancak şimdi öyle değil. Bir eşya veya kıyafet satın alıyorsun ama yırtılınca atıyor ve yenisini alıyorsun. Eskiden böyle lükslerimiz yoktu bizim. Kıyafetlerimiz yırtılınca diker veya yama yapardık.” sözleriyle geçmişte yapılan malzemelerin günümüzdekilere oranla daha sağlam olduğunu ve uzun süre dayandığının altını çiziyor.

 

Yörük düğünleri kültürümüzde çok önemli

Belenbaşı Köyünde, yazın ve kışın çok güzel etkinlikler düzenlediklerini söyleyen Aksoy, “Bizim kültürümüzü, her yıl Haziran ayında düzenlediğimiz Kiraz Festivali zamanında çok güzel görebilirsiniz. Oyunlar oynanır, etkinlikler düzenlenir ve yemekler pişirilir. Ancak asıl olarak kültürümüz, Yörük düğünlerinde kendini öz haliyle gösteriyor. Yörük düğünleri, Yörüklere has oyunları ve özellikle keşkekleriyle meşhurdur. Özellikle, düğünlerimizde yaptığımız başka bir lezzetimiz de “topalaktır”. Topalak, yapıldığı ilk gün çok güzel olmasa da, ikinci günü mayalandığı için çok lezzetli oluyor. Topalak, sulu köftenin bir çeşididir ve hamur yemeği olarak da bilinir. Biz, etli ve nohutlu yapar, üzerine sarımsaklı yoğurt ve salçalı sos ile servis ederiz.” cümleleriyle Yörük düğünlerinin kültürlerinde çok önemli bir yeri olduğunun altını çizerken, yemek kültürlerinden de bahsetti. Aksoy son olarak, Yörük kültürünün diğer bir önemli lezzetinin ise Yörük ayranı olduğunun altını çizdi.

 

Tarih kokan eşyalar

Yörüklerin, öz renklerinin kırmızı, yeşil ve sarı olduğunu belirten Aksoy, “Burada sergilediğim bazı yöresel değerlerimizden bahsedeyim. ‘Kepenek’, çobanların omuzlarına attıkları keçe bir eşyadır. Kepenek, çobanların geceleri dağdayken evi, yatağı ve yorganı olurmuş. Su geçirmez ama yağmur yağdığı zaman çok ağır olur ve kokar. ‘Aynalı süpürge’, ise değişik bir anlam taşıyor. Eskiden köylerde, gençler birbirini göremezmiş. Birbirlerini sevseler dahi bakmak, görmek yasakmış. Kızlar, evlerinin önünü bu aynalı süpürge ile aynadan sevdiğini görene kadar da süpürürmüş. ‘Yağlık’, başımıza bağladığımız büyük bir örtüdür. Yağlık, çok amaçlı olarak kullanılıyor. Mesela, sıcaktan korunmak için başına bağlayabilirsin veya belin ağrıdığı zaman bele sarıldığında, ağrısını alır. Aynı zamanda sofra bezi olarak da kullanabilirsiniz. Gittiğimiz yerlerde bizlere yağlık verirler, biz de gelenlere yağlık veririz.” ifadelerini kullandı. Aksoy, topladıkları eşyalarla Yörük Türkmen geleneğini yaşatmaya ve gelecek nesillere aktarmaya devam edeceklerini söyleyerek cümlelerini noktaladı.

 

Yörük kültürünü tanıtmak ve yaşatmak adına değerlerimize sahip çıkmamız gerektiğini önemle vurgulayan Aksoy, kültürümüzü gelecek nesillere aktarmak için büyük çaba harcıyor. Belenbaşı Köyü Yörük Türkmen Derneği Başkan Yardımcısı Mustafa Aksoy’a bizimle ilgilendiği ve sorularımıza yanıtlar verdiği için teşekkürlerimizi sunuyoruz.

 

Haber & Fotoğraf: Simge Şahin

EN ÇOK OKUNANLAR

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

CUMHURİYET’İN İLK KADIN MUHTARI: GÜL ESİN

Mustafa Kemal Atatürk, her zaman Türk kadınını modern toplumun simgesi ...

HAMAMÖNÜ EVLERİ

Türkiye’nin birçok şehrinde birbirinden güzel evler bulunmaktadır. Peki ya Ankara’nın ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

HAMUR YAĞI MUCİZESİ

Zeytinyağı mucizesini bilmeyen yoktur. Kalp ve damar sağlığı başta olmak ...

TÜRKİYE'NİN İLK MATEMATİK MÜZESİ

Aydın'ın Efeler ilçesinde, Türkiye'nin ilk matematik müzesi olma özelliğine sahip ...

DOĞUNUN SAKLI CENNETİ: CİLO DAĞLARI SAT BUZUL GÖLLERİ MİLLİ PARKI

Hakkari’nin Yüksekova ilçesine bağlı, 3 bin 400 rakımlı Saklı Cennet ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00