Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


ALBÜMDEN EKRANA

28.12.2025
Dosya

 

Akıllı telefonlar ve dijital arşivler hayatı kolaylaştırırken, yıllarca aile hafızasını taşıyan fotoğraf albümleri evlerden yavaş yavaş kayboluyor. Binlerce fotoğraf çekiyoruz, ancak hangisini gerçekten hatırlıyoruz? 

 

Bir dönem fotoğraf çektirmek, özel anları kalıcı hale getirmenin en önemli yollarından biriydi. Bayramlarda, düğünlerde ve gündelik hayatın küçük anlarında çekilen fotoğraflar bastırılır, albümlere yerleştirilir ve yıllar boyunca aile hikâyeleriyle birlikte saklanırdı. Günümüzde ise fotoğraflar çoğunlukla dijital ekranlarda var oluyor, hızla çekiliyor, hızla tüketiliyor ve çoğu zaman tekrar bakılmadan arşivleniyor. Bu dönüşüm, yalnızca fotoğraf basma kültürünü değil, aile hafızasının nasıl oluştuğunu ve kuşaklar arasında nasıl aktarıldığını da etkiliyor. Sosyolog Doç. Dr. Nilgün Sofuoğlu Kılıç, dijitalleşmenin toplumsal hafıza üzerindeki etkilerini değerlendirirken, fotoğrafçılar Kenan İnanç ve Şule Yıldırım, fotoğraf üretimi ve baskı pratiğindeki değişimi aktardı. 

 

Albümler ailenin mikro tarihi

Sosyolog Doç. Dr. Nilgün Sofuoğlu Kılıç, aile albümlerinin yalnızca basılı fotoğraflardan ibaret olmadığını, aynı zamanda ailenin mikro tarihini yansıttığını söyledi. Kılıç, aile albümlerinin kronolojik sırayla aile yaşantısını gösterdiğini, bir albümün genellikle evlilikle başladığını ve ilk sayfalarda düğün fotoğrafları, gezilerden kareler, çocukların fotoğrafları ya da önceki kuşakların resimlerinin yer aldığını söyledi. Bu şekilde albümler, ailenin tarihini bir arada tutan bir arşiv niteliği taşır. Kılıç, albümlere bakmanın yalnızca geçmişi hatırlamak olmadığını, aynı zamanda belleği tazelediğini vurguladı: “Albümlere bakmak, ailenin tarihini canlandırır, anıların yeniden yaşanmasına ve duygusal tazelenmeye vesile olur.” Bir fotoğrafa bakıldığında yalnızca görüntünün değil, çekildiği zamanın, mekânın ve duyguların da hatırlandığını belirten Kılıç, aile albümlerinin kuşaklar arasında toplumsal hafızayı aktararak bir miras işlevi gördüğünü ifade ederek, “Aile albümleri, sadece para ve mülk değil, hatıralar açısından da önemli bir mirastır ve bize değer katar.” dedi.

 

Fotoğraf baskısı yerini dijital arşivlere bıraktı

Fotoğrafçı Kenan İnanç, geçmiş yıllarda ailelerin fotoğrafa daha fazla önem verdiğini belirterek, dijitalleşmenin sektör üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. İnanç, “Eskiden maneviyat daha güçlüydü, İnsanlar aile albümlerine ve bastırılmış fotoğraflara daha çok yöneliyordu. Dijitalleşmeyle birlikte bu maneviyat da fotoğrafçılık sektörü de büyük ölçüde geriledi.” dedi. İnanç, sektördeki değişimi rakamlarla da ortaya koyarak, ilk şirketini kurduğu dönemde günde yaklaşık 5 bin metrekare fotoğraf baskısı yaptıklarını, günümüzde ise bu miktarı ancak bir haftada tamamlayabildiklerini söyledi. Geçmişte hemen her evde bir fotoğraf makinesi bulunduğunu, bu fotoğraf makinelerinde dört mevsimi yansıtan fotoğrafların da içinde bulunduğunu ifade eden İnanç, “Dört mevsimi yansıtan fotoğraflar albümlerde yer alırdı. Bugün ise bir kişi, 30 bin fotoğraf çekiyor, yalnızca 30 tanesini bastırıyor.” diye ifade etti. Fotoğrafçı Şule Yıldırım ise benzer ifadeleri dile getirerek, eskiden fotoğrafa verilen değerin daha yüksek olduğunu vurguladı. Yıldırım, “İnsanlar çocuklarının ve kendilerinin fotoğraflarını mutlaka baskı halinde alırdı. Günümüzde yapay zekanın gelişmesi, hard diskler ve dizüstü bilgisayarların yaygınlaşmasıyla fotoğraflar dijital ortamlarda saklanıyor. Maalesef baskı kültürü ve fotoğrafçılık mesleğinin önemi yitirilmiş durumda.” ifadelerini kullandı.

