Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


ALTIN, ZENGİNLİK VE ÇÖZÜLEMEYEN DİLLERİYLE SARDES'İN GİZLİ TARİHİ

27.12.2024
Kültür Sanat

 

Batı Anadolu'nun kalbinde yer alan ve  Lidya Devleti’nin başkenti olan Sardes Antik Kenti’nin kalıntıları Manisa’nın Salihli ilçesi, Sart kasabasında yer almaktadır. Yalnızca Lidya Krallığı'nın başkenti olarak değil, aynı zamanda paranın bulunduğu bu topraklar, tarihin derinliklerinde sakladığı bilinmeyen detaylarıyla da merak uyandırıyor.

 

Sardes Antik Kenti, Lidya Krallığı'nın başkenti olarak da bilinen bu şehir, geçmişin gizemli izlerini günümüze kadar taşımaktadır. Sayısız arkeolojik çalışmalar yapılmış bu şehir, altın madenleri ve zenginlikleri ile antik dünyanın en önemli merkezlerinden biridir. Lidya Krallığı'nın başkenti olarak bilinse de kökleri çok daha eskiye uzanıyor. Bronz Çağı'na kadar dayanan bu kadim yerleşim, M.Ö. 3. bin yılın başlarından itibaren izler sunuyor. Uzmanlara ve Suat Ateşlier’e göre, Sardes'in bulunduğu bölge, tarımsal zenginliği ve stratejik konumuyla tarih boyunca çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yaptı. Bu  haberimizde, Sardes'in gölgede kalan hikayelerini Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Suat Ateşlier ile görüştük.

 

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Akademisyen Suat Ateşlier kimdir?

Ege Üniversitesi Arkeoloji Bölümü'nden mezun olan ve yüksek lisans ile doktora çalışmalarını aynı üniversitede tamamlayan İzmirli akademisyen, arkeoloji alanındaki 31 yıllık deneyimiyle dikkat çekiyor. 1993 yılında Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Arkeoloji Bölümü'nde asistan olarak göreve başlayan Ateşlier, bugün bölüm başkanı olarak görevine devam ediyor. Kariyerinde kazılar, bilimsel araştırmalar yapan ve makaleler yazan deneyimli Ateşlier, bölgenin zengin tarihini aydınlatmaya yönelik çalışmalarıyla tanınıyor. Özellikle Batı Anadolu'daki antik yerleşimler üzerine odaklanan Ateşlier, akademik kariyerinin yanı sıra rahmetli Güven Bakır’ın öğrencisi olup Crawford Greenwalt’ın bilimsel araştırma ekibinde de yer almış. Tarihi ve kültürel mirasın korunması adına da önemli girişimlerde bulunmuştur.

 

Sardes Antik Kenti kazılarındaki ilginç bulgular 

Bu antik kentteki bulguları değerlendiren Ateşlier, “Manisa'nın Salihli ilçesinde bulunan Sardes Antik Kenti'nde yürütülen kazı çalışmalarıyla birlikte tarih yeniden canlanıyor. Uzman arkeologlar tarafından sürdürülen çalışmalar kapsamında, antik döneme ait eşsiz buluntular gün yüzüne çıkarılıyor. Kazılarda şimdiye kadar dönemin ticari ve kültürel zenginliğini yansıtan çok sayıda obje bulundu. Elde edilen buluntular arasında, Lidya Uygarlığı’nın zengin madencilik geçmişini yansıtan değerli metal külçeler ve döneme ait seramik, madeni para ve süs eşyaları, ilginç heykeller bulunuyor. Uzmanlar, Sardes'in antik dönemdeki önemli konumunu daha iyi anlamamızı sağlayan bu eserlerin, bölgenin kültürel ve ekonomik tarihine ışık tuttuğunu belirtiyor. Çalışmaların devamında, daha fazla keşfin yapılması bekleniyor.’’ şeklinde ifade etti

 

Çözülemeyen dilleri: Lidya’nın gizemli kültürel mirası

Ateşlier, “Lidya Krallığı, yalnızca altın ve ticaretle değil, aynı zamanda dilbilim açısından da büyük bir gizemi barındırıyor. Lidya dili, Batı Anadolu’nun diğer yerel dilleri olan Karya, Likya, Misya ve Luvice’den türeyen Anadolu dilleri ailesine ait. Ancak bu diller, bugün hala tam anlamıyla çözülememiş durumdadır. Batı Anadolu’nun M.Ö. 1. bin yılın ilk yarısında gelişen bu diller, yerel halkların özgün, kültürel ve dilsel mirasını yansıtıyor. Balıkesir ve Çanakkale civarında konuşulan Misce, Aydın ve çevresinde kullanılan Karca gibi diller, bölgede yerleşik halkların çeşitliliğini ortaya koyuyor. Ancak bu diller üzerine çalışan uzman sayısının azlığı ve dilbilimsel kayıtların sınırlı olması, onların tam olarak çözülmesini zorlaştırıyor.” dedi. Ateşlier’e göre, Likya dili üzerine çalışan Roberto Gusmani gibi dilbilimciler, bu dillerin Luvice kökenli olduğunu ve Anadolu dilleri ailesine ait olduğunu belirtiyor. Lidya krallarının isimlerinin bile Luvice ve Arzawa kültürüne dayanan yerel köklere sahip olması, bölgenin tarihsel devamlılığını gözler önüne seriyor. Birçok bilim insanına göre ise Lidya kültürü, Batı Anadolu’nun M.Ö. 2. bin yılda filizlenen kültürel mirasının 7. yüzyılda yeniden şekillenmesidir. Yerel halkların bu dilleri ve kültürel izleri, Lidya’nın Batı Anadolu’nun özgün uygarlıklarından biri olduğunu kanıtlıyor. Ancak bu kadim dillerin hala tam anlamıyla çözülememiş olması, Lidya’nın kültürel mirasının en büyük gizemlerinden biri olarak varlığını sürdürüyor.

 

Batı Anadolu’nun ticaret merkezindeki köklü geçmişi

Sardes kenti hakkında bilgi veren Ateşlier,Paranın icadı denince akla ilk olarak Lidya Krallığı gelsede, bu ekonomik devrimin kökleri Batı Anadolu’nun genel ticaret ağına dayanıyor. Uzmanlar Lidya ile özdeşleşen para kullanımının aslında İyonya’yı da kapsayan bir ticaret coğrafyasının ürünü olduğunu belirtiyor. M.Ö. 2000 yılında Hitit etkisi altında kalan Batı Anadolu, küçük yerel krallıkların hüküm sürdüğü bir bölgeydi. Arzawa, Mira ve Asi Nehri Ülkesi gibi krallıkların egemen olduğu bu dönemde, Luvice konuşulan dillerin çeşitliliği, Lidya, Karaca ve Likçe gibi dillerin temelini oluşturdu.’’ dedi. Bu kültürel yapının, aynı zamanda ekonomik bir altyapıyı da beraberinde getirdiğini söyledi. 

Ateşlier, “Batı Anadolu’da bulunan en eski sikkeler, M.Ö. 620’lere tarihlenen elektron (altın-gümüş karışımı) parçalardır. İzmir'in Urla yakınlarındaki Klazomenai gibi İyonya yerleşimlerinde de yüksek kaliteli sikkeler bulunmuştur. Lidya’nın ünlü bakla şeklindeki sikkeleri bu dönemin en bilinen örnekleri olsada, ticaretin yoğun olduğu Batı Anadolu genelinde bu tür sikkelerin izlerine rastlanmaktadır. Dolayısıyla, paranın icadını sadece Lidya’ya atfetmek yerine, bu ekonomik yeniliğin Lidya ve İyonya’nın ortak bir mirası olduğu vurgulanmaktadır. Lidya’nın başkenti Sardes’ten İyonya kentlerine uzanan ticaret yolları, bu devrimin Batı Anadolu’nun tamamında filizlendiğini göstermektedir.’’ ifadelerini kullandı.

 

Sardes ve mitoloji bağlantısı

Ateşlier, mitoloji konusunu şu ifadelerle anlattı, “Antik yazarlar ve eserlerden, özellikle Herodot’un aktardığı bilgilere göre, Lidya'nın tanrı ve tanrıçaları hakkında bazı önemli ayrıntılara ulaşabiliyoruz. Sardes'in baş tanrısı, Artemis'di. Ancak bu Artemis, Yunan mitolojisinde bilinen klasik Artemis'den farklıdır. Anadolu Artemis’i olarak da bilinen bu figür, Efes'teki Artemis ile karıştırılmamalıdır. Efes Artemis'i, başında yüksek bir başlık bulunan, gövdesinde sfenksler, grifonlar, kaleler ve göğüsleri olan bir tanrıçadır. Yunan mitolojisindeki Artemis, genç bir kız figürü olarak tanımlanırken; Anadolu Artemis’i, çok daha farklı bir karaktere sahipti. Bu tanrıça, eski ana tanrıçaların köklerinden gelen bir figürdür ve Lidya’nın baş tanrıçası da aynen böyle bir Artemis’di.’’dedi

Ateşlier, “Artemis, her şeye hakim bir tanrıçadır. Lidya'dan başlayıp, Batı Anadolu'da daha geniş bir coğrafyaya yayılır. Örneğin, Manisa’nın ismi de buradan gelir. Magnesia Oma, zamanla Artemis olarak evrilmiştir. Bu tanrıça, suyun verimliliği, gökyüzü, yıldızlar, ovalar, dağlar, denizler ve tahıl verimliliği gibi pek çok unsuru simgeliyor. Derinlemesine bakıldığında, Batı Anadolu'nun ya da Anadolu'nun Neolitik dönemlerinde M.Ö. 6000-6500 yıllarına kadar uzanan eski ana tanrıçalarının evrimiyle bağlantılıdır. Bu tanrıça, Ma adıyla bilinen ilk ana tanrıçanın evrimiyle ortaya çıkmış ve Artemis ismiyle günümüze kadar gelmiştir. Bu nedenle, Lidya’nın Artemis’i, tam anlamıyla bir Anadolu kadınıdır ve günümüzde interneti kullandığımızda gördüğümüz klasik Artemis figüründen çok farklıdır. Ayrıca Efes'teki Artemis Tapınağı'nın yapımında önemli bir rol üstlenen Lidya Kralı Kroisos'tan da söz etmek gerekir. M.Ö. 570-560 yıllarında inşa edilen bu tapınağın en pahalı malzemeleri, Kroisos tarafından finanse edilmiştir. Tapınağın giriş kısmındaki kabartmalı sütun tamburları, Kroisos’un maddi desteğiyle yapılmış ve bu durum, taşa yazılmış bir kayıttan da anlaşılmaktadır. Bunun nedeni Efes'teki Artemis'in aynı zamanda Lidya'nın tanrıçası olan Artemis ile özdeşleşmesidir.’’ şeklinde ifade etti.

 

Lidya’nın çöküşü: Sardes’te Pers Zaferi ve Satraplık Dönemi

Ateşlier Lidya’nın çöküş dönemini ise “Lidya Krallığı, Kral Kroisos liderliğinde Batı Anadolu’nun en güçlü devleti iken, doğudan yükselen Pers İmparatorluğu’nun ilk hükümdarı Kyros ile karşı karşıya geldi. İki ordu Kızılırmak kıyılarında savaştı ancak sonuçsuz kalan bu çarpışmadan sonra Kroisos, ordusunu geri çekerek Sardes’e döndü. Kyros ise kurnazlıkla Lidya ordusunu takip ederek Sardes’i kuşattı. Herodot’un aktardığına göre, Lidya süvarisi savaşta Pers ordusunun develerinden ürktü ve geri çekildi. Kentin güçlü surları Persler tarafından aşılamasa da bir Lidyalı askerin miğferini düşürmesi sonucu keşfedilen gizli bir kapı, Sardes’in düşmesine neden oldu. Persler kente girerek Kroisos’u esir aldı ve böylece Lidya Devleti sona erdi.’’ şeklinde anlattı.

Sardes’in Persler tarafından Batı Anadolu’nun en önemli yönetim merkezlerinden biri haline getirildiğini aktaran Ateşlier konu hakkında, “Persler, Lidya’da bir satraplık (valilik) kurarak başına genellikle kralın yakınlarından birini atadı. Yerel Lidyalı beyler de yönetimde yer aldı, ancak zamanla Pers kültürünü benimseyerek İranlı memurlar gibi davranmaya başladılar. Mezarları dahi Pers tarzında inşa edilen bu yerel beyler, Lidya’nın Pers egemenliği altındaki dönüşümünün simgesi oldu. Bu dönemin en önemli kalıntılarından biri olan Uşak’taki Karun Hazinesi, Lidya’nın yerel zenginlerinin ve Pers etkisinin bir göstergesi olarak günümüze ulaşmıştır.” şeklinde konuştu.

 

Bilimsel çalışmalar ve arkeoloji

Sardes kazılarına dahil olma süreci hakkında Ateşlier, “Sardes kazılarına bilimsel heyet üyesi olarak katıldım. Bunun sebebi, mimari terracotta (pişmiş toprak) çalışmaları yapmamdır. Özellikle antik dönem çatı malzemeleri ve yağmur olukları üzerine uzmanlaştım. Greenwalt Hoca, bu alandaki uzmanlığım nedeniyle beni kazı heyetine yazdı. Kazıda çalışmak için değil, bilimsel heyette yer almak amacıyla bu göreve seçildim. Hatta Yapı Kredi’nin yayımladığı "Lidya Devleti" cildinde de Lidya Mimari Terracotta Odaları hakkında bir makale yazmıştım. Bu alanda çok rahat ve bilgi sahibi olduğum için, bu tür çalışmalar benim için oldukça kolaydı.’’dedi. Sardes kazıları hakkında şunları söyleyen Ateşlier, “Sardes, çok uzun yıllar sürecek kazılarla keşfedilecek bir yer. Her an büyük sürprizlerle karşılaşılabilir çünkü kazı alanı hala çok büyük bir potansiyel taşıyor. Kazının iyi tarafı, Sardes’in köklerinin daha derinlere gidebileceğini bilmiyor olmamızdır. Ancak kötü tarafı da var. Sardes’in yerleşimi, Roma ve Bizans dönemlerinde de devam etti. Bu da eski yapı katlarının çok derinlerde olmasına yol açtı çünkü üst katlarda sürekli yerleşim olmuş. Üstteki yerleşim, eski yapıları bozabiliyor. Örneğin eski duvar blokları ya da sanat eserleri, Roma veya Bizans döneminde yapı malzemesi olarak kullanılabiliyor. Bu nedenle Lidya dönemine ait eserler bazen üst katlarda çıkabiliyor çünkü insanlar bunları yalnızca inşaat malzemesi olarak görmüş ama bir yandan da eski yerleşimlerin üstüne yeni katlar eklenmiş olması, kazı açısından bir avantaj sağlıyor. Eğer üstteki katları iyi çalışıp, uygun noktalardan aşağıya inebilirsek, eski yerleşime ulaşmak mümkün olabiliyor. Bu sayede hem eski yerleşimler korunmuş hem de daha derin katlardan faydalanmak mümkün hale geliyor. Yeni teknolojilerle bu alanda çok daha fazla bilgi elde edilebilir. Bu da gelecekteki kazılar için çok değerli bir potansiyel sunuyor.” şeklinde konuştu.

 

Bizlere bu değerli bilgileri verdiği ve Sardes Kenti’ni anlattığı için Arkeoloji Bölüm Başkanı Suat Ateşlier’e teşekkür ederiz.

Haber: Yasin Ateş

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

HAMAMÖNÜ EVLERİ

Türkiye’nin birçok şehrinde birbirinden güzel evler bulunmaktadır. Peki ya Ankara’nın ...

DÜNDEN BUGÜNE: URLA SANAT SOKAĞI

  Asıl adı Zafer Caddesi olan sokak, 2010 yılından sonra bir ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00