Yörük kültürünün ve Anadolu’nun binlerce yıllık mirasının bir parçası olan keçecilik mesleği İzmir Tire’de mesleğin son ustaları tarafından yaşatılarak gelecek nesillere aktarılıyor. Doğallığı ve dayanıklılığıyla dikkat çeken keçe, günümüzde hem geleneksel hem modern tasarımlarla yeniden hayat buluyor.
Tamamen el emeğine dayanan keçecilikte koyun yünü temizlenip tarandıktan sonra sıcak su ve sabunla işlenerek keçeye dönüştürülüyor. Anadolu’nun dört bir yanında kullanılan keçe, soğuk iklimlere karşı koruma sağlamasının yanı sıra geleneksel desenleriyle kültürel bir değer taşıyor. Tire’de, ustalar Nurullah Doğan ve Arif Dursun geleneksel yöntemleri sürdürerek bu zanaatı yaşatırken; Arif Cön, modern tasarımlarla keçeciliğe yeni bir boyut kazandırıyor. Bu ustaların çabaları, hem geçmişin izlerini koruyor hem de geleceğe ışık tutuyor.
“Koyunun insan hayatına girdiğinden beri keçecilik vardır”
Keçecilik mesleğinin kökeni ve kültürüne değinen Arif Dursun, “Keçecilik zor bir zanaattır. Ben bu mesleği babamdan öğrendim ve 49 yıldır halen yaşatmaya devam ediyorum. Keçecilik zor bir zanaat olduğu gibi koyunun insan hayatına girdiğinden beri bu meslek yani keçe ve yün de vardır. Bu zanaat ilk çağlara kadar uzanır çünkü keçeyi oluşturmak için bir tezgâha ya da karmaşık bir sisteme gerek yoktur. Koyun yünü, biraz ıslatılıp üzerine basılarak keçeye dönüştürülür. Tanımı da basittir: Koyun yününü sıkıştırırsınız, keçe olur. Keçeciliğin meslek haline gelmesinin Orta Asya kökenli olduğu düşünülüyor. Orta Asya’da kadınlar için keçe yapmak, evde tarhana yapmaya benzer bir uğraş iken Anadolu’da bu zanaat bir meslek haline gelmiştir. Eskiden halıcılık yokken çobanların bolca getirdiği yünler işlenerek keçe yapılmış, ticari bir değer kazanmış. Keçe, atların ve eşeklerin semer altlıklarından halılara, çobanların kullandığı kepeneklere kadar geniş bir alanda kullanılmış. Özellikle kepenek, çobanın hem evi, hem uyku tulumu, hem de yağmurluğu olarak hâlâ alternatifsiz bir üründür.” şeklinde konuştu.
“El işçiliğiyle yapılan keçe daha yumuşak ve doğal oluyor”
El işçiliğiyle yapılan keçenin daha yumuşak ve doğal olduğunu belirten Dursun, “Keçe yapmak tamamen el işçiliğine dayanır. Koyun yünü önce çobandan alınır, temizlenir ve taranır. Ardından yünler bir yüzeye serilir, sıcak su ve sabunla ıslatılır. Bu aşamada yün üzerine baskı uygulanır; genelde elle veya ayakla yapılan bu işlem yün liflerinin birbirine kenetlenmesini sağlar. Süreç sonunda ortaya dayanıklı ve kullanışlı bir keçe çıkar. Günümüzde ise makinelerin yardımıyla keçe yapılıyor ama biz halen el işçiliğiyle keçe yapmaya devam ediyoruz çünkü el işçiliğiyle yapılan keçe daha yumuşak ve doğal oluyor. Her bir dokunuş, keçeye bir özellik, bir karakter katıyor. Ayrıca el işçiliği, keçenin uzun ömürlü olmasını sağlar ve yapılan işin tüm inceliklerini taşır.” ifadelerini kullandı.
“Keçe yapımı fiziksel olarak oldukça yorucu bir iş”
Keçecilik mesleğinin zorluklarına değinen Nurullah Doğan, “En büyük zorluk, temiz ve kaliteli koyun yünü bulmak. Eskiden çobanlar koyunlarını nehirlerde yıkayıp kırkar, tertemiz yünler getirirdi. Şimdi ise yünler genelde kirli geliyor ve temizlenmesi zahmetli bir süreç haline geliyor. Ayrıca keçe yapımı fiziksel olarak oldukça yorucu bir iş. Geleneksel yöntemle yünü su ve sabunla ıslatıp elle veya ayakla sıkıştırmak büyük sabır gerektiriyor. Makineler süreci kolaylaştırsa da el emeğiyle yapılan keçe daha değerli ve özel oluyor. Özellikle motifli keçelerde dikkat ve ince işçilik olmazsa tüm emek boşa gidebiliyor. Bir diğer zorluk, gençlerin bu mesleğe ilgi göstermemesi. Eskiden çocuklar babalarının yanında işi öğrenir, ustalaşırdı. Günümüzde ise çırak yetişmemesi mesleği tehlikeye atıyor. Bu zanaat yalnızca bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda kültürümüzün bir parçası. Ancak gençlerin ilgisi olmadan geleceğe taşınması zor görünüyor.” şeklinde konuştu.
