25 yıl Türk Hava Kuvvetleri’nde görev yaptıktan sonra emekli olan Ali Bayram, hobi olarak başladığı ahşap oymacılığını mesleğe dönüştürdü. 7’den 70’e öğrencileriyle Ankara’da hem geleneksel bir sanatı yaşatıyor hem de atölyesini bir terapi ve keşif alanına dönüştürüyor.
Ahşap oymacılığı, insanlık tarihi kadar eski bir sanat dalı. Ahşap üzerine çizilen bir figürün, fazlalıklarının oyularak alınmasıyla ortaya çıkan bu sanatın izlerine ilk olarak Mısır piramitlerinde rastlanıyor. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde saray ve cami süslemelerinde yaygın olarak kullanılan ahşap oyma, bugün hâlâ ustaların elinde yaşamaya devam ediyor. Ankara’da bu geleneği sürdüren isimlerden biri olan Ali Bayram, ahşabı yalnızca şekillendirmiyor, ona anlam da yüklüyor.
Askerlikten sanata uzanan yol
1972 Kayseri doğumlu Bayram, 25 yıl boyunca Hava Kuvvetlerinde uçak bakım ve onarım alanında görev yaptı. Ellerine duyduğu güvenin onu bu sanata yönlendirdiğini söyleyen Bayram, o süreci şu sözlerle anlatıyor: “Bu ellerle yıllarca uçak tamir ettim. Her şeyi yaptım, bunu da yaparım dedim. Başlarken sanat olacağını düşünmedim. Keseriz, biçeriz, bir şeyler yaparız diye girdim.” 2013 yılında emekli olduktan sonra Ankara’ya yerleşen Bayram için ahşap oymacılığı zamanla bir hobiden çıkıp mesleğe dönüştü. Ancak bu dönüşüm yalnızca teknik bir gelişim değil, aynı zamanda düşünsel bir yolculuk oldu. “Sonra fark ettim ki bu iş sadece yontmak değilmiş. Aslında insanın içini de yontuyormuş.”
Atölyede birebir dokunuş
Bayram’ın atölyesinde genel eğitimlerin yanı sıra birebir ilgilendiği özel öğrenciler de bulunuyor. Röportaj sırasında yanında bulunan özel öğrencisi, ustasıyla uzun süredir birlikte üretim yapıyor. Bayram, bireysel eğitimin önemini şöyle anlatıyor: “Bazı öğrenciler teknik öğrenmeye geliyor ama süreçte hayata bakışları değişiyor. O yüzden birebir dokunuş çok kıymetli.” Özel öğrencisiyle kurduğu bağın sadece usta-çırak ilişkisi olmadığını belirten Bayram, sanatın aynı zamanda bir paylaşım alanı olduğunu söylüyor. Atölyedeki bu yakın temas, öğrencilerin hem teknik hem de düşünsel olarak gelişmesini sağlıyor.
7’den 70’e bir sanat ortamı
Ali Bayram’ın öğrencileri 8 yaşındaki bir çocuktan 70 yaş üzerindeki yetişkinlere kadar uzanıyor. “Gerçek anlamda 7’den 70’e öğrencim var. Çocuklar burada yeteneklerini keşfediyor, büyüklere ise terapi gibi geliyor.” Atölyesinin mottosunu ise “Her insan yetenekli doğar ama zamanla ‘yapamazsın, edemezsin’ denilerek geri çekiliyor. Burada o baskıyı kaldırmaya çalışıyorum.” sözleriyle özetliyor. Bayram’a göre özellikle çocuklar için özgür bir üretim alanı oluşturmak, onların kendilerini ifade edebilmeleri açısından büyük önem taşıyor.
Ankara’da sanatın ortak çatısı
Bayram’ın üretim yaptığı sanat alanında yaklaşık 40 sanatçı bulunuyor ve 20 farklı branşta eğitim veriliyor. Geleneksel sanatların büyük bölümü burada yaşatılırken, resim gibi modern sanat dallarında da çalışmalar yürütülüyor. “Ankaralılar bu anlamda şanslı. Gelenekselden moderne birçok sanat dalı bir arada.” diyen Bayram, bu çeşitliliğin sanatseverler için önemli bir buluşma noktası oluşturduğunu belirtiyor.
“Hikâyesi olmayan esere elim gitmiyor”
Ali Bayram’ı farklı kılan en önemli unsur ise eserlerine yüklediği anlam. Ona göre bir çalışma yalnızca estetik açıdan güzel olmamalı, mutlaka bir hikâyesi olmalı: “Hikâyesi olmayan bir şeyi yapamıyorum. Her eserin bir sözü var.” Bayram, “İnsan insanın hem kilidi hem de anahtarıdır.” temalı çalışmasını şu sözlerle anlatıyor: “İki insan birbirini kurtarıyor gibi görünür ama çoğu zaman ‘benim gibi ol’ diyerek kendi doğrularını dayatır. Herkesin doğrusu kendi kültürüne, coğrafyasına göre şekillenir. Bunu başkasına yüklemek ilişkileri kilitler.” Kilidin çilingir tarafından açıldığını ancak bunun çoğu zaman yıkıcı olduğunu belirten Bayram, bu durumu evlilikten komşuluğa kadar birçok ilişkiye benzetiyor. Ahşabı sabırla oyan Ali Bayram, aslında yalnızca bir sanat üretmiyor, insanlara düşünme ve kendini yeniden şekillendirme alanı açıyor. Onun atölyesinde yalnızca tahtalar değil, hayatın bakış açıları da yeniden biçimleniyor.
Haber: Aysu Aydın
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE
Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...