Minyatür yapmak sabır ve zaman isteyen bir iştir. Her ayrıntı büyük bir özenle işlenir. Boyutlar küçüldükçe zorluklar artar. Ne kadar küçük olursa o kadar hassas çalışmanız gerekir. Yani bir şeyin küçük olması onu yapmanın kolay olduğu anlamına gelmez, tam aksine daha çok özveri, dikkat ve ustalık gerektirir. Akabinde bu işin teknik ve sanat kısmı vardır. Sanat kısmını teknik kısmından ayıran en önemli özellik, sanatçının yaptığı esere kültürel ruhu aktarabilmesidir.
Diyarbakır'da doğup büyüdüğü ilçenin tarihini ve kültürel dokusunu sabır ve özenle 23 yıl harcayarak minyatüre aktaran Fesih Gündoğar ile minyatür sanatı ve taş işlemeciliği üzerine bir görüşme gerçekleştirdik. Fesih Bey sabır ve sanatın birleşiminden doğan bu eşsiz eserin arkasındaki hayali, zorlukları ve azmi sayesinde bu zorlukların üstesinden nasıl gelebildiğini bizlere anlattı.
Kendinizi tanıtır mısınız?
Ben Fesih Gündoğar. 54 yaşındayım. Diyarbakır’da yaşıyorum. Taş oymacılığı ve maket yapma sanatı ile ilgilenmekteyim. İlkokulu 3. sınıfa kadar okudum. Şu an Kültür ve Turizm Bakanlığından aldığım maddi manevi destek ile bana ayarlamış oldukları yerde gördüğünüz üzere en büyük projem ilçe minyatürü ve diğer projelerimi halka açık bir alanda tamamen ücretsiz bir şekilde sergilemekle uğraşmaktayım.
Yaşadığınız ilçenin minyatürünü yapmaya nasıl karar verdiniz? Bu fikir nasıl ortaya çıktı ve ne tür zorluklar ile karşılaştınız?
Aslında bu sanat ile uğraşma yolculuğunun en başında ülkenin sosyolojisi ve o dönemdeki çalkantılı durumlarından bahsetmek istiyorum. Çünkü sanat yapmanın zorluğu o dönemlerde günümüzden çok daha zordu. Bu yüzden en başından anlatmak isterim. Minyatür yapma sanatı en başında benim için bir hobi ile başlamıştı. 1985’te maketler yapmaya başladım. O dönemlerde ülkenin durumu sıkıntılıydı. Malum sağ-sol olayları olsun, askeri darbe ile yönetimin ele geçirilmesi olsun derken ülke karışık durumdaydı. Bu sağ-sol olaylarında daha çok gençler yani üniversite öğrencileri, ideolojik görüşlerini eylemler ile aktif rolde sergiledikleri için o dönemlerde sanat ile uğraşan insanların aileleri ya da üniversite öğrencilerinin aileleri, cocuklarının sanat ile uğraşmalarına veya üniversite okumalarına hep temkinli yakşalıyordu. Ben de hem maddi sıkıntılardan dolayı hem de o dönemin zorlu şartlarından dolayı maalesef okula devam edemedim. O sırada maketler yapıyordum. Bir yandan çalışma hayatım devam ediyordu. Annem ile babamın okuma yazması yoktu. Tarım ile uğraşıyorlardı. Başka bir şehre hiç gitmemiş, başka bir yer görmemişlerdi. Bizim ev nispeten havaalanına yakın olduğu için o yaşlarda uçaklara bakar annemle sohbet ederdim. “Anne acaba kuşlar yukarıdan bizi nasıl görüyor? Veya o uçaklardaki insanlar yukarıdan bizi nasıl görüyor?” diye sorular sorardım. Annem de, “Bilmiyorum oğlum keşke bilsem de sana söylesem.” derdi. O zamanlar kendime hedef koymuştum. Bunu daha önce yapan olmamıştı. O yüzden madem biz yukarıdan göremiyoruz, o zaman ben de yaşadığım bölgenin minyatürünü yapacağım ve evdekiler ile beraber doya doya bakacağız diyordum. Kafamda öyle bir hedef koymuştum. Tabii o dönemlerde böyle taşları oyarak şekillendirmek falan toplum yapısına göre boş işler gibi geliyordu. Yaptığım işleri görenler “Vaktini buna harcama başka şeylerle uğraş.” gibi cümleler kuruyorlardı. Bunu diyenler arasında anne ve babam da dahildi. O dönemlerde “Genç adamsın, ne okulu? Gel çalış eve ekmek götür.” diyenler, birde üstüne taş oymacılık ile minyatür işler yaptığımı bilenler haliyle üzerimde ekstra bir baskı oluşturuyordu. Toplumumuzun en azından benim yaşadığım bölge insanının bu durumlara sosyolojik bakış açısı maalesef böyleydi ama bu işi çok sevdiğimden asla yılmadım. Projeye 1991’de başladım 2014’te bitirdim. Kafama koyduğum hedefi 23 yıl harcayarak elde ettim. Bununda gururunu yaşıyorum.