 

Dijital ortamdaki hata sonrası kayıp fotoğraflar

Fotoğrafçı Kenan İnanç, aile albümlerinin dijital ortama taşınmasının hem bireysel hem de sektörel açıdan önemli bir kayıp olduğunu söyledi. Dijital arşivlerin kalıcı olmadığını dikkat çeken İnanç, tek bir teknik hata ile tüm fotoğrafların silinebileceğini belirterek bu durumun insanlar açısından olduğu kadar fotoğrafçılık sektörü açısından da olumsuz sonuçlar doğurduğunu ifade etti. Dijital fotoğrafların sayısının artmasının anıların değerini azalttığını vurgulayan İnanç, “Günümüzde binlerce fotoğraf çekiliyor ancak neredeyse hiçbiri bastırılmıyor. Üstelik bastırıldığı gibi dönüp bakılmıyor da, fotoğrafların başında vakit geçirilmiyor.” dedi. Geçmişte evlerde mutlaka fotoğraf albümleri bulunduğunu hatırlatan İnanç, misafirliğe gelenlerle birlikte albümlerin açıldığını ve fotoğrafların tek tek incelendiğini söyledi. Bu alışkanlıkların ortadan kalkmasıyla birlikte insanların duygularının, maneviyatının ve fotoğraflara olan ilginin de değiştiğini belirten İnanç, yaşanan dönüşümün toplumsal bağları da zayıflattığını dile getirdi. Dijitalleşmenin fotoğrafçılık üzerindeki etkilerine dikkat çeken bir diğer isim ise fotoğrafçı Şule Yıldırım oldu.  Şule Yıldırım, fotoğraf baskısına olan talebin giderek düştüğünü belirterek, günümüzde fotoğraf bastırmaya gelenlerin sayısının neredeyse yok denecek kadar azaldığını söyledi. Yıldırım, ailelerin artık albümleri baskı halinde almak yerine yalnızca dijital formatta tercih ettiğini ifade etti. Albüm ve fotoğrafların dijital ortama taşınmasının kullanım açısından kolaylık sağladığını dile getiren Yıldırım, bu durumun ciddi riskler de barındırdığına dikkat çekti. Dijital arşivlerin yedeklenmediği takdirde özel günlere ait fotoğrafların tamamen yok olabileceğini belirten Yıldırım, “Bir düğünü ya da özel bir günü yeniden yaşamak mümkün değil. Bu nedenle fotoğrafların kaybolması, anıların da yok olması anlamına geliyor.” dedi.

 

Fotoğraf ritüelinin kaybı toplumsal belleği zayıflatıyor

Sosyolog Nilgün Sofuoğlu Kılıç, basılı fotoğraflardan dijital arşivlere geçişin aile içi ilişkiler ve toplumsal hafıza üzerinde önemli bir kırılma yarattığını söyledi. Dijitalleşmeyle birlikte fotoğraf çekmenin her an mümkün hale geldiğini belirten Kılıç, bu durumun fotoğrafa yüklenen anlamı ve duygusal değeri azalttığını ifade etti. Geçmişte fotoğraf çekiminin sınırlı ve özel bir süreç olduğuna dikkat çeken Kılıç, tek bir fotoğrafın günler sonra görülmesinin heyecan ve beklenti yarattığını söyledi. Günümüzde ise herkesin cebinde bir fotoğraf makinesi bulunduğunu belirten Kılıç, çok sayıda fotoğraf çekilmesinin anıların değerini düşürdüğünü, sürpriz ve merak duygusunun ortadan kalktığını vurguladı. Aile albümlerinin kuşaktan kuşağa aktarılan birer miras niteliği taşıdığını hatırlatan Kılıç, bugün bireylerin kendi telefonlarında kişisel ve kapalı arşivler oluşturduğunu dile getirdi. Bu durumun, bir kişinin vefatı halinde fotoğrafların şifrelerle birlikte kaybolmasına yol açabileceğini belirten Kılıç, toplumsal hafızanın ve aile tarihinin aktarımının nasıl sağlanacağına dair ciddi bir belirsizlik oluştuğunu söyledi.

