Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


ASIRLIK MEHTER GELENEĞİNDE KADIN İMZASI

17.10.2026
Kültür Sanat

 

Yüzyıllardır erkek sesiyle özdeşleşen mehter geleneğinde bu defa kadın sesi yankılandı. Aydın’da geleneksel marşları seslendiren kadın mehteranlar, köklü kültürel mirası kendi yorumlarıyla geleceğe taşırken mehterin değişen yüzünü de ortaya koyuyor.

 

Mehter denildiğinde neden akıllara ilk olarak erkeklerin güçlü sesleri ve savaş meydanlarında yankılanan marşlar geliyor? Yüzyıllardır erkeklerle özdeşleşen bu köklü gelenek, değişen zamanla birlikte farklı bir görünüm kazanabilir mi? Aydın’da yükselen mehter sesleri, bu soruların cevabını ararken alışılmış mehter algısının da dışına çıkıyor. Geleneksel marşlar bu kez kadın mehteranların ritmiyle yeniden hayat buluyor. Ortaya çıkan bu farklılık, yalnızca mehter takımındaki değişimi değil, kültürel mirasın günümüzde nasıl yeniden yorumlandığını da gündeme getiriyor.

 

Yüzyıllık mehteran

Mehter, Türk tarihinin bilinen en eski askerî müzik geleneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Kökeni Orta Asya Türk devletlerine kadar uzanan gelenek, Osmanlı Devleti döneminde kurumsal bir yapıya kavuştu. Osmanlı’da mehter takımları yalnızca müzik topluluğu olarak görev yapmadı; devletin gücünü, disiplinini ve ihtişamını temsil eden sembolik bir yapı olarak da kullanıldı. Yüzyıllar boyunca savaş meydanlarında askerlerin moralini yükselten ve düşman üzerinde psikolojik baskı oluşturan mehter, günümüzde farklı bir dönüşüm yaşıyor. Geleneksel olarak erkeklerle özdeşleşen bu yapının içinde artık kadınlar da yer alıyor.

 

Aydın’da 2014’te başlayan kadın mehteran hikayesi

Türkiye’de kadın mehteran anlayışının ilk adımı 2010 yılında Karabük Üniversitesi bünyesinde atılmış ve üniversiteli öğrencilerden oluşan bir ekip kurulmuştu. Aydın büyükşehir belediyesindeki çalışma ise bu geleneği kamusal ve kurumsal bir yapıya taşıyarak bir ilke imza attı. Türkiye’de bir belediye bünyesinde kurulan ilk kadın mehter takımı olma unvanını taşıyan Aydın ekibi, aylar süren eğitim ve hazırlık sürecinin ardından ilk kez 7 Eylül 2014 tarihinde Aydın’ın kurtuluş kutlamalarında sahne aldı. Bu gösteri, uzun süren çalışmaların ardından ekibin halk karşısına çıktıkları ilk an oldu. Takımın ekip şefi, 37 yaşındaki müzik öğretmeni Ceren Asena Apaydın, ekibin kuruluş sürecinde kültürel mirasa sahip çıkma düşüncesinin belirleyici olduğunu söyledi. Mehter geleneğinin kadınlar tarafından da yaşatılabileceğini vurgulayan Apaydın, “Ekibimizi kurarken kültürel mirasımıza sahip çıkma düşüncesi bizim için belirleyici oldu. Mehter denildiğinde insanların aklına çoğunlukla erkekler geliyor. Ancak biz bu geleneğin kadınların yorumuyla da yaşatılabileceğini göstermek istedik. Bu anlamda cesaret bizim hikâyemizde önemli bir yere sahip. Mehter çalışmaları bizim için yalnızca müzik icra etmekten ibaret değil. Aynı zamanda kadınların tarihî ve kültürel alanlarda da etkin biçimde yer alabileceğini göstermek istiyoruz.” dedi. Kuruluşundan bu yana ekipte öğretmen, memur, esnaf ve ev hanımı gibi farklı meslek gruplarından isimlerin yer aldığını belirten Apaydın, farklı mesleklerden gelen kadınların mehter marşlarını icra etmek için bir araya geldiğini ifade etti. Geleneksel müziğin gerektirdiği disiplin ve uyumun sahne performanslarına da yansıdığını dile getirdi.

