Amasya’nın Taşova ilçesinde doğup Çorum’un Alaca ilçesinde büyüyen bir çocuk... Futbolcu olma hayaliyle yanıp tutuşurken müzik öğretmeninin bir sözüyle rotasını tamamen değiştiren genç bir adam. Kıraathanede garsonluk yaparak biriktirdiği 350 lirayla aldığı ilk gitarla yazmaya başladı şarkılarını. Bugün “Sana El Pençe Durmam” ile milyonların dilinde, 50. Altın Kelebek’te “En İyi Çıkış Yapan Şarkıcı” ödülünün sahibi. İşte karşınızda “Yeni Anadolu”nun mimarı Emre Fel.
Sarı saçları, ortadan ikiye ayrılmış, gözlerinde güneş gözlüğü, kısa paça pantolonu ve bileklerinde takılarla giriyor stüdyoya. İlk bakışta her şeyiyle bir “imaj” gibi görünüyor belki ama o “Dışarıdaki Emre Fel’le evdeki Emre Fel’in tek farkı dışarıda saçlarım açık, evde toplu” diyerek başlıyor söze. Onunla hem küçük bir Anadolu kasabasında farklı olmanın zorluklarını hem de bugün geldiği noktayı konuşuyoruz.
O başkaldırıyı orada yapmasam belki bugünü göremezdim
Emre Fel’in hikayesi 1998 yılında Amasya’nın Taşova ilçesinde başlıyor. İlkokul birinci sınıfın ilk yarısını İzmir’de okuyor, ardından doğduğu topraklara geri dönüyor. Ortaokul Taşova’da, lise ise annesinin memleketi Çorum’un 20 bin nüfuslu Alaca ilçesinde geçiyor. Peki bu küçük kasabalarda kendine özgü tarzıyla nasıl karşılanmış? Anlatırken bir yandan gülüyor, bir yandan da o günlerin zorluğunu hissettiriyor: “Neler çektim o zamanlar! Fazlasıyla zordu… Çocukluk zamanımda şu üçgen, yukarı doğru saçlardan yapardım, bukalemun gibi renkli; müdür yardımcısı saçımı kesmişti. Liseye geçtiğimde askeri postalların içine okul pantolonunu sokardım, motorcular gibi. Sarı saçlarım uzun, ortadan ayrılmış, garip bir çocuk olarak görünüyordum. Küpelerim vardı, yırtık ya da kısa paça pantolonlar da giyerdim. Kısa paçalardan dolayı ‘Maddi durumun kötüyse sana pantolon alalım’ diyenler olurdu. Ama o başkaldırıyı orada yapmasam belki bugünü göremezdim.”
Futbolcu olacaktı, gitarla tanıştı
Aslında onun ilk büyük hayali futbolculuk. Sahada koşmak, forma giymek… Ta ki lisede müzik dersinde bir şarkı söyleyene kadar. Müzik öğretmeni Seval Boztepe onun sesini duyunca çok etkileniyor. “Başlarda utanıyordum ama zamanla açıldım ve her müzik dersinde şarkı söyler oldum. Lise 3’e geçince müzik öğretmenim ‘Artık bir şey çalman gerekmiyor mu? Mesela gitar çalabilirsin’ dedi. ‘Hayır, ben futbolcu olacağım’ dedim. Ama sırf o üzülmesin diye yazları, boş zamanlarımda kıraathanede çalıştım ve 350 liraya bir gitar aldım. 3 ay kurs gördüm. İlk şarkımı yazdım ve sonra futbol benim için kül oldu.” Bir kıraathanede garsonluk yaparak kazandığı parayla aldığı ilk gitarla başlayan bu yolculuk, onu bugün Türkiye’nin en çok dinlenen sanatçılarından birine dönüştürecekti.