 

 “Fotoğraf çekmek bir aile ritüelidir.”

Fotoğrafın sosyolojik anlamına da değinen Kılıç, ünlü teorisyen Pierre Bourdieu’nün fotoğraf üzerine yaptığı fotoğraf çekmenin bir aile ritüeli olduğu tespitini hatırlattı. Kılıç, “Aile fotoğrafı çekmek bir ritüeldi. Aile bireyleri bir araya gelir, en güzel kıyafetlerini giyer ve fotoğrafçıya giderdi. Bayramlar ve özel günlerde çekilen fotoğraflar, ailenin birlikteliğini ve sürekliliğini simgelerdi.” ifadelerini kullandı. Basılı fotoğrafların genellikle mutlu anları içerdiğini belirten Kılıç, bunun ailenin idealize edilmesi ve kutsanması anlamına geldiğini söyledi. Aile albümlerinin, ailenin en iyi hâllerinin görselleştirilmesi ve toplumsal birliğin yeniden üretilmesi işlevini taşıdığını vurgulayan Kılıç, dijitalleşmeyle birlikte bu kültürel ve sembolik işlevin büyük ölçüde kaybolduğunu dile getirdi.

 

Dijitalleşme fotoğraf basma kültürünü ve maneviyatı sarsıyor

Fotoğrafçılık sektörü, dijitalleşmenin etkisiyle köklü bir değişim yaşıyor. Fotoğrafçı Şule Yıldırım, geçmişte aile albümlerindeki fotoğrafların daha detaylı incelendiğini, günümüzde ise çok sayıda fotoğraf çekildiğini ve pek çok ayrıntının kaçırıldığını söyledi. Teknolojinin hızlı ilerlemesinin, maneviyat ve eski değerlerin fotoğraf basma kültürüne verilmemesine yol açtığını belirten Yıldırım, “Artık insanlar biyometrik fotoğrafları yapay zekaya yaptırıp çıktı almaya geliyor. Yitirilen her değer gibi fotoğraf basma kültürü de tekrar gelmez.” dedi. Fotoğrafçı Kenan İnanç ise değişen dünyanın, fotoğraf basma kültürünü tamamen yok edeceğini ifade etti. İnanç, “Fotoğrafçılık sektörünün önümüzdeki 10 yıl içinde ciddi bir dönüşüm yaşayacağını düşünüyorum. Eski fotoğraflarda bir ruh ve maneviyat vardı, ancak genç kuşak bunu artık hissedemiyor. Yapay zekâ ile yapılan işlerden sonra biz yalnızca özel gün fotoğrafçılığı ile sınırlı kalıyoruz.” ifadelerine yer verdi. Sosyolog Doç. Dr. Nilgün Sofuoğlu Kılıç ise basılı fotoğrafların dokunsallığını kaybetmenin geçmişle kurduğumuz bağı zayıflattığını vurguladı. Kılıç, eskiden misafir geldiğinde ailelerin birlikte albümlere baktığını, ancak dijitalleşmeyle birlikte fotoğraflara bakma eyleminin artık bireysel ve uzaktan gerçekleştiğini söyledi. Fotoğrafların sosyal medyada paylaşılması ile değerlendirildiğini ve beğenilerin anın anlamını belirlediğini ifade eden Kılıç, “Albümlerle birlikte birlik ve beraberlik varken, günümüzde fotoğraflar yalnızca likelar (beğeniler) ve paylaşımlar üzerinden anlam kazanıyor.” dedi. 

 

Dijitalleşme, fotoğraf basma kültürünü ve aile albümlerinin toplumsal hafızadaki rolünü zayıflatıyor. Fotoğraflar artık hızla çekilip dijital ortamda saklansa da, albümlerin sağladığı duygusal bağ ve kuşaklar arası aktarım giderek kayboluyor. Bu nedenle fotoğrafın sadece bir kayıt değil, aile mirası olarak değerini korumak önem taşıyor. Değerli görüşlerini bizimle paylaşan ve fotoğrafın toplumsal önemini anlamamıza ışık tutan Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nilgün Sofuoğlu Kılıç ile Fotoğrafçılar Şule Yıldırım ve Kenan İnanç’a teşekkür ederiz.

 

Haber: Sedanur Alkan

 

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?

  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE

  Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00