 

“Kadın mehteran mı olur?”

Kadınların mehter takımında yer alması, ilk yıllarda izleyicilerin alışık olmadığı bir görüntü olarak karşılandı. Farklı şehirlerde gerçekleştirilen gösteriler sırasında takım üyelerine “Kadın mehteran mı olur?” ve “Bu enstrümanları gerçekten siz mi çalıyorsunuz?” gibi sorular yöneltildi. İlk dönemlerde karşılaşılan bu şaşkınlığın zamanla yerini takdire bıraktığını anlatan ekip üyeleri, sahne performanslarının izleyicilerin mehter algısında da değişim yarattığını belirtti.Takımın ilk üyelerinden 36 yaşındaki halk oyunları eğitmeni ve trompet sanatçısı Esra Özelbaykal, projeye davet edildiği günün heyecanını şu sözlerle anlattı: “Mehter takımına davet edildiğimde çok heyecanlandım. Bu, benim için yalnızca yeni bir müzik deneyimi değildi. Geleneksel bir kültürün parçası olmak, beraberinde farklı bir sorumluluk da getiriyordu.” Daha önce farklı halk oyunlarına ait kostümler giydiğini belirten Özelbaykal, mehter üniformasının kendisinde ayrı bir anlam taşıdığını ifade ederek, üniformayı yalnızca bir sahne kıyafeti olarak görmediğini, “Daha önce farklı halk oyunlarının kostümlerini giydim ancak mehter üniformasının bende bıraktığı his çok farklı. Bu kıyafet bana sorumluluk duygusu ve özgüven kazandırıyor.” sözleriyle vurguladı. İki çocuk annesi olan ve aile yaşamının yoğunluğuna rağmen mehter çalışmalarına keyifle zaman ayırdığını, günlük sorumluluklarıyla takım çalışmalarını birlikte yürüttüğünü anlatan Özelbaykal, “Aile hayatımın yoğunluğu içinde çalışmalara zaman ayırmak bazen zor olsa da takımda yer almak benim için zamanla bir görevin ötesine geçti.” dedi.

 

Şaşkınlıktan alkışa

Takımın en deneyimli isimlerinden 55 yaşındaki spor eğitmeni ve kös sanatçısı Aytül Ceylan, kadın mehter takımının bir parçası olmayı kendisi için özel bir deneyim olarak görüyor. Projeyi ilk duyduğunda gönüllü olarak katılmaya karar verdiğini belirten Ceylan, “Belediyeler kapsamında ilk ve tek kadın mehter takımı olduğunu öğrendiğimde neden ben de bu ilkin içinde yer almayayım diye düşündüm. Çok hevesli bir şekilde, gönüllülük esasına bağlı olarak katıldım.” dedi. Ceylan’a göre mehter üniforması, yalnızca bir kıyafet olmanın ötesinde, taşıdığı kimlikle birlikte bir sorumluluk da getiriyor. Üniformanın kendisinde oluşturduğu hissi anlatan Ceylan, “Üniformanın bir ağırlığı var. Üniformayı giydiğinizde o, sizin bir işiniz ve kimliğiniz hâline geliyor. Ben de gereğini en iyi şekilde yapmaya çalışıyorum.” ifadelerini kullandı. Kadın mehter takımının ilk yıllarında izleyicilerin kendilerine kuşkuyla yaklaştığını hatırlayan Ceylan, performansın ardından gördükleri ilgiyi unutamadığını belirtti. İlk gösterilerinden birinde izleyicilerin başarılı olup olamayacaklarını merak ettiklerini  anlatan Ceylan, şöyle konuştu: “İlk çıktığımız yıllarda bize yargılayan gözlerle, acaba yapabilecekler mi diye bakıyorlardı. Programımızı tamamladığımızda bizden böyle bir başarı beklemiyorlardı galiba. Dakikalarca süren müthiş bir alkış olmuştu. Bu beni çok etkilemişti.” Ceylan’ın hafızasında yer eden bir başka anı ise bir açılış programında yaşandı. Gösteri sırasında yanına yaklaşan bir vatandaşın müziğin kayıttan verilip verilmediğini sorduğunu anlatan Ceylan, “Vatandaşlardan biri yanıma yaklaşıp ‘Kayıttan mı çalıyorsunuz, gerçekten çalıyor musunuz?’ diye sordu. Gerçekten çaldığımızı söyleyince inanamadı. Ardından bizi tekrar takdir ederek teşekkür etti. Bu çok hoşuma gitmişti.” sözleriyle o anı aktardı. 2014 yılında kurulan takımın hikâyesinde kendisi için en özel anın kuruluş döneminde yaşandığını belirten Ceylan, ilk halka açık gösterileri öncesinde yaşadıkları heyecanı da unutmuyor. Ekip üyelerinin marşları öğrenmek ve daha iyi çalabilmek için yoğun çaba gösterdiğini, her zaman en iyi şekilde sahne almayı bir görev olarak edindiklerini de dile getirdi. 

 

Bir geleneğin yeni temsilcileri

Bugün gelinen noktanın arkasında yıllar süren çalışma ve emek bulunuyor. Kuruluş dönemindeki yoğun hazırlık sürecini anlatan takım üyeleri, ilk gösterilerinin heyecanını hâlâ hatırlıyor. Apaydın ise bir gün Kadın Mehteran Takımı’nın hikâyesi filme çekilecek olursa, hikâyenin en önemli bölümünün kuruluş süreci olacağını düşünüyor. Ona göre bu hikâye yalnızca mehter marşlarını öğrenme sürecinden değil, aynı zamanda alışılmış kalıpların dışına çıkma cesaretinden oluşuyor. Geçen yıllarla birlikte ekibin karşılaştığı tepkiler de değişiyor. İlk dönemlerde “Kadın mehteran mı olur?” sorusuyla karşılaşan takım üyeleri, bugün aynı marşları seslendirdikleri meydanlarda alkışlarla karşılanıyor. Bu değişim, yalnızca izleyicilerin ekibe bakışındaki dönüşümü değil, kadınların geleneksel kültür alanlarındaki varlığının da daha görünür hâle geldiğini gösteriyor. Bu hikâyenin Aydın açısından bir başka boyutu da kentin kadınlarla kurduğu tarihsel bağda ortaya çıkıyor. Kurtuluş Savaşı yıllarında Çete Ayşe ve Kılavuz Hatice gibi isimlerin mücadelesi, kadınların kentin tarihindeki sarsılmaz yerini hatırlatırken; bugün mehter meydanlarında ortaya çıkan tablo, insanların bu mirasa çok daha derin bir pencereden bakmasını sağlıyor. Geçmişte cephede vatanı savunan kadın figürü, bugün kültürel bir geleneğin merkezinde, tarihe sahip çıkan güçlü bir duruşla karşımıza çıkıyor.

 

Yıllar önce şaşkınlıkla karşılanan marşlar, bugün aynı meydanlarda coşkulu alkışlarla yankılanıyor. Tokmak aynı davula vuruyor, ziller aynı ritimle çınlıyor ancak asırlık gelenek, bugün kadınların dokunuşuyla bambaşka bir ruha bürünüyor. Aydın’ın meydanlarında yükselen bu ses, geçmişten devralınan mirasın sadece yaşatılmadığını, zamanın ötesinde yeniden doğduğunu gösteriyor.

 

Haber: Melike Doygun

 

 

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?

  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE

  Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00