Şehrin hangi tarihi veya kültürel yapıları sizin için daha anlamlıydı? Neden?
Tarihi ve kültürel açıdan bir defa çok zengin bir şehir Diyarbakır. Bu yüzden aralarından birkaç seçim yapmak benim için zor olacak ama elbetteki Diyarbakır denince ilk akla gelen yapılar yani kültürel miraslar Surlar, Hevsel Bahçeleri, Ulu Cami, Hz. Süleyman Cami, On Gözlü Köprü gibi yapılardır. Diyarbakır surları, Çin Seddi'nden sonra dünyanın en uzun ve en görkemli surlarıdır. Akabinde Hevsel Bahçeleri’nde 30 uygarlık ev sahipliği yapmış, 8 bin yıl aralıksız tarım yapılmıştır. Diğer tarihi yapılar da çok önemli. Diyarbakır surları, Hevsel Bahçeleri ve Hz.Süleyman Cami Unesco Dünya Miraslar listesine kabul edilmiştir. O yüzden şu projede görülen en ufak işçilikler bile yıllar sürmüştür. Tabii meraklı olduğum için, minyatürünü yaptığım her yapının tarihini ve hikayesini araştırmak zorundaydım. Bu yüzden surların üzerinde yazan yazılardan, ince işçilik isteyen kalenin köşelerinden tutun sokak aralarına kadar herşey birebir ve özenle hazırlandı.
En başında hobi olarak başladığınız bu projenin bugünkü sonuca ulaşacağını tahmin etmiş miydiniz?
Aslında bu işi bitireceğimi kafama koymuştum. Bu işi yapacaktım ama sürekli kafamın içinde, “Nasıl başaracağım?” diye kendi kendime soruyordum. Çünkü o zamanlar şimdiki gibi internet, google diye birşey yoktu. İnternet ile 2004’ te tanışmıştım. Projeye başlayalı 13 yıl olmuştu. İnternet ve bilgisayar o zamanlarda pek nadir bir teknolojiydi. Kimse kolay kolay bulamıyor, erişemiyordu. Bende tabii kitaplardan araştırıyor, haritalara bakıp krokiler bulmaya çalışıyordum. Kitaplara ulaşmak bile zor bir işti. Şehre hakim olduğum kadarını kendi bilgimle yapıyordum. Eksik kalan kısımları ise dediğim gibi harita ve krokilere bakarak yapmaya çalışıyordum. Kendim her yeri gezmeye, dolayısıyla kendime göre haritalar çıkarmaya çalışıyordum. Şimdiki gibi teknoloji elimin altında olsaydı elbette çok daha kısa bir sürede yapabilirdim ama bu sebeplerden ötürü proje hiç bitmeyecek gibi dursa bile devam etmeyi bırakmamıştım. Zaman zaman “bitiremeyeceğim” desem bile iş yarım kalırsa, benden sonra illaki birileri devam eder ve projeyi bitirir diye düşünerek devam etmiştim. Sonuç olarak bu benim bir nevi ustalık eserim oldu. Bir daha böyle bir projeye başlayacak açıkçası ne zamanım ne de sağlığım müsait. O yüzden dediğim gibi sorunun cevabına gelirsek, evet en başında başlarken galiba bitiremeyeceğim dediğim zamanlar çok oldu.
Böyle bir hobi ile uğraşmak isteyenlere ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
Önce küçük minyatürler, maketler ile başlamalarını tavsiye ederim. Bunun akabinde matematik ve geometri ile içli dışlı olmaya özen göstermelerini tavsiye edebilirim. Ben hayat şartlarım nedeni ile okul okuyamadım ama buna rağmen matematik, geometri ve tarih gibi alanlarda kendimi daima geliştirmeye çalıştım. Bu hobi için bence matematik ve geometri bilmek zorundasınız. Sabırlı olmayı öğrenmek zorundasınız. Bir anlık heves uğruna kocaman işler yapacağım diye büyük projeler ile başlarlarsa eğer, hem karşılaşacakları zorluklar yüzünden hem de sabır isteyen küçük başarısızlıklarda harcadıkları zamanın boşa gittiğini düşünerek, bu hobiye olan heveslerini kaybedebilirler. En önemliside “kötü olmuş” veya “yapamazsın, uğraşma” gibi söylemlerde bulunan insanlara kulaklarını kapatmalarını ve sadece hevesle başladıkları hobilerine odaklanmalarını tavsiye ederim. Söyleyeceklerim bu kadar teşekkür ederim.
Fesih Gündoğar’a bu eşsiz eseri ve ilham veren hikayesini bizlerle paylaştığı için teşekkür ediyor, sanata kattığı bu değerli miras için kendisini tebrik ediyoruz.
Haber: Rıdvan Şenyiğit
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
Türkiye’nin birçok şehrinde birbirinden güzel evler bulunmaktadır. Peki ya Ankara’nın ...
DÜNDEN BUGÜNE: URLA SANAT SOKAĞI
Asıl adı Zafer Caddesi olan sokak, 2010 yılından sonra bir ...