“Yeni Anadolu” diye bir tarz var
2019 Ağustos’unda “Yeni Anadolu” adını verdiği 5 şarkılık bir projeyle müzik dünyasına adım atıyor Emre Fel. Peki bu “Yeni Anadolu” tam olarak ne? “Bunun temelini 2018 yılında attım. Yaptığım müzik ve altyapı daha bu döneme ait. Vokal ve sözleri dinleyince sanki eski bir şarkı dinliyormuş gibi hissediyorsunuz. Yani yeni kısmını müzikten alsın, Anadolu kısmını söz ve vokallerden alsın istedim. Aslında ‘Anadolu rock dediğimiz tarz bu dönemde çıkmış olsaydı nasıl olurdu’ sorusunun cevabını görüyoruz.” Müziğini hiç dinlememiş birine nasıl anlatırdın diye sorduğumuzda ise cevabı çarpıcı: “Yaptığım iş müzikteki eski ve yeni dönem arasında bir köprü vazifesi görüyor. Seni bu dönemden alırım, eskilere götürür, bir göz kırparım, sonra tekrar buraya getiririm.” Ben taklit etmiyorum, kendim olmak istedim
“Öncelikle estağfurullah diyorum”
Tarzıyla, duruşuyla, sesiyle Barış Manço ve Cem Karaca’ya benzetilmekten kaçış yok. Peki o bu benzetmeleri nasıl karşılıyor? “Öncelikle estağfurullah diyorum. Baba adamlar ve onları çok seviyorum. Hiçbiri gibi olmaya çalışmıyorum, çalışmadım. Sadece müzikte değil, genel hayatımda kendim olmak istedim. Tabii ‘Barış Manço, Cem Karaca göçtü ama sen geldin ve o tadı alabiliyoruz’ demeleri benim için çok güzel.” Taklit ettiği eleştirilerine ise net bir yanıtı var: “Bu taklit değil. Saçım, sakalım Anadolu rock yapmaya başladıktan sonra gelmedi, 2017’den beri saçım böyle. Takı takmayı da hep severdim. Sesim Cem Karaca’yı andırıyor olabilir. Çünkü onunki de pes. Ama ben farklı olmak için de çalıştım. Zaten onlar gibi olamayız, hiç kimse olamaz.”
Çevrem geniştir ama çemberim çok dardır
Sahnedeki enerjisiyle tanınan Emre Fel, aslında özel hayatında oldukça sakin ve içe dönük biri. Bunu kendi cümlesiyle “Çevrem geniştir ama çemberim çok dardır” diye özetliyor. Nasıl bir ailede büyüdüğünü sorduğumuzda ise şunları söylüyor: “Babam fırıncı, şu an emekli. Annem ev hanımı. Üç kardeşiz, ben en büyükleriyim. Annemin de babamın da sesi güzeldir. Babam çocukluğunda gül ağacından kaval gibi üflemeli enstrümanlar yaparmış. Ama profesyonel müzik yapan yoktu. Sanatçı bir aileden gelmiyorum yani.” Yine de bu durum onu hiç yıldırmamış. Kendi yolunu çizmiş, kimseye benzemek zorunda hissetmemiş kendini.
Hakkım neyse onu görmek istiyorum
Bugün geldiği noktada “Sana El Pençe Durmam” YouTube’da 170 milyona yaklaşan izlenmeye ulaşmış durumda. 50. Altın Kelebek Ödülleri’nde “En İyi Çıkış Yapan Şarkıcı” ödülünü kazanmış. Peki tüm bu başarı onu nasıl etkiliyor? “Batarsak batarız, çıkarsak çıkarız, hakkım neyse onu görmek istiyorum” diyor. Bu sözü, Anadolu’nun küçük bir kasabasından gelen bir gencin hem ne kadar mütevazı hem de ne kadar hırslı olabileceğini gösteriyor. Sence dinleyiciler neden seni sevdi? sorumuza ise şöyle yanıt veriyor: “Genelde insanlar eskiyi konuşuyor, retro saatler takıyor, retro giyiniyor. İnsanlar o tarafı özlüyor, birinin bu taşın altına elini sokması lazım dedim. ‘20 yaşında bir adamsın, bunu kaldırabilir misin, meydan bu meydan’ diyerek o taşın altına elimi soktum. İnsanlara demek ki derdimi anlatabildim, onlar da anlayabildiler. Ne mutlu bana.”
Emre Fel, Anadolu rock geleneğini bugünün ezgileriyle buluşturan, duruşuyla, sözleriyle ve en önemlisi kendine olan sadakatiyle müziğin yeni döneminde iz bırakan isimlerden. O, küçük bir kasabada farklı olmanın bedelini ödeyerek büyümüş ama asla pes etmemiş bir hikâye anlatıcısı. Onun için müzik sadece bir sahne performansı değil, aynı zamanda bir varoluş biçimi, bir başkaldırı ve en çok da kimseye benzememe cesareti.
Haber: Emircan Aksu
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE
Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...