Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


75 YILLIK DÜĞÜM: MUSTAFA AMCA’NIN SEPETLERLE ÖRÜLEN ÖMRÜ

30.12.2025
Yaşam

 

Aydın’ın köylerinde bir zamanlar onlarca ustanın ellerinde hayat bulan sepetçilik zanaatı, bugün 87 yaşındaki Mustafa Demir’in parmak uçlarında yaşam mücadelesi veriyor. 12 yaşında başladığı mesleğini 75 yıldır aralıksız sürdüren Demir, “Benden sonra bu işi yapacak kimse kalmadı” diyerek bir devrin kapandığını söyledi.

 

Unutulmuş mesleklerden biri olan sepetçilik, bütün emeğiyle yıllara meydan okuyan Mustafa Demir’in ellerinde can bulmaya devam ediyor. Aydın’ın Köşk ilçesinde, evinin bodrum katında sepetlerini ören Demir’in hikayesi sepetçilik mesleğinin son demlerini yaşadığını gösterdi. Sepetlerini ördüğü bodrum katının kapısından içeri girildiğinde taze kesilmiş söğüt dallarının kokusuyla zamana direnen yapının kendine has atmosferi dikkat çekti. Her adımda gıcırdayan yer tahtaları, bu bodrum katının sadece bir çalışma alanı değil, aynı zamanda yaşayan bir tarih olduğunu bizlere hissettirdi. Odanın ortasındaki divanda beyaz kasketiyle oturan 87 yaşındaki Mustafa Demir, 75 yıllık meslek hayatını ve sepetçiliğin hazin sonunu anlattı.

 

12 yaşında başlayan emek yolculuğu

Mustafa Demir, sepet örmeye henüz 12 yaşındayken köydeki büyüklerini izleyerek başladı. İlk denemelerini gülümseyerek hatırlayan Demir, “İlk ördüğüm sepet mükemmel değildi, yamuk yumuk olmuştu.” dedi. Ancak o gün attığı “yamuk” düğümler, zamanla incir ve zeytin üreticilerinin vazgeçilmezi haline gelen kusursuz bir işçiliğe dönüştü. Geçtiğimiz yıl 15 bin liralık satış yaptığını belirten usta, yılda ortalama 70-80 sepeti elleriyle ördüğünü ifade etti. Mesleğine duyduğu tutkuyu “arkadaşlık” kelimesiyle tanımlayan Demir, ilerlemiş yaşına rağmen tezgâh başından ayrılmadığını vurguladı. Sepetçiliğin kendisine iyi geldiğini belirten yaşlı usta, “Bu yaşta bana arkadaş gibi geliyor. Elden ayaktan düşmediğim sürece örmeye devam edeceğim. Bana oyuncak gibi geliyor.” sözleriyle zanaatına olan bağlılığını dile getirdi. Günde üç sepetin iskeletini hazırladığını ve ardından saplarını eklediğini anlatan Demir, bu işin kendisi için hiçbir zorluğunun olmadığını belirtti.

 

12 ustadan geriye sadece o kaldı

Görüşmemizin en çarpıcı noktası ise bir dönemin parlayan mesleğinin bugün geldiği yalnızlık oldu. Eskiden Uzundere mevkisinde bu işi yapan 12 ustanın bulunduğunu ancak bugün tek başına kaldığını söyleyen Demir, “Dura dura yaşlılar da kalmayınca bu sepet işi son bulacak. Şimdi bir kişi kaldı, o da örerse örüyor, örmezse örmüyor. Ören kalmadı.” diyerek hüzünlü bir tespitte bulundu. Artık çevre köylerden gelen herkesin tek adresi haline gelen usta, mesleğin teknik zorluklarına da değinerek, “Çoğu kişi yapamaz zaten. Malzemeyi toplamasını bilemez. Dip tarafını örer ama yukarı çıkaramaz.” dedi.

 

“Dünyaya bir daha gelsem…”

Yeni çırakların yetişmemesi ve mesleğin yok olmaya yüz tutmasından derin üzüntü duyduğunu belirten Mustafa Demir, her şeye rağmen meslek aşkını şu sözlerle mühürledi: “Dünyaya bir daha gelsem yine bu mesleği yapardım.” İncir sezonundan bir ay önce hazırlıklara başladığını ve zeytin zamanında satışların devam ettiğini söyleyen Demir, elindeki son dalı da bükerek sessizce işine geri döndü.

 

Mustafa Demir’in kendine oyun alanı olarak gördüğü, sepetlerini ördüğü o bodrum katından ayrılırken, arkada sadece gıcırdayan yer tahtalarının sesini değil, mesleğini kendine arkadaş edinen bir devin onurlu yalnızlığı kaldı. Demir, son düğümü atana kadar bu küçücük bodrum katında sepetlerini örmeye devam edecek; ancak Demir’in sessiz vedası, Aydın’ın binlerce yıllık bir geleneğinin son hafızasının da silineceği gerçeğini bir kez daha hatırlattı. Bizleri bir dost gibi ağırlayan, 87 yıllık ömrünün en kıymetli arkadaşı olan sepetçiliği tüm samimiyetiyle anlatan Mustafa Demir’e teşekkür ederiz.

 

Haber: Büşra Oflaz 

 

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?

  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE

  Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00