“Keçecilik, Tire’de Yörüklerden kalan bir mirastır”
Keçeciliğin Tire’de Yörüklerden kalan bir miras olduğunu ifade eden Doğan, “Aslında bu zanaat Yörüklerin ve çobanların günlük hayatlarının bir parçasıydı. Çobanlar, koyunların yünlerini toplar ve bu yünlerle keçe yaparak hem kendileri için eşya üretir hem de geçimini sağlardı. Keçecilik, Tire’de Yörüklerden kalan bir mirastır. Herkes günlük yaşamında keçe yapar, kışlık giysi, halı, semer gibi eşyalar üretirlerdi. Biz burada aile olarak böyle büyüdük, babadan bunu gördük ve halen eskisi kadar olmasa da devam ettiriyoruz. Tire bu geleneksel zanaatın yapıldığı ve halen yaşatıldığı bir yer oldu. Tire’de bulunan son ustalar olarak biz de geleneksel şekilde bu mesleği sürdürmeye devam ediyoruz.” dedi.
Modern keçe yapımına geçiş: Denemekten korkmamak
Keçeciliği modern tasarımlarla yeni bir boyut getirdiğini ifade eden Arif Cön, “Değişim, 2000'li yıllarda başladı. Eskiden buralar daha tenha ve köy ağırlıklı bir yerdi. Zamanla değişim kaçınılmaz oldu. Ancak keçeye olan ilgi genellikle entelektüel bir tabakayla sınırlı kaldı. Daha çok Şirince, Alaçatı, İstanbul, Bodrum gibi yerlere ve yurtdışına satış yapıyoruz. Bu değişim süreci, müşterilerin taleplerine yanıt verme çabasıyla başladı. Örneğin biri keçeye deri eklemeyi önerdi. İlk başta imkânsız gibi görünse de denemeye başladık. İlk denemelerde sorunlar çıktı çünkü deri ile keçe kolay kaynaşmadı, bazı yerlerden keçe çıktı. Ama pes etmedik, yöntemi geliştirerek keçeyi deriyle birleştirmeyi başardık. Bu süreç sadece müşteriye çözüm sunmak değil, aynı zamanda bizim için bir öğrenme ve gelişim yolculuğu oldu. İlk başta tek bir kişi için yapılan özel bir tasarım, talep gördükçe tekrarlanarak modern keçenin temelini oluşturdu. Esnaf olarak yeniliklere açık olup denemekten korkmamak, başarımızın anahtarı oldu.” ifadelerini kullandı.
"Doğallığın değerini anlayan insan sayısı arttıkça keçeciliğin kullanım alanları da genişliyor"
Keçenin sağlık ve çevre dostu özellikleriyle gelecekte daha da değer kazanacağını belirten Cön, “Keçeciliğin gelecekteki serüveni, doğal malzemelere olan ilginin artışıyla şekillenebilir. Şu anda bile bu zanaat, geleneksel kullanımın ötesine geçiyor ve modern ihtiyaçlara cevap veriyor. Örneğin, keçenin radyasyonu önleme özelliği sayesinde bazı doktorlar radyasyondan koruyan keçe perdeler sipariş ediyor. Hollanda’dan gelen bir talepte ise organik yünden, hanımlar için göğüs pedi istendi. Sentetik ürünlerin kanser riski taşıması nedeniyle doğal keçeye yöneliyorlar. Doğallığın değerini anlayan insan sayısı arttıkça keçeciliğin kullanım alanları da genişliyor. Bu tür yenilikler, keçeciliğin gelecekte sadece bir zanaat değil, aynı zamanda sağlık ve çevre dostu çözümler sunan bir sektör olabileceğinin ipuçlarını veriyor.” şeklinde konuştu.
Anadolu’nun yüzyıllardır süregelen mirası olan keçecilik, ustaların el emeğiyle şekillenerek hem geleneksel hem modern tasarımlarla yaşatılmaya devam ediyor. Doğal ürünlere olan ilginin artması, keçeciliği yeniden değerli kılarken, bu zanaatın geleceğe taşınması için gençlerin ilgisinin artırılması ve yerel desteklerin artırılması büyük önem taşıyor. Geçmişin izlerini koruyarak modern dünyaya uyarlanan keçecilik, yalnızca bir zanaat değil, aynı zamanda çevre dostu ve kültürel bir çözüm olarak öne çıkıyor.
Haber: Ömer Faruk Yalçın
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
Türkiye’nin birçok şehrinde birbirinden güzel evler bulunmaktadır. Peki ya Ankara’nın ...
DÜNDEN BUGÜNE: URLA SANAT SOKAĞI
Asıl adı Zafer Caddesi olan sokak, 2010 yılından sonra